Otistik ikizlerinin hem annesi hem öğretmeni

Otistik ikizlerinin hem annesi hem öğretmeni
Otistik ikizlerinin hem annesi hem öğretmeni
- Çocuk gelişimi ve eğitimi öğretmeni İlknur Tercan, otistik ikiz kızları için yerleştiği İzmir'de bu çocuklara özel eğitim verilen merkezde hem kızlarına hem de diğer öğrencilere öğretmenlik yapıyor - Kızları dolayısıyla otistik çocuklarla daha rahat anlaşan ve onlara anne şefkatiyle yaklaşan İlknur öğretmen, aynı kaderi paylaştığı velilere de yol gösteriyor - Tercan: - "Burada öğretmenler günü biraz farklı geçiyor. Bir öğrenci kalkıp 'öğretmenler gününüz kutlu olsun' diyemiyor, 'sizi seviyorum' diyemiyor, 'Hocam elinizi öpeyim' diyemiyor"

İZMİR (AA) - HALİL ŞAHİN - Otistik ikizlerinin eğitimi için başka bir şehre taşınan ve çocukluk hayali anaokulu öğretmenliğinden vazgeçen İlknur Tercan, İzmir'deki otistik çocuklar eğitim merkezinde hem kızlarına hem de diğer öğrencilere eğitim veriyor.

Çocuk gelişimi ve eğitimi öğretmeni İlknur Tercan, 1990 yılında ikiz kızlarını dünyaya getirdi. Tercan'ın hayatı, çocuklarına tek yumurta ikizi kızlarda milyonda bir rastlanan otizm teşhisi konmasıyla alt üst oldu. İlknur öğretmen, kızlarının iyi bir eğitim alması için büyük çaba gösterdi. 

İkizler Didem ve Gizem bir süre Ankara'da özel bir eğitim merkezine devam etti ancak Tercan, kızlarının eğitimlerini iş uygulama merkezinde sürdürebilmesi için 2004 yılında tayinini İzmir'e istedi.

Anne, baba ve kardeşinin yaşadığı Ankara'dan ayrılan Tercan'ın eşi de iş yerini kapatarak İzmir'de özel bir şirkete işçi olarak girdi.

Özel eğitim öğretmenliği kursları alan İlknur öğretmen, yaklaşık 20 yıl severek yaptığı çocukluk hayali anaokulu öğretmenliğini bırakarak Menemen ilçesinde otizmlilere eğitim verilen Sabahat Akşıray Özel Eğitim İş Uygulama Merkezinde çalışmaya başladı.

-"Yeniden dünyaya gelsem özel eğitim öğretmenliğini seçerdim"

Kendini otistik çocukların eğitimine adayan Tercan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, otizmin zor bir durum olduğunu belirterek, kendi iç dünyalarında yaşayan otistiklerin tek başlarına yemek yeme, giyinme, kişisel bakım gibi temel ihtiyaçlarını bile yerine getiremediklerini söyledi.

Kızlarına hem annelik hem öğretmenlik yaptığını, 2 yıl öz bakım derslerine girdiğini belirten Tercan, Didem ve Gizem'in eğitimi sırasında öğrendiklerinin mesleğine de olumlu yansıdığını vurguladı.

Tercan, "Otizmin ne olduğunu bilmiyordum. Onlara nasıl yaklaşacağım konusunda tereddütlerim, bilgi eksikliğim vardı. Bu okulda hem öğrencilerimi ve çocuklarımı, hem de kendimi eğittim. Çocuklara anne şefkatiyle yaklaşıyorum. Otistik çocuğu olan ailelerin sıkıntılarını da yakından biliyorum. Empati kurabildiğim için onları çok iyi anlayabiliyorum. Elimden geldiğinde yol gösteriyorum. Otizm farklı bir hastalık. En büyük ihtiyacı sabır ve sevgi" diye konuştu. 

Anne ve babasının da öğretmen olduğunu aktaran Tercan, şöyle devam etti:

"En büyük hayalim ana sınıfında öğretmenlik yapmaktı, çocuk gelişimi uzmanı olmaktı. Üniversitesini okudum, hedefime ulaştım. Buraya geldiğim zaman dedim ki 'artık çocuklarımla birlikte başka çocuklara yardımcı olmak istiyorum'. Ben hayalimi gerçekleştirdim ve çocuklarımdan dolayı yarıda bıraktım. Özel eğitime muhtaç çocuklarla çalışıyorum, şimdi diyorum ki 'yeniden dünyaya gelsem, bana bir teklif sunulsa bu sefer özel eğitim öğretmenliğini seçerdim'. Diğer okulumda da faydalıydım ama buradaki çocukların size daha çok ihtiyacı var." 

Tercan, özel eğitim öğretmenlerinin sadece bir öğretmen değil aynı zamanda çocukların gözü, kulağı, dili, annesi, babası hatta bakıcısı olduğunu dile getirerek, bu işin çok büyük bir özveri istediğine dikkati çekti.

Otistik çocukların öfkelenerek saldırganlaşabildiğini dile getiren Tercan, öğretmenlerin sabır ve sevgisinin büyük önem taşıdığını bildirdi.

-"Burada öğretmenler günü farklı"

Öğretmenlik mesleğinin kutsal olduğunu, yılda bir kere anılmaması gerektiğini kaydeden Tercan, "Buradaki öğretmenler günü biraz farklı geçiyor. Bizim çocuklarımızın konuşması yok. Günün anlamını bilmiyor. Tıpkı anneler günü ya da bayramlarda olduğu gibi. Bir öğrenci kalkıp 'öğretmenler gününüz kutlu olsun' diyemiyor, 'sizi seviyorum' diyemiyor, 'Hocam elinizi öpeyim' diyemiyor. Buradaki öğretmenler yürekleriyle, gönülleriyle çalışan eğitim camiasının cengaverleri" ifadelerini kullandı.

Tercan, bir öğrencisinin tek başına yemek yemeyi öğrenmesinin kendisi için en büyük öğretmenler günü hediyesi olduğunu sözlerine ekledi.