Sığınmacıların canı onlara emanet

Sığınmacıların canı onlara emanet
Sığınmacıların canı onlara emanet
- Sahil Güvenlik Hava Komutanlığı arama kurtarma ekipleri, umut yolculuğunda tekneleri batan sığınmacılara kısa sürede ulaşarak hayatlarını kurtarıyor - Harekat Komutanı Albay Şerbetçi: "Ekiplerimiz gündüz ve gece, her türlü hava şartlarında görev yapabiliyor" - Denizden bir anne ve çocuğunu kurtaran Başçavuş Ertan: "Yaptığımız iş hayat kurtarmak. Yapacağımız hata hem onların hem bizim canımıza mal olabilir. Bu bilinçle her zaman aynı ciddiyetle, özveriyle işimize sarılıyoruz"

İZMİR (AA) - HALİL ŞAHİN - Sahil Güvenlik Hava Komutanlığı arama kurtarma ekipleri, derin ve soğuk sularda hayatta kalma mücadelesi veren sığınmacılara uzattığı yardım eliyle umut yolcularına "can" oluyor. 

Suriye'deki iç savaştan kaçan ve daha iyi koşullarda bir hayat kurma hayaliyle Avrupa'ya gitmek isteyen sığınmacılar, Ege Denizi'ndeki yasa dışı geçişleri artırdı.

Özellikle gece karanlığında, kapasitelerinin çok üzerinde bindikleri lastik botlar ya da teknelerle Yunanistan adalarına ulaşamaya çalışan umut yolcuları, zaman zaman denizin derin ve soğuk sularında ölümle burun buruna geliyor.

Türk sularında yasa dışı faaliyetleri önlemek için görev yapan Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı Sahil Güvenlik Hava Komutanlığı ekipleri, kazazedelerin hayatlarının kurtarılmasında önemli bir rol oynuyor. 

Sahil Güvenlik Komutanlığının, görevlerinin etkinlikle icrasına yönelik ihtiyaç duyduğu hava desteği Sahil Güvenlik Hava Komutanlığı bünyesindeki helikopter ve uçak filolarınca sağlanıyor.

Uçuş ve yer ekipleri, normal görevlerinin yanı sıra denizde olabilecek her türlü olaya anında reaksiyon verebilmek amacıyla 7 gün 24 saat görev yapabilecek şekilde nöbet tutuyor.

"Arama kurtarma teknikleri, dalış, paraşüt, komando, kayak, su altı arama kurtarma" gibi konularda 13 aylık eğitimi tamamlayan arama kurtarma operatörü ile uçuş operatörü ve iki pilottan oluşan 4 kişilik helikopter ekibi, komutanlığa ihbar gelir gelmez hazırlıklarına başlıyor.

Olay yerinin özellikleri, hava koşulları, müdahale yöntemi gibi konuları bir toplantıyla değerlediren ekip, uçuş hazırlıklarını tamamladıktan sonra emrin verilmesiyle harekete geçiyor. 

Olay yerine giden ekipler, denizdeki kişilerin kurtarılması için zorlu koşullarda çalışıyor. Helikopterden vinç yardımıyla inen arama kurtarma operatörü, kazazedeleri sepetle helikoptere taşıyor. Kurtarılan kazazedeler, en yakın sağlık kuruluşuna götürülüyor.  

- "24 saat esasına göre görev"

Sahil Güvenlik Hava Komutanlığı Harekat Komutanı Albay Ertuğrul Şerbetçi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz'deki Türk deniz yetki alanlarında her türlü yasa dışı faaliyetlerin önlenmesini sağladıklarını söyledi.

Ege Denizi'nde özellikle son zamanlarda yasa dışı göç faaliyetinin yoğunlaştığına dikkati çeken Albay Şerbetçi, bu geçişler sırasındaki bot ve tekne batması olaylarının arama kurtarma harekatlarının yoğunluğunu artırdığını belirterek, "Uçak ve helikopter filolarımız, 24 saat esasına göre görev yapar. Ekiplerimiz gündüz ve gece, her türlü hava şartlarında görev yapabiliyor" diye konuştu. 

- Anne ve çocuğunun hayatını kurtardı

Arama kurtarma operatörü Başçavuş Ozan Ertan, göreve çıkarken nasıl bir olayla karşılaşacaklarını önceden net olarak bilemediklerini, çok kısa zamanda bütün şartları göz önüne alarak hazırlandıklarını anlattı.

Helikopterlerin imkan ve kabiliyetlerinin elverdiği ölçüde her türlü zorlu görevi başarıyla gerçekleştirdiklerini dile getiren Ertan, "Yaptığımız iş hayat kurtarmak. Yapacağımız hata hem onların, hem bizim canımıza mal olabilir. Bu bilinçle her zaman aynı ciddiyetle, özveriyle işimize sarılıyoruz" diye konuştu.

Ertan, 27 Ekim'de Çeşme açıklarında gerçekleştirdikleri arama kurtarma harekatında bir anne ve kucağındaki çocuğunu kurtardığını aktararak, şunları kaydetti.

"Su üzerinde yaklaşık 12 kadar kazazedenin çırpındığını, yardıma muhtaç olduğunu gördük. Sahil güvenlik botları da bölgedeydi. Suyun üzerinde bir anne ve çocuğunu gördüm. Ekip olarak durum muhakemesi yaptık, kazazedenin yanına indim. İkisinin de durumu kötüydü. Annesi çocuğunu hemen benim kucağıma verdi. Denizdeyim, kucağımda 2 yaşlarında bir çocuk ve dalgalar nedeniyle nefes almakta zorlanıyor. Anne bana sarılıyor. Benimse ikisini de kurtarmam gerekiyor. Bebeği tek elimle havaya kaldırdım. Anneyi sepete bindirmek için önce belindeki şambreli patlattım. Onu sepete bindirdim, çocuğunu da ona verdim. Birlikte helikoptere çıktık. Bebeğin durumu çok kötüydü. Şuuru yerinde değildi, soğuktan dudak çevresi morarmış, elleri kenetlenmişti. Islak kıyafetlerini çıkarttım, tişörtümle sardım. Kısa kısa masajlar yaparak ellerinin kenetlenmesini açtım. Durumu kritik olduğu için onu ve annesini en yakın hastaneye götürdük."

Görevlerinin duygusal olarak da zorluklar barındırdığını ifade eden Ertan, kurtardığı çocuğun kendi oğlunun yaşlarında olduğunu, o an çocuğunun aklına geldiğini ve gözlerinin dolduğunu sözlerine ekledi.