Türk-İş Genel Başkanı Atalay:

Türk-İş Genel Başkanı Atalay:
Türk-İş Genel Başkanı Atalay:
- "(Kamu kesimi toplu iş sözleşmesi) 30 Mayıs'ta ben sözleşmeyi imzalarken bazı arkadaşlar 'başkanım seçimden sonraya bırakalım' dediler. Şu andaki tabloyu gördükten sonra çok isabetli bir iş yaptığımızı düşünüyorum" - "(Yeni parlamentonun yapısı) Sağdan soldan bak, 4 tane işçi kökenli veya çiftçi kökenli kimseyi sayamazsınız"

İZMİR (AA) - Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, 30 Mayıs'ta kamuda çalışan yaklaşık 210 bin işçiyi kapsayan Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolünü imzaladıklarını hatırlatarak, "Ben sözleşmeyi imzalarken bazı arkadaşlar 'başkanım seçimden sonraya bırakalım' dediler. Şu andaki tabloyu gördükten sonra çok isabetli bir iş yaptığımızı düşünüyorum" dedi.

Atalay, Türk-İş'e bağlı Demiryol-İş Sendikası İzmir Şubesi'nin  Atatürk Spor Kompleksi Hakemler Lokalinde gerçekleştirilen 10. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, 7 Haziran'da yapılan genel seçimin sonuçlarının ülke için hayırlı olmasını temenni etti. Seçim sonrası oluşan yeni parlamentoda işçi sınıfının temsilcisinin bulunmadığını söyleyen Atalay, "Bu seçim tablosunu biz oluşturduk, siyasiler de buna uymak mecburiyetindedir" ifadesini kullandı.

Parlamentoda temsil edilmeye 4 partinin hak kazandığını belirten Atalay, "Sağdan soldan bak 4 tane işçi kökenli veya çiftçi kökenli kimseyi sayamazsınız. Bu seçimin ana teması, emekli, asgari ücretli, fakiri, fukarası oldu. Bu sevindiricidir ama sabah 05.00'te evden çıkıp işine giden işçi tulumu giymiş birisi ya da bir çiftçi o Meclisin çatısı altında olsaydı, işçinin, memurun, emeklinin derdini anlatsaydı daha iyi olurdu" şeklinde konuştu. 

- "Sözleşme imzalamamız işçiyi sevindirdi"

Kamuda çalışan yaklaşık 210 bin işçiyi kapsayan Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü'nün, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in de katıldığı törenle 30 Mayıs'ta imzalandığını hatırlatan Atalay, bu sözleşmeyle çalışanların başını aşağıya düşürmediklerini, büyük bir çoğunluğu memnun ettiklerini belirtti.

Bu çerçevede ilgili sendikalarla, 60 bin kamu çalışanını ilgilendiren sözleşmelerin önümüzdeki günlerde imzalanmasının beklendiğini ifade eden Atalay, şöyle konuştu:

"Kısa bir zamanda sözleşme imzalayacaklar ama şu anda ortada hükümet yok. Ortada sözleşmeye bakacak bakan yok. Yani Mayıs ayının 30'unda ben sözleşmeyi imzalarken bazı arkadaşlar, 'başkanım seçimden sonraya bırakalım' dediler. Türk-İş'in uzmanları da öyle söyledi bana. Oturduk arkadaşlarla konuştuk. Şu andaki tabloyu gördükten sonra çok isabetli bir iş yaptığımızı düşünüyorum. Seçim bitti, sözleşme bitti. Benim görevim Türkiye 'nin menfaatlerini savunmak, bununla birlikte işçinin menfaatini savunmak."

- "Avrupa'da 10 kişi ölsün bakalım ne olur?"

Konuşmasında, Suriyelilerin Türkiye'de bulunmasına da değinen Atalay, sığınmacıların kaderine terk edilemeyeceğini söyledi. Atalay, şunları kaydetti:

"Dünyanın büyük çoğunluğunda susuzluktan ölen çocuklar var, yaşlılar var. Şu anda Suriye'de, Irak'ta olan İsviçre'de, Almanya'da olur mu? Bu ülkelerde, Avrupa'da 10 kişi ölsün bakalım ne oluyor, dünyayı ayağa kaldırırlar. Maalesef çevre ülkelerimizde ölenleri dünya, insan yerine saymamaya devam ediyor. 400 bin insan. Bu salonda bulunanların 4'te 3'ü muhaciriz. Hepimiz bir yerden geldik. Balkanlar'dan, Kafkaslar'dan gelen var. Kim ister ki evini barkını terk etsin, başka bir ülkeye gitsin. Şu anda ne olursunuz bir dakika düşünün bakalım. İzmir'den başka bir ile gittiğiniz zaman bile başka okul, komşu, mahalle, ev, bir düşünün bakalım. Tabii ki onlar bizim misafirlerimiz, biz ensarız. Onların bize getirdiği büyük sıkıntılar var mı? Tabii ki var. Bunları kötüye kullanan işverenlerimiz var mı? Evet, var. Ama şu camdan baktığınız zaman kar lapa lapa yağarken 3 yaşında bir çocuk annesiyle dışarıda dururken yemek yiyemezsiniz, o akşam uyuyamazsınız. Yemek yedikten sonra bir de uyuyorsanız sizde, bizde bir problem vardır demektir. Kusura bakmayın, bunu biz yapamayız. Onun için milli olmak zorundayız, ülkenin çıkarlarını korumak zorundayız. Hangi, partiden, hangi görüşten olursak olalım önemli olan Türkiye'nin çıkarlarıdır. Türkiye yoksa ne sendika var, ne parti var ne de bir şey var."