31 bin 477 çocuğa 1 uzman diş hekimi

31 bin 477 çocuğa 1 uzman diş hekimi
31 bin 477 çocuğa 1 uzman diş hekimi
- TÜİK verilerine göre 0-14 yaş grubunda 18,8 milyon çocuğun bulunduğu Türkiye'de, bu yaş grubuna ağız ve diş sağlığı hizmeti verecek çocuk diş hekimi sayısı 600 civarında - ERÜ Çocuk Diş Hekimliği ABD Başkanı Yrd. Doç. Dr. Doğan: - "Çocuklarda en sık görülen hastalıklar arasında ağız ve diş sağlığı sorunları ilk sıralarda yer alıyor ancak çocuk diş hekimi sayısı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı sayısının çok gerisinde" - "Türkiye'de çocuk diş hekimi sayısı 500-600 civarında. Bunların da büyük bölümü üniversitelerde öğretim üyesi. Devlette çalışan çocuk diş hekimi uzmanı sayısı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına oranla yok denecek kadar az"

KAYSERİ (AA) - ORHAN CANBULATEL - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 0-14 yaş grubunda 18 milyon 886 bin 220 çocuk bulunuyor ancak bu yaş grubuna ağız ve diş sağlığı hizmeti verecek çocuk diş hekimi sayısı 600 civarında.
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti) Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Salih Doğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de çocuk nüfus oranının yüksek olduğuna dikkati çekti. Çocuklarda en sık görülen hastalıklar arasında da ağız ve diş sağlığı sorunlarının ilk sıralarda yer aldığını ancak çocuk diş hekimi sayısının, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı sayısının çok gerisinde olduğunu ifade eden Doğan, şunları söyledi:
"Hacettepe Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre 5 yaşındaki çocukların yüzde 70'inde en az bir tane çürük var. Bu oran 12 yaş grubunda biraz daha düşüyor ama bunun gerçek nedeni süt dişlerinin dökülmesi. 17 yaşına gelindiğinde çürük görülme oranı yeniden yukarı doğru yükseliyor. Buna rağmen şu an Türkiye'de çocuk diş hekimi sayısı 500-600 civarında. Bunların da büyük bölümü üniversitelerde öğretim üyesi. Devlette çalışan çocuk diş hekimi uzmanı sayısı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına oranla yok denecek kadar az."
Doğan, Türkiye'nin ihtiyaçları göz önüne alındığında çocuk diş hekimi sayısının çok hızlı bir şekilde artırılması gerektiğini vurgulayarak, "Diş hekimliği fakültelerinde yakın zamanda doktora eğitiminin yanı sıra uzmanlık programları da açıldı. Bu programlardan 2015 sonu itibariyle uzmanlar mezun olmaya başladı. Her fakülteden 1-2 çocuk diş hekimi uzmanı sağlık kurumlarında çalışmaya başladı ama bu sayı mevcut ihtiyacın yakınından dahi geçmiyor" diye konuştu.
- "Uzman hekim kontenjanları yetersiz"
Diş hekimliği fakültelerine verilen çocuk diş hekimi uzmanı kontenjanlarının yetersiz olduğunu savunan Doğan, bu sayıyı artırmak için diş hekimliği fakültesi sayısının değil, fakültelerin kalitesinin artırılması gerektiğini savundu.
Diş çürüğü hastalığını diğer çocukluk çağı hastalıklarından ayırmak gerektiğine işaret eden Doğan, diş hastalıklarının dünyada çocuklar arasında en yaygın görülen hastalık olduğunu, bu açıdan bakıldığında Türkiye'de bu hastalıkla uğraşan hekim sayısının düşük olmasının büyük bir problem teşkil ettiğini bildirdi.
Yrd. Doç. Dr. Salih Doğan, diş çürüklerinin çocukların yaşam konforlarını da olumsuz etkilediğine dikkati çekerek, yanlış diş tedavisi uygulamaları nedeniyle ortaya çıkan ölüm riskinin de çocuklarda çok daha yüksek olduğunu anlattı.
- Koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri
Koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin önemine de değinen Doğan, "Bu konuda ERÜ Diş Hekimliği Fakültesi olarak elimizden gelen her türlü imkanı sonuna kadar kullanmaya çalışıyoruz. Burada tabii amaçladığımız şey tüm Türkiye'de uygulanabilecek bir şablon program oluşturup bunu Sağlık Bakanlığı ile paylaşmak. Bu konuda sağolsun İl Halk Sağlığı Müdürü Dr. Yunus Karadağ'ın ve dekanlığımızın çok büyük desteğini görüyoruz" ifadelerini kullandı. Doğan, Sağlık Bakanlığınca yürütülen flor ve cila programının da iyi bir uygulama olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:"Ancak dünyada koruyucu hiçbir ağız ve diş sağlığı programı, hastalığın görülme sıklığını bilmeden, sebepler analiz edilmeden tek başına uygulanmıyor. Bu belki bir başlangıç olarak güzel bir aşama ama bu programın hızlı bir şekilde gerçek bilimsel dayanakları olan, sebebe yönelik program haline getirilmesi gerekiyor. Çünkü bu olmadığı takdirde sadece görsel bir uygulamanın ötesine geçemeyecek bir program. Bunun için de çok ciddi çalışmalara ihtiyaç var. Şu an Türkiye'de kurumların bu denli yoğun bir hasta profili ile karşı karşıya gelmesinin tek sebebi de koruyucu ağız ve diş sağlığı programının yütürülmemesi, olmaması. Bu konuda yeniden bir keşfe gerek yok. Çok basit bir şekilde yapılacak uygulamalarla çocukların yüzde 70'inde görülen diş çürüğü oranı yüzde 20-30'lara çekilebilir."