Başbakan Davutoğlu Kahramanmaraş'ta

Başbakan Davutoğlu Kahramanmaraş'ta
Başbakan Davutoğlu Kahramanmaraş'ta
- AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu: (4) - "Birçok gazeteci Sancar'a "Türk müsün, Arap mısın, Kürt müsün?" diye soruyor. O da 'Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım ve bununla gurur duyuyorum' diyor. İlla bizi bölüp, ayıracaklar. Nobel Ödülü aldı ya illa ve mutlaka Türkiye aleyhine bir şeyler söyletecekler. Aziz Sancar Beyefendiye sizler adına, milletim adına teşekkürü borç biliyorum. Mesele Nobel almak değil. Onu çalışan ve özgün çalışma ortaya koyan herşey alabilir. Mesele ait olduğu ülkeye, kültüre sahip olabilmek" - "Son 3 yıldır özellikle Gezi olaylarından bugüne kadar içeride ve dışarıda yapılan kampanyanın en temel hedefi sadece AK Parti iktidarı değil, milletin kazandığı öz güveni yıkma meselesidir. Sadece bir kere öz güveninizi kaybederseniz diziniz titremeye, yüreğiniz ürpermeye başlar. 7 düvel karşınıza gelse öz güveninizi kaybetmeyeceksiniz" - "Adalet için ses yükseltmek gerektiğinde Necip Fazıl üstadın dediği gibi 'sağa sola bakmadan ben buradayım, ben buradaysam adalet de buradadır' diyeceksiniz. İşte bu ahlaki zemini koruduğumuzda hiçbir şey sizi yolunuzdan ayıramaz. Ama o ahlaki değerleri kaybederseniz ne kadar güçlü olursanız olun birgün mutlaka o gücü kaybedersiniz"

KAHRAMANMARAŞ (AA) - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, " Birçok gazeteci Sancar'a, "Türk müsün, Arap mısın, Kürt müsün?" diye soruyor. O da 'Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım ve bununla gurur duyuyorum' diyor. İlla bizi bölüp, ayıracaklar. Nobel Ödülü aldı ya illa ve mutlaka Türkiye aleyhine bir şeyler söyletecekler. Aziz Sancar Beyefendiye sizler adına, milletim adına teşekkürü borç biliyorum. Mesele Nobel almak değil. Onu çalışan ve özgün çalışma ortaya koyan her şey alabilir. Mesele ait olduğu ülkeye, kültüre sahip olabilmek" dedi.

Davutoğlu, Mehmet Akif Ersoy Kongre Salonu'nda düzenlenen "İstiklal Şehrinde Gençlerle İstiklal Buluşması" programına katıldı.

Davutoğlu, burada yaptığı konuşmasında, gelecek nesillere "Türkiye mazluma kapısını kapattı, zalimle el ele tutuştu" dedirtmektense çok zorlu sınavlardan geçmeyi göze aldıklarını ve alacaklarını ifade ederek, hiçbir surette zalime ve zalimin yaptığı zulme sessiz kalmayacaklarını söyledi.

Davutoğlu, gençliğe, mekana, zamana, insana hürmetkar olmanın 4 önemli prensibinin olduğunu, bunun psikolojik şartının da özgüven olduğunu vurguladı.

Kendine güvenemeyen kişinin kendisiyle, ülkesiyle, insanlıkla ilgili iddiayı bünyesinde taşımayan birisinin hiçbir surette tarihte iz bırakamayacağını aktaran Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"13 yılda birçok devrim yaptık arkadaşlar ama en büyük devrim bu milletin kaybettiği özgüvenini geri getirmiş olmamızdır. Biz özgüvenden bahsettiğimiz de 'bunlar rüya görüyor, hayal kuruyor' dediler. 'Her ile üniversite' deyince 'imkansız' dediler. Kurduk mu? Kurduk. 'Bu ülkeyi dünyanın en büyük ekonomileri arasına sokacağız' dediğimizde 'rüya görüyor' dediler. IMF'ye borçlu bir ülkeden bahsettiler. Şu anda dünyanın tarım ve turizmde altıncı en büyük ülkesiyiz. Dünyanın on yedinci büyük ekonomisine sahibiz. G-20'ye dönem başkanlığı yapacağız. Öz güveniniz yoksa hiçbir şey yapamazsınız. Son 3 yıldır özellikle Gezi olaylarından bugüne kadar içeride ve dışarıda yapılan kampanyanın en temel hedefi, sadece AK Parti iktidarı değil, milletin kazandığı özgüveni yıkma meselesidir. Sadece bir kere özgüveninizi kaybederseniz diziniz titremeye, yüreğiniz ürpermeye başlar. 7 düvel karşınıza gelse öz güveninizi kaybetmeyeceksiniz."

- "Kudüs her şeyden önce bizim meselemizdir"

Başbakan Davutoğlu, New York'ta herkes adına gurur duyduğu bir törene katıldığını belirterek, "Diyorlar ya bazen. Bir meclis oturumunda da bunu söylemişlerdi. O zaman CHP milletvekili kalkarak 'Kudüs ile niye bu kadar ilgileniyorsunuz. Kudüs ile bizim ne alakamız var' demişti. Ben de Dışişleri Bakanı olarak ona cevaben 'Kudüs her şeyden önce bizim meselemizdir' demiştim. Dünyaya dar ulus perspektifiyle bakanlar bunu anlayamaz. Kudüs'te 400 yıllık barışı sağlayan bizim dedelerimizdi. İnşallah Kudüs'ü birgün özgür kılacak olan da bizim gençlerimiz olacak. Bunu dediğimizde bizi hayalcilikle suçluyorlar" şeklinde konuştu.

- "Taşımanız gereken birinci vasıf özgüven sahibi olmaktır"

Davutoğlu, 29 Kasım 2012'de Birleşmiş Milletler'deki (BM) oturumunda Filistin devletinin üye olmayan statüde devlet olarak tanındığını anımsattı.

Tarihi günde, bütün islam ülkelerinin dışişleri bakanları 'o toplantıda olur' diye koşarak oraya gittiğini ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Mahmut Abbas ile görüştüğümde dedi ki 'bir tek siz varsınız.' O oturumda Filistin adına konuşan tek dışişleri bakanı bu asil millet adına bendim. Bu hayatımda taşıdığım en büyük şereftir. Orada 'bir gün BM binası önünde Filistin bayrağının da dalgalanmasına şahitlik edeceksiniz' demiştim. Elhamdülillah 3 yıl geçti New York'ta benim de katıldığım törenle Filistin bayrağı BM önünde dalgalandı. Mahmut Abbas'tan sonra ben konuşacaktım. Bayrağı göndere çekmek töreni de hemen sonra başlıyordu. Beklenmezse benim konuşmama denk geldiği için törene katılmam zor olacaktı. Filistin Devlet Başkanı dedi ki 'O tören kaç saat beklerse beklesin ben sensiz gitmem. Çünkü zor zamanımızda siz vardınız yanımızda' dedi. El ele törene gittik. O gün de bir vesileyle, 'inşallah bu bayrak birgün Kudüs'ü Şerif'te ve Mescid-i Aksa'da da dalgalanacak' dedim. Özgüveniniz yoksa bir meseleyi yüreğinizle kavramamışsanız, zihninizin beyninizin her kıvrımına yerleştirememişseniz dava adamı olamazsınız. Bütün bu zamana, mekana, insana hürmeti gerçekleştirmek için taşımanız gereken birinci vasıf özgüven sahibi olmaktır. Bunu destekleyen ikinci vasıf ise davranışlarınız temel ahlaki değerleri yansıtmaktır. Bunun ilkesi de adalettir. Adaletin olmadığı, adalet anlayışının zihinlerinizde yerleşmediği bir gençlik istikbal yoluna çıkamaz.

Kadim kültürümüzden gelen hususiyetleri, bütün temel vasıfları bünyenizde, yüreğinizde davranışlarınızda göstereceksiniz. Adalet için ses yükseltmek gereğinde Necip Fazıl üstadın dediği gibi 'sağa sola bakmadan ben buradayım, ben buradaysam adalet de buradadır' diyeceksiniz. İşte bu ahlaki zemini koruduğumuzda hiçbir şey sizi yolunuzdan ayıramaz. Ama o ahlaki değerleri kaybederseniz ne kadar güçlü olursanız olun birgün mutlaka o gücü kaybedersiniz. Gerçek güç sahip olunan maddi veya manevi makamdan gelmez insanın kendisiyle barışık olmasından ve insanın dayandığı, savunduğu, yaşattığı değerlerden gelir. Bunlarda hiç taviz vermeyeceksiniz."

- "Yüreğinizden konuşacaksınız"

Davutoğlu, salondakilerin "Bir ömür boyu sürecek" şarkısını söylemesi üzerine, "Maşallah. Gençlerle beraber olunca coşku sanatla buluşuyor. Sanat estetikle gönül, gönülle buluşuyor" ifadesini kullandı.

"AK gençlik burada, hocasının yanında" sloganları üzerine Davutoğlu, şunları kaydetti:

"O zaman sizden beklediğimiz bu ahlaki zeminde hep omuz omuza yürümeniz. Herkesin kariyer hesabına, gelecek kaygısına düştüğü yerde siz adaletin, merhametin, şefkatin sözcüsü, temsilcisi olacaksınız. Yüreğinizden konuşacaksınız. İnsanlara hitap ettiğinizde insanlar sizin yüreğinizden gelen sesi hissedecekler. Üçüncüsü zihniyet zemini itibariyle bilgi sahibi olmak. İlmin ve bilginin ışığında o ahlaki hayatı siyasi hayata taşımaktır. Bu noktada hiçbir gençlik sizin gibi imkanlara da sahip değildir. Hem milli kültürümüzün, kendi medeniyetimizin bilgi birikimine sahip olacaksınız hem evrensel insanlık birikimine sahip olacaksınız. Üniversite giriş dersleri verdiğimde üniversitelerin misyonunu anlatırken hep şunu söylemişimdir. Üniversiteler meslek sahibi olmak, profesyonel eğitim almak, tamam ama bunun dışında insanlık birikiminin bütüne hitap edecek şekilde öğrenciyi donatmak ve onunla birlikte öğrencileri kendi medeniyet değerlerimizle buluşturarak, kendi medeniyetimizin yürüyen öznesi yapmak. Sizler modern dönemin nesneleri olmayacaksınız. Sizler dünyanın neresine giderseniz gidin bütün insanlarla konuşabilen insanlık birikimine sahip olan, aynı zamanda gittiği her yerde başı dik olarak kendi medeniyetinin öncüsü ve öznesi olacaksınız."

- "İlla bizi bölüp, ayıracaklar"

Davutoğlu, Nobel Ödüllü Kimya Profesörü Aziz Sancar'ın günlerdir üzerinde psikolojik baskı kurulduğunu söyledi.

Sancar'ın Mardin'de yetiştiğini, İstanbul Tıp Fakültesi'nde okuduğunu ve Nobel Ödülü aldığını anlatan Davutoğlu, "Sancar ile telefonda görüştüğümüzde Türkiye'ye olan bağlılığını ifade etti. Birçok gazeteci Sancar'a, "Türk müsün, Arap mısın, Kürt müsün?" diye soruyor. O da 'Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım ve bununla gurur duyuyorum' diyor. İlla bizi bölüp, ayıracaklar. Nobel Ödülü aldı ya illa ve mutlaka Türkiye aleyhine bir şeyler söyletecekler. Aziz Sancar Beyefendiye sizler adına teşekkürü borç biliyorum. Mesele Nobel almak değil. Onu çalışan ve özgün çalışma ortaya koyan herşey alabilir. Mesele ait olduğu ülkeye kültüre sahip olabilmek. İşte sizlerin arasından çok büyük düşünürlerin, çığır açan sanatçıların, yeni tezlerle bilim dünyasına ışık tutan bilim adamlarının, tavırlarıyla dünyaya ışık tutan siyasi liderlerin, sizlerin arasından yetişmesini diliyoruz. Hedeflerinizi yüksek tutun. İddialarınız, hayalleriniz olsun. Gerektiğinde eleştirel davranın. Bizde bir yanlış görüyorsanız onu da eleştirmekten kaçınmayın. Aranızda öz eleştiri de yapın ama bilgi birikimine sahip olarak yapın. Bazılarının yapmaya çalıştığı gibi sadece eleştiri adına eleştiri yapmayın" şeklinde konuştu.

Davutoğlu, gençlere, "Bilginin, ilmin, irfanın sözcüsü arayıcısı olun. Bunu görüyoruz. Nihayet siyasi zemin bağlamında da duruş ve iddia sahibi olun. İddialarınızdan vazgeçmeyin. Duruş sahibi değilseniz, insana, zamana mekana, tarihe, dönük olarak bir duruşu temsil etmiyorsanız siyasi bir zemine de sahip olamazsınız. Siyasi olaylar karşısında ve bu siyasi olayların yorumlanmasıyla ilgili taviz vermeyin" tavsiyesinde bulundu.

(Sürecek)