Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın öldürülmesi davası

Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın öldürülmesi davası
Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın öldürülmesi davası
- Diyarbakır'da 22 yıl önce dönemin Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın da aralarında olduğu 16 kişinin hayatını kaybettiği olayla ilgili davaya devam edildi - Duruşmaya, ağustos ayında Singapur'da vefat eden sanık Tünay Yanardağ ile sağlık ve güvenlik sorununu gerekçe gösteren sanık Eşref Hatipoğlu katılmadı - Mahkeme heyeti, mağdur avukatlarının reddi hakim talebinin değerlendirilmesi için dosyanın bir üst mahkemeye gönderilmesine karar verdi

İZMİR (AA) - Diyarbakır'ın Lice ilçesinde 1993 yılında dönemin Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın da aralarında bulunduğu 16 kişinin yaşamını yitirdiği olayla ilgili davanın beşinci celsesi görüldü.

İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya 6 mağdur ve avukatları katılırken tutuksuz sanık Eşref Hatipoğlu, şeker ve tansiyon hastalığı ile can güvenliği gerekçelerini öne sürerek gelmedi. Mahkeme Başkanı Nurettin Küdür, sanık emekli Jandarma Kurmay Albay Tünay Yanardağ'ın vefat ettiği bilgisinin mahkemeye ulaştığını bildirdi.

- Sanığın duruşma dışında ifade vermesi tartışması

Mağdur avukatlarından Suat Çetinkaya, sanık Hatipoğlu'nun 18 Eylül 'de İzmir Adliyesine gelerek 7 sayfalık ifade verdiğini söyledi.

İfadenin mağdur ve vekillerinden gizli alınmasının anayasaya ve kanuna aykırı olduğu gibi adil yargılanma ilkesine, CMK'ya ve AİHM kararlarına da aykırılık teşkil ettiğini savunan Çetinkaya, bu nedenle yok hükmünde kabul edilerek dava dosyasından çıkarılmasını talep etti.

Diğer sanıkların avukatlarının da aynı talepte bulunması üzerine mahkeme başkanı, sanığın can güvenliği ve sağlık sorunlarıyla ilgili mazeretlerini ilettiğini, ifadenin gizli alınmadığını belirterek, "Ağırlamış değiliz. Saatlerce savunmasını aldık. Gece yarısına kadar devam ettik" karşılığını verdi.

- Bahtiyar Aydın'ın avukatı: "Davadan beklentimiz kalmadı"

Bahtiyar Aydın'ın avukatı Necdet Solmazgül, sanıkların ifadelerinin 2 yıldır alınamadığını bildirdi.

Sanıklardan Tünay Yanardağ'ın ifadesi alınamadan öldüğünü hatırlatan Solmazgül, "Karanlık işlerle gitti, kendisini de aklayamadı, bizi de aydınlatamadı. Ailesi şehidinin nasıl öldürüldüğünü öğrenmek istiyor. Ama davanın bu kadar uzaması şehit ailesinin ümitlerini bitirdi. İstirham ediyorum, bari arkasında başka insanlar var mı, bunun araştırılmasını istiyoruz. Artık aile bu davayı takip etmeyecek, mahkemeden de devletten de beklentimiz kalmadı" diye konuştu.

Mahkeme başkanın "Tünay Yanardağ yurt dışında görevliydi, sonra orada vefat etti" sözleri üzerine avukat Solmazgül, Yanardağ'ın yurt dışında görevli olmadığını, iddianame hazırlandığında yurt dışına kaçtığını öne sürdü.

- Elçi: "Öldüğüne inanmıyoruz"

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi ise sanık sorgularının davaların en önemli delili olduğunu, mahkemenin kapalı oturumla savunma almasının gerçeğin ortaya çıkarılmasını engellediğini öne sürerek, İzmir'de güvenliğin gerekçe gösterilemeyeceğini söyledi. 

Mahkemeden bir sonuç çıkacağına inanmadığını, yargılamanın bittiğini savunan Elçi'nin "Mahkeme tarafını açık şekilde ortaya koymuştur, sizinle bu yargılamayı yapamayız. Sizi artık sevmiyoruz, yüz yüze de bakamayız" sözleri salonda gülüşmelere neden oldu. 

Yanardağ'ın JİTEM'in başında olduğu, görevi gereği çok sayıda faili meçhul olay ve işkenceyle ilgili sorumluğunun bulunduğunu öne süren Elçi, Yanardağ'ın öldüğüne inanmadıklarını, DNA testi yapılmasını talep ettiklerini söyledi.

Sanık avukatlarından Mehmet Eren Turan ise müvekkilinin can güvenliğinin olmadığını, 7 yıldır bir saldırıya uğramamasının bundan sonra uğramayacağı anlamını taşımadığını savunarak, ifadesinin dosyadan çıkarılmamasını istedi.

Savcı Şenol Dağ, sanığın geçen ay alınan savunmasının usule uygun olduğunu ancak gelecek celse hazır edilmesine karar verilmesini talep etti.

Talepleri değerlendiren mahkeme heyeti, sanık savunmasının usule uygun olduğundan "dosyadan çıkarılması yönündeki" taleplerin reddine, avukatların sanığa soru sorma talebinin ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden gerçekleştirilmesine karar verdi. 

- Mağdur ifadeleri

Bahtiyar Aydın ile beraber şehit olan Yüksel Bayar'ın ağabeyi İlhami Bayar, annesinin hasta olduğunu ve tek isteklerinin olayın aydınlatılması olduğunu belirtti. 

"Kardeşimin terör olayıyla mı, başka bir amaçla mı şehit edildiğini bilmek. Kardeşimin postası olayın tanığıdır. Onun ve olay anında orada olan tüm tanıkların davaya çağrılarak dinlenmesini istiyoruz" dedi.

Mağdurlardan 74 yaşındaki Yusuf Bozaslan da Lice olayının mağduru olduğunu, söyledi. Bozaslan, "Ailemi her şeyimi yaktılar, bu esareti gözlerimle gördüm. Eşref Hatipoğlu katildir. Ondan ve Tansu Çiller, Mehmet Ağar, Meral Akşener, İbrahim Şahin'den şikayetçiyim" dedi.

- "Reddi hakim talebi"

Mağdur avukatları, tarafsız ve adil yargılama gerekçeleriyle reddi hakim talebinde bulundu.

Mahkeme heyetinden hakim Alev Özcan'ın duruşma sırasında savcı Şenol Dağ'ın yanına gidip konuşması, mağdur avukatlarının itirazlarına ve tartışmaya neden oldu. 

Heyet, reddi hakim talebini kabul edip, kararın incelenmesi için dosyanın üst mahkeme 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verip duruşmayı erteledi.

- İddianame ve davanın geçmişi

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 1993 yılında dönemin Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın da aralarında bulunduğu 16 kişinin öldürülmesiyle ilgili sanıklar Eşref Hatipoğlu ve Tünay Yanardağ hakkında, "taammüden öldürme", "halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik", "cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 24 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Güvenlik gerekçesiyle daha önce Eskişehir'e nakledilen dosya, bu kentte TMK ile görevli mahkeme olmaması nedeniyle Yargıtay 5. Ceza Dairesine geri gönderilmiş, Yargıtay, davanın İzmir'de görülmesine karar vermişti.

İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanan davanın ilk duruşmasında, sanık avukatının talebi üzerine "soruşturma izni alınması" için yargılama durdurulmuştu. Sanığın dosyası Adalet Bakanlığına gönderilmiş, HSYK, "soruşturma iznine gerek olmadan yargılamanın yapılabileceği" yanıtını vermişti.