Üniversite öğrencisi Çakıroğlu'nun öldürülmesi

Üniversite öğrencisi Çakıroğlu'nun öldürülmesi
Üniversite öğrencisi Çakıroğlu'nun öldürülmesi
- EÜ'de Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun ölümüyle sonuçlanan öğrencilerin kavgasıyla ilgili 1'i tutuklu 32 sanığın yargılanmasına başlandı - MHP Genel Başkan Yardımcısı Atila Kaya ile MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın da takip ettiği duruşmada, olayın meydana geldiği kafetaryadaki güvenlik kameralarının kayıtlarının yer aldığı, zarar gören harici diskin TÜBİTAK'a gönderilmesi kararlaştırıldı

İZMİR (AA) - Ege Üniversitesinde (EÜ) Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun ölümüyle sonuçlanan öğrenci kavgasına ilişkin 1'i tutuklu 32 sanığın yargılandığı davanın görülmesine başlandı. 

İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve SEGBİS ile kayıt altına alınan davanın ilk celsesine, tutuklu müşteki sanık Nurullah S, tutuksuz müşteki sanık Beyza C, olayda ölen Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun annesi Özlem Erdem ve babası Fuat Mahir Çakıroğlu ile 100'den fazla sanık ve mağdur avukatı katıldı.

Duruşmayı MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Genel Başkan Yardımcısı Atila Kaya, Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz, MHP İzmir il teşkilatı yöneticileri ve vatandaşlar izledi. 

Kimlik tespitlerinin ardından başlanan duruşmada söz alan Nurallah S'nin avukatı Zeynep Sedef Özdoğan, iddianamenin içeriğini eleştirerek, güvenlik kamera görüntülerinden birinin kaydedildiği harici belleğin sonradan zarar gördüğü iddiasında bulunarak, belleğin TÜBİTAK'a gönderilip incelenmesini, savcı hakkında HSYK'ya ihbarda bulunulmasını, iddianamenin savcılığa iadesini, Nurullah S'nin serbest bırakılmasını talep ettiklerini belirtti. 

Avukatın savunmasına tepki gösteren izleyenler, mahkeme heyetinin talepleri reddetmesi kararını ise alkışladı.

- Sanığın savunması

Sanık Nurullah S, savunmasında bir örgüte üyeliğinin olmadığını belirterek, iki öğrenci grubu arasındaki kavgada bir kişinin öldüğünü, bir kişinin yaralandığını, bunun kabul edilemez olduğunu belirterek "Fırat'ın ailesine başsağlığı dilerim" dedi.

Bu söz üzerine ölen Fırat Çakıroğlu'nun babası Fuat Mahir Çakıroğlu, sanığa "Şerefsiz" diye bağırarak, "Oğlum milliyetçi Türk çocuğuydu. Fırat'ın yanına nasıl gideceksin? Bekliyorum yanına gideceğin günü. Oğlumdan ne istedin? Üç ay kalmıştı okulunu bitirmesine" sözleriyle tepki gösterdi.

Uyarılara rağmen susmayan Çakıroğlu, bir süre duruşma salonu dışına çıkarıldı.

Savunmasına devam eden ve düzenli olarak üniversiteye gittiğini, kütüphanede KPSS'ye hazırlandığını söyleyen Nurullah S, olay günü kafeterya civarındayken bir grubun sopa ve şişelerle bulunduğu yere geldiğini, korunma amacıyla gruba soda şişesi ve sopa attığını ardından kafeteryaya kaçarak saklandığını belirtti.

Kafeteryada kendini gören Fırat Yılmaz Çakıroğlu ve bazı kişilerce darp edildiğini, kesici aletle yaralamak istediğini fakat aralarından bir kişinin buna engel olduğunu, olaylar sırasında kesici aletle yaralandığını anlatan Nurullah S, olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ambulansa konularak götürüldüğünü söyledi. 

Çakıroğlu'nun bıçaklanmasıyla ilgisinin bulunmadığını, kendisinin de aynı kişi tarafından bıçaklandığı ihtimalinin yüksek olduğunu, kafeteryada zarar gören harici bellekteki görüntülerin incelenmesi halinde olayın faillerinin belirleneceğini ifade eden Nurullah S, okuldaki iki grubun birbirine "kırdırılmak" istendiğini savundu.

Mahkeme Başkanı Ahmet Badalı, ifadesinin savcılıktaki ile çeliştiğini söylemesi üzerine Nurullah S. üç gün hastanede yattığını sağlık ekiplerinin 'bu halinle cezaevine girersen hayati tehliken olur' demesi üzerine faklı ifade vermek zorunda kaldığını iddia etti.

Mahkeme başkanının, güvenlik kamera kayıtlarında Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun kendisinin hemen ardından kafeteryaya girdiğinin ve 35 saniye sonra yaralı halde çıktığının görüldüğünü söylemesi üzerine Nurullah S. Çakıroğlu'nu tanımadığını, kimin tarafından bıçaklandığını görmediğini söyledi.

Nurullah S, kıyafetlerinde Çakıroğlu'nun kan örneklerinin bulunmasına ilişkin soruya da yerde sürüklenmesi nedeniyle kanın üzerine bulaşmış olabileceği iddiasında bulundu, olay yerinde bulunan bıçağın da kendisine ait olmadığını belirtti.

Duruşmaya katılan diğer sanık Beyza C. ise avukatı olmadığını, tayini için süre istediğini belirterek savunma yapmadı.

 

- Anne ve baba şikayetçi oldu

 

Maktulün babası Fuat Mahir Çakıroğlu, üniversitede benzer olayların yaşanmaması temennisinde bulunarak ailelerden çocuklarına sahip çıkmasını istedi. Üniversitelerde bazı örgütlerin yuvalandığı, üniversite yönetiminin buna karşı önlem almadığı iddiasında bulunan baba Çakıroğlu, sanık ifadelerinin tamamının gerçek dışı olduğunu söyleyerek sanığın yanı sıra rektörlük ve dekanlıktan da şikayetçi olduğunu belirtti.

Anne Özlem Erdem de Diyarbakır'da 6 yıl öğretmenlik yaptığını, kendisinin ve oğlunun Kürt arkadaşları olduğunu ve hiçbir problem yaşamadıklarını belirterek, "Bu olay, karşıt görüş ya da Türk-Kürt olayı değil, PKK sempatizanlarının işi. Onların kampüsteki eylemlerini oğlum bize anlattı, Rektörlük ve emniyete de bildirdi ancak emniyet rektörlük izini olmadan bir şey yapamayacaklarını söyledi. Oğlum vatanseverdi, Atatürk, vatan, bayrak sevgisiyle doluydu. Liderdi, gençleri yönlendiriyordu, bu yüzden ölümle tehdit ediliyordu. Bölücülerle mücadele ettiği için öldürüldü. Oğlum benim gönlümde şehittir. Ölümüne sebep olanlardan şikayetçiyim" diye konuştu.

Duruşmada savcının mütalaasını alan mahkeme heyeti daha sonra müşteki ve sanık avukatlarını dinlendi.

Salondakilerin sanık avukatlarının bulunduğu bölüme pet şişe atması üzerine izleyiciler salondan çıkartıldı.

Mahkeme heyeti, savcının soruşturmanın genişletilmesi yönündeki taleplerinin kabulüne, gelmeyen sanıkların davet edilmesine, kafeteryanın içindeki güvenlik kameralarının kayıtlarının yer aldığı ve zarar gören harici diskin TÜBİTAK'a gönderilerek görüntülerin kurtarılması için çalışma yapılmasına ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

Duruşma sonrası, adliye dışında bulunan ve slogan atarak adliyeye girmeye çalışan grup polisin uyarısı üzerine dağıldı.

 

- Duruşma sonrası açıklamalar

MHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Oktay Vural, duruşma sonrası yaptığı açıklamada, bazı üniversitelerin terör örgütü yuvası haline geldiğini savunarak, Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun da bu yapılanmaya göz yuman zihniyetin senaryosunun kurbanı olduğunu öne sürdü.

 Üniversitede bu tür yapılanmalara göz yumanların, okuması amacıyla çocuklarını üniversitelere gönderen Anadolu'daki anne ve babaların vicdanlarında yargılandığını ifade eden Vural "Adaletin, bir hukuk devletinin bir an önce tecelli etmesini yürekten diliyorum ama hep beraber üniversitelerdeki bu kirli yapılanmayı ortaya koyalım. Bir üniversitede terör örgütünün paçavraları nasıl yer alır, bir üniversitede teröristbaşının posterleri nasıl yer alır? Bir üniversitede PKK terör örgütü nasıl övülür? Bir üniversitede nasıl 'asayiş birimleri' olur? Üniversitede, fakültelerin duvarlarında bölücü terör örgütüyle ilgili sloganlar nasıl yazılır?" diye konuştu. 

Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun babası Fuat Mahir Çakıroğlu ise oğlunun "eğitim şehidi" olduğunu, parti gözetmeksizin herkesin konuya sahip çıkması gerektiğini ifade ederek, olayın faillerinin adaletten kaçamayacağını söyledi.

 

- Olay ve iddianame

EÜ'de, 20 Şubat 2015'de öğrenciler arasında çıkan kavgada Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü 4'üncü sınıf öğrencisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu hayatını kaybetmiş, 7 kişi yaralanmıştı. Gözaltına alınan Sosyoloji Bölümü 4'üncü sınıf öğrencisi Nurullah S. tutuklanmış, 7 zanlı adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Zeki Polat, hazırladığı iddianamede sanık Nurullah S. hakkında "kasten adam öldürmek", "örgüt adına suç işlemek", "örgüt üyeliği" ve "yaralama" suçlarından müebbet ve 69 yıl, tutuksuz 27 sanık hakkında ise "suç delillerini yok etmek, gizlemek veya değiştirmek", "yaralama" suçlarından 5 ila 48 yıl arasında değişen hapis cezası talep etmişti.