Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın öldürülmesi davası

Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın öldürülmesi davası
Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın öldürülmesi davası
- Diyarbakır'da 22 yıl önce dönemin Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın da aralarında olduğu 16 kişinin hayatını kaybettiği olayla ilgili davaya devam edildi

İZMİR (AA) - Diyarbakır 'ın Lice ilçesinde 1993 yılında dönemin Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın da aralarında bulunduğu 16 kişinin yaşamını yitirdiği olayla ilgili davanın üçüncü celsesi görüldü.

İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanıklar Eşref Hatipoğlu ve Tünay Yanardağ, sağlık sorunlarını gerekçe göstererek yine katılmadı, müştekiler ve tarafların avukatları salonda hazır bulundu. Hayatını kaybedenlerin yakınları, HDP İzmir milletvekili adayları Eylem Yıldız ve Ertuğrul Kürkçü de duruşmayı izledi.

Mağdur avukatlarından Zeynep Sedef Özdoğan, iddianameyi okuması için davet edilen TRT spikerinin kürsüde oturduğunu ancak bunun Anayasa'nın 9. maddesine aykırı olduğunu ve kürsüden inmesi gerektiğini söyledi.

Avukat Tahir Elçi, sanıklar duruşmaya getirilmeden yargılamanın başlayamayacağını, yasal hükümlere göre duruşma salonunda açık kimliklerinin saptanması, iddianamenin yüzlerine karşı okunması ve haklarında yakalama kararı verilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Neden yakalama müzekkeresi çıkarmıyorsunuz? Gerçekten hastalar mı, hayati durum söz konusuysa zaten tahliye edilirler. Devletin panzerine taş atsa emin olun, tutuklanacaklardı. Biri general olan sanıklar, biri arkadaşları olmak üzere 16 kişinin öldürülmesi, bir ilçenin yakılıp yıkılması nedeniyle yargılanıyor fakat siz getirme kararı bile veremiyorsunuz. Sizin bu tutumunuzla, hoşgörünüzle emin olun, yargılama bile yapılamayacak."

Avukat Yunus Murathan da insanlar en ufak hakaret suçundan tutuklanırken, bu davada ortada sanık bulunmamasının kabul edilemez olduğunu belirterek, "Getirin, en azından yüzleşelim. Evimizi kim yakmış, komşumuzu kim öldürmüş, görelim" dedi.

Avukat Nergiz Tuba Arslan da iddianamenin mahkeme salonunda okunurken kaydedilip, banttan sanıklara dinletilemeyeceğini, Ankara 'da yaşayan sanık Eşref Hatipoğlu'nun Manavgat'a gidip rapor alabiliyorsa İzmir'e de gelebileceğini ifade etti.

Sanık Tünay Yanardağ'ın avukatı Hikmet İşler ise taraf olmadığına işaret ederek, mağdur avukatlarına, "Siz tarafsınız, kavga etmeye gelmişsiniz" dedi, bunun üzerine tartışma çıktı.

İşler, müvekkilinin yargılanmasının hukuk skandalı olduğunu, "bir yapı" tarafından, çağdaş olduğu için müvekkilinin önünün kesilmeye çalışıldığını, haksız isnatta bulunulduğunu savundu.

Mahkeme Başkanı Nurettin Küdür'ün, "Müvekkiliniz gelsin, ifade versin" sözleri üzerine avukat Yunus Murathan, "Mahkeme, avukattan böyle bir ricada bulunmaz, sanıkları getirtir, mahkemeye yakışmamaktadır" dedi.

Cumhuriyet Savcısı Şenol Dağ, iddianamenin sanıklar duruşmaya gelmeden okunması ve kaydedilerek sanıklara dinletilmesi yönünde mütalaa verdi.

Mahkeme heyeti, sanıklar duruşmada hazır bulunmadığından, iddianamenin okunmasına yer olmadığına, mazeretlerinin son kez kabulüne, gelecek celse mutlaka salonda hazır bulundurulmalarına, gelmedikleri takdirde yakalama kararı çıkarılmasına karar vererek duruşmayı erteledi.

Duruşmanın ardından mağdur taraf ve avukatları, basın açıklaması yaparak sanıkların katılmamasını protesto etti.

- İddianame ve davanın geçmişi

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 1993 yılında dönemin Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın da aralarında bulunduğu 16 kişinin öldürülmesiyle ilgili sanıklar Eşref Hatipoğlu ve Tünay Yanardağ hakkında, "taammüden öldürme", "halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik", "cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 24 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Güvenlik gerekçesiyle daha önce Eskişehir'e nakledilen dosya, bu kentte TMK ile görevli mahkeme olmaması nedeniyle Yargıtay 5. Ceza Dairesine geri gönderilmiş, Yargıtay, davanın İzmir'de görülmesine karar vermişti.

İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanan davanın ilk duruşmasında, sanık avukatının talebi üzerine "soruşturma izni alınması" için yargılama durdurulmuştu. 

Sanığın dosyası Adalet Bakanlığına gönderilmiş, HSYK, soruşturma iznine gerek olmadan yargılamanın yapılabileceği yanıtını vermişti.