"Yeşil Takkeli Adam"

"Yeşil Takkeli Adam"
"Yeşil Takkeli Adam"
- Almanya'da, iki ay önce "Devlet Liyakat Nişanı" ile onurlandırılan ve uyurken bile çıkarmadığı takkesinden dolayı "Yeşil Takkeli Adam" olarak adlandırılan Sosyal Pedagog Naci Şahin, farklı milletlerden insanların dostça yaşayabilmeleri amacıyla sosyal etkinlikler düzenlemeyi ve insanların sorunlarına çözüm bulmak için gece gündüz çalışmayı sürdürüyor - Naci Şahin: "Geniş katılımlı sosyal etkinlikler düzenleyerek Türk, Alman ve diğer milletlerden, aynı semtte yaşayan insanları bir araya getirdim. Çünkü herkes, tanımadığı için birbirlerine ön yargıyla bakıyor, uzak duruyordu"

KAYSERİ (AA) - MUSA ÖZYÜREK - Almanya'da, iki ay önce "Devlet Liyakat Nişanı" ile onurlandırılan ve uyurken bile çıkarmadığı takkesinden dolayı "Yeşil Takkeli Adam" olarak adlandırılan Sosyal Pedagog Naci Şahin, farklı milletlerden insanların dostça yaşayabilmeleri amacıyla sosyal etkinlikler düzenlemeye ve insanların sorunlarına çözüm bulmak için gecesini gündüzüne katarak çalışmaya devam ediyor.

Eğitim için 1972'de Almanya'ya giden, ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle Köln Üniversitesi Kimya Bölümü'nü 2. sınıfta bırakmak zorunda kalan Şahin, gazete ve ekmek dağıtıp temizlik işlerine giderek hayatını kazanmaya çalıştı. Daha sonra birçok sektörde çalışan ve girdiği her ortamda özellikle gençlerle ilgilenerek, ırk, din, dil ayrımı yapmadan sorunlarına çözüm bulmaya çalışan Şahin, Euskirchen'e taşındıktan sonra yabancılara yönelik çalışmalarından dolayı Yabancılar Meclisi'ne başkanlık yaptı.

Kayınvalidesinin ördüğü yeşil takkeyi, ona saygı ve sevgisinden dolayı başından hiç çıkarmayan ve sempatik davranışlarıyla insanların ilgi odağı olan Şahin, Yabancılar Meclisi'nde yaptığı konuşma sonrasında "Yeşil Takkeli Adam" olarak tanınmaya başladı.

Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kimya bölümündeki eğitimini yarım bırakmasına rağmen yüksek tahsilini ilerleyen yıllarda Düsseldorf Gerresheim Yüksekokulu'nda "sosyal pedagoji" alanında tamamladığını söyledi.

Şahin, Almanya'ya ilk gittiği zamanlarda Türklerin dil dahi bilmedikleri için çok büyük zorluklar yaşadığını ve onlara yardım etmek için her yere koşturduğunu söyledi.

Farklı ortamlara girdikçe çok daha fazla insanla tanışma imkanı bulduğunu anlatan Şahin, "Toplumda sorunlu olarak görülen başta gençlere ve farklı milletten insanlara yakınlaşmaya başladım. Çünkü bu insanlar toplum tarafından özellikle de Almanlar tarafından dışlanıyor, ayrıştırılmaya çalışılıyordu. Bunları sahiplendim, onlarla yatıp onlarla kalktım, yaşadıkları her türlü sorunla ilgilenmeye çalıştım. Özellikle gençler beni kendilerine yakın görür ve sorunlarını anlatmak için bana gelirdi. Ailelerine dahi anlatamadıkları dertlerini benimle paylaşırlar ve birlikte çözüm üretmeye çalışırdık" diye konuştu.

- "Kültürel etkileşimi sağladık"

Almanların "soğuk duvarlarını" kırmak, farklı milletlerle kaynaşmalarını sağlamak için piknik, düğün, sünnet, spor , kermes, konferans gibi çok farklı sosyal etkinlikler düzenlediğini dile getiren Şahin, şöyle devam etti:

"Almanya'ya gittiğim günden itibaren aldığım düğün, sünnet veya diğer etkinliklere yönelik davetiyelerin hiçbirini atmadım ve istisnasız hepsine gittim. Geniş katılımlı büyük sosyal etkinlikler düzenleyerek Türk, Alman ve diğer milletlerden, aynı semtte yaşayan insanları bir araya getirdim. Çünkü herkes tanımadığı için birbirlerine ön yargıyla bakıyor, uzak duruyordu. Bir araya geldiklerinde korkulacak, endişe edilecek bir durum olmadığını anlıyor ve sonraki organizasyonlarda dostluklarını iyice pekiştirme imkanları oluyordu. Bu sayede milletler arası kültürel etkileşimi sağladım, insanlara huzur ve güven içinde yaşayabileceklerini gösterdim."

Yaşadığı şehirdeki insanların ısrarı üzerine Avrupa Parlamentosu seçimlerinde 2005 yılında tek Türk olarak bağımsız adaylığını koyduğunu ve 950 oy aldığını ifade eden Şahin, "Yeşil Takkeli Adam olarak da tanındığım için Yeşiller Partisi'nden aday olduğumu sananlar olmuş, hem bana hem de Yeşiller Partisine oy vermişler. Bu nedenle oylar geçersiz sayıldı. Seçilemedim ama benim adıma güzel bir tecrübe oldu" şeklinde konuştu.

Yaptığı çalışmalardan dolayı Alman devletinin kendisine liyakat nişanı verdiğini belirten Şahin, bu nişanı alabilmek için bölgedeki 4 parti ile kiliseler başkanı, insan hakları derneği gibi sivil toplum kuruluşlarının onayının gerektiğini, kendisinin bu aşamaların tamamını geçtiğini söyledi.

- Hayatını insanlara adadı

Naci Şahin'in eşi Fatma Şahin de eşini, "Kendisi için yaşamayıp, başkaları için yaşayan adam. Garibin, yolda kalmışın dostu" diyerek tanımlıyor.

Eşinin evinden çok dışarıdaki insanların derdiyle dertlendiğini, ailesinden çok onları düşündüğünü ve zor durumda olanların sorunlarına çözüm bulabilmek için gecesini gündüzüne kattığını anlatan Fatma Şahin, şunları kaydetti:

"Belediyede yer verirlerdi, haftada bir gün parasız yabancılara yardım ederdi. Şehrin ileri gelen insanlarıyla oturup kalkar, gençlere yönelik projeler geliştirirdi. Gençlerin ayağının kaymaması için kötü yola gitmemeleri için çok uğraşırdı. Küçük çocuk bile olsa önünde diz çöker onunla ilgilenir, ona bir şeyler anlatmaya çalışırdı. İnsanlar ona 'yabancılar muhtarı' derdi. Benim eşim normal bir 'Almancı' değil.  Türkiye 'den Almanya'ya gidenler genelde 'para kazanalım, ülkemizde ev arsa alalım sonra dönelim' diye düşünürler. Naci Bey'in hiç öyle bir düşüncesi olmadı, onun tek derdi insanlık oldu, her zaman insanlığa nasıl faydalı olurum diye düşündü, bu alanda da çalışmalar yaptı."

Eşinin kendilerini çok ihmal etmesine rağmen zamanla alıştıklarını ve ona destek vermeye başladıklarını belirten Şahin, "Eşimle birlikte biz de oradaki gençlerin durumunun çok vahim olduğunu anladık. Onları gören hiçbir vicdan sahibi insan kayıtsız kalamazdı. Ben de çocuklarımla birlikte eşime sonuna kadar destek oldum" ifadelerini kullandı.