2011'den tadı damağımızda kalanlar

2011'den tadı damağımızda kalanlar
2011'den tadı damağımızda kalanlar

İlüstrasyon: TURGUT YÜKSEL

Uzman okurlara 'Bu yıl en çok hangi kitapları sevdiniz?' diye sorduk. Türk edebiyatının farklı kuşaklarından yazarlar ve eleştirmenler, beğendikleri, dikkate değer buldukları kitapları Radikal Kitap için sıraladılar

AHMET ÜMİT
Beş Parasızdım ve Kadın Çok Güzeldİ, Dervİş Şentekİn
Derviş Şentekin’den, Amerikan kara romanlarına taş çıkartacak bir ilk yapıt. Ülkenin yakın tarihinde yaşananları, lezzetli ve ironik bir dille yeniden kurgulayan yazar, edebiyat dünyasına şık bir giriş yapıyor. Türkiye’de polisiye türün gelişmişliğinin bir kanıtı da sayılacak kitap , sadece türün meraklılarının değil, tüm kitap kurtlarının okuması gereken bir metin.

Yağmur Akşamları,
Selİm İlerİ
Selim İleri’nin kaleminden enfes öyküler. Edebiyatın balının damıtıldığı bir dil, hüzünlü insan öyküleri. Edebiyat dünyamızından ilginç portreler... Tanıklık edilmiş, yaşanılmış hikâyeler... En çok hangi öykü derseniz, ısrarla “Kirazlar Olduğu Vakit” derim... İnsanla hayat arasındaki o tuhaf ilişki o kadar güzel resmedilmiş ki sözcüklerle... İşte edebiyat bu demeden geçemiyorsunuz...

Çıt Yok, İsmaİl Güzelsoy
İsmail Güzelsoy’un romanlarını hep sevmişimdir. Onun çocuksu bir masumiyetle kurguladığı olaylar hep ilginç gelmiştir bana. Son romanı Çıt Yok, bir tür polisiye roman paradosi. Erk, aşk, ihanet ve ölüm. Ve sayılar... Dünyaya anlam vermenin ilk yöntemi olan sayılar... Ve insanoğlunun farklı tuhaflıkları. Çıt Yok, kelimenin tam onlamıyla çok katmanlı bir metin...

Sultan
Selahaddİn El Kürdİ, Reha Çamuroğlu
Çamuroğlu’nun romanı, efsanevi savaşçı Selahaddin Eyyübi rehberleğinde Haçlı Seferlerine götürüyor bizleri. Tarihle insan arasındaki ilişkiyi gerçek bir kişilik üzerinden yeniden sorgulamamızı öneriyor. Tarihi, romana dönüştürürken, insanın karmaşık yapısını bir kez daha gözler önüne seriyor.

MURAT GÜLSOY
Saf ve Düşüncelİ Romancı,
Orhan Pamuk
Pamuk sözcüklerle dünyayı resmetmek diye tarif ettiği roman sanatının inceliklerini Türk ve dünya edebiyatından örneklerle anlatıyor bu kitabında. Roman okurken zihnimizin onlarca farklı işlem yaptığını, bir yandan romanın dünyasındaki harikalara kendini kaptırırken bir yandan da tüm bunların roman olduğunun farkında olarak anlatılanların arkasındaki anlamı, yani romanın gizli merkezini araştırdığını; yazarken romancının da bu merkezin peşinden gittiğini, roman sanatını çekici kılanın bu yaşamda bulamadığımız anlamı edebiyatın içinde bulma ümidi olduğunu söylüyor Pamuk.

Kalan, Leyla Erbİl
Modern edebiyatımızın en cesur kalemlerinden biri olan Leyla Erbil baş döndürücü bir bilinç akışıyla geçmişten kalanları ve bu tortuyla boğuşan şimdiki hallerimizi anlatıyor. Kişisel bir belleğin nasıl da toplumsal ve tarihsel olanla kurulduğunu gösteren müthiş bir yapıt.

Suzan Defter, Ayfer Tunç
İki insanın yaşamlarındaki kesişmeyi farklı bir roman mimarisiyle anlatmayı deniyor Ayfer Tunç bu kitabında. İki umutsuz şehir insanının, bir kadınla bir adamın yan yana okuduğumuz günlüklerinde iki bilinç ırmağının yan yana akışı ve beklenmedik bir yerde birleşip bir süre beraber ama birbirine karışmadan yol alışına tanık oluyoruz. Özgün ve unutulmaz bir roman.

MÜGE İPLİKÇİ
Tehdİt Mektupları, Aslı Biçen
12 Eylül’ün çoğulcu bir perspektiften ele alınışı, dildeki yetkinlik, bu yetkinliğin sağladığı alanlar. Bu yeni alanların yeni soruları, yazılmamış, yazılsa da unutulmuş mektupları hatırlatması.

Mühürlenmİş Zaman,
Dan DIner
İslam dünyasındaki durgunluk üzerine kaleme alınmış çok ilginç bir metin. Özellikle ‘kutsal zamanın dünyevi zamana dönüşmesi üzerine’ olan bölümün okunmasını öneririm.

Kalan, Leyla Erbİl
Dilin bilinçakışıyla birlikte o şiirsel kullanımı, yaşadıklarımızın kurgulanış biçimi, aktarılışı ve ötesi... İşte 80 yaşındaki bir ustadan bize kalanlar...

İNCİ ARAL
Yazar, Yazar,
DaviD Lodge
Henry James’in yaşamı ve yazı dünyası üzerine gerçeklere dayanarak kurgulanmış, yazarın yaşadığı dönemdeki sanat ortamını, dostlarını, arayış ve hayal kırıklıklarının anlatan bir roman.

Gelecek, Doğan Kuban
Geleceği sorgulama bilinci olmayan, aklı geçmiş toplum modellerinde kalmış bir toplumun hallerini anlatan, güncel sorunlarımıza bilgece yorumlar getiren denemeler.

Kabİl, Jose Saramago
Yalın, dolaysız, ironik diliyle, tanrı kavramı bağlamında insana özgü tüm duygu ve eylemlere bakan ciddi olduğu kadar da eğlendiren bir roman.

Güneş Saygılı’nın Gerçek Yaşamı, Erendİz Atasü
Gerçek edebiyatın özlediğimiz tadını duyuran, bir şehrin simgesel çürüyüp çöküşü içinde aşka, yalnızlığa, bir kadının hayatı üzerinden incelikle ve derinlemesine bakan sarsıcı bir roman.

Radyonun İçİndekİler,
Cenk Gündoğdu
Mültecilik durumunu, tüm katmanları ile ele alan, duyarlılıkla kaleme alınmış, hem şiirsel tatlar sunan hem de düşündüren bir sahne oyunu.

FARUK DUMAN
Gezİntİ, Robert Walser
Walser Türkçeye geç çevrilmiş, devamını bekliyoruz. Kafka’nın, Thomas Bernhard’ın öncülü...

Ahİr
Zamanlarda Yaşarken,
Slavoj Zizek
Zizek, tüm disiplinlere girip çıkan, “ahir” zamanların en çok uzlaşılan konularının üzerinde bile şüpheler uyandıran bir kitap yazmış.

Zamanın
Farkında,
Şule Gürbüz
Gürbüz’ün “huzursuz” öykülerini çok sevdim...

ÖMER ERDEM
Seslİ Harfler, Ebubekİr Eroğlu
Türkiyede modern ve özgün şiirin kök ve duyuş derinliğini bir kez daha sergilediğini gösterdiği için.

Kontrol
Kalemİ, Murat Yalçın
Hem e-kitap formatında ortaya çıkması bakımından asıl
daha önemlisi çarpıcı dilini, yazarın öznel dünyasıyla birleştirip yalın, özgür ve yüksek okuma zevkini diri tuttuğu için.

Ekmek ve Zeytİn, Ahmet Büke
Yazarlığın ve öykü yazmanın yanında yazarlık ve vicdani duruşu en mütevazı şekilde dillendirdiği için.


MİNE SÖĞÜT
Burada Mutlu Değİlİm,
Jale Sancak
Farklı kesimlerden 12 gençle yapılmış son derece samimi bir söyleşi kitabı... Dünyayı nasıl görüyorlar, nelerden korkuyorlar, neler istiyorlar...Kitabı okurken hem o nesli farklı açılardan anlama fırsatı buldum, hem de onların anne babalarını da kapsayan kendi neslimi bir kez daha gözden geçirme fırsatı...

Bİtİrgen, Fİgen Şakacı
Şakacı, kitabında çocukluğun o derin çukuruna iniyor. Neşeli bir dille anlatılan hüzünlü bir büyüme öyküsü...

Kalan, Leyla Erbİl
Leyla Erbil, o eşsiz dilinin ucundaki keskin jiletle geçmişi kanatıyor...

HASAN ALİ TOPTAŞ
Bulut Bulut Üstüne, Ethem Baran
Ethem Baran’ın dili sevdiğim bir dil. Yeni öykü kitabı ‘Bulut Bulut Üstüne’yi de keyifle okudum. Ağaçları, denizleri, dereleri, tarlaları ve kuşları anlatırken onları birer karaktere dönüştüren ve insanı ille de tabiatla birlikte tabiatın içinde gören, alabildiğine şen bir dille yazılmış Bulut Bulut Üstüne. Bazı öykülerde yazmak ve yazarlık da konu ediliyor. Bir öyküde de, yazarlarımızdan birinin öyküsü tahmis edilmiş. Sanıyorum öyküde bu ilk kez yapılıyor. 

Dağda Duman Yerİ Yok,
Abdullah Ataşçı
Daha önce, ‘Sığ Suyun Balıkları’ ve ‘Vicdan Saatleri’ adlı iki öykü kitabı yayımlanan Abdullah Ataşçı’nın ilk romanı ‘Dağda Duman Yeri Yok’. Yakılıp yıkılan köyler, yerinden yurdundan edilen insanlar üzerine kurulmuş, ritmi, kurgusu ve şiirsel diliyle güzel bir roman. Birçok olay, birçok duygu ve dehşet verici birçok sahne hâlâ aklımda ama roman kahramanlarından Bese’yi ve Sofu’yu hiç unutamıyorum.

Saf ve Düşüncelİ Romancı,
Orhan Pamuk
2011’de okuduğum güzel kitaplardan biri de Orhan Pamuk’un Harvard Üniversitesi’nde verdiği derslerin metinlerinden oluşan ‘Saf ve Düşünceli Romancı’ adlı kitabı. Böyle bir kitabı Orhan Pamuk’tan nicedir bekliyordum zaten, umuyor, hatta günün birinde yazacağını bir şekilde seziyordum.


HAKAN BIÇAKCI
Ben Özelim, Hal
Niedzviecki
Gerçek dünya bir yana biz bir yana. Artık herkesin özel olduğu sanal bir dünyada yaşıyoruz. Toplum mutsuzlaştıkça bireyin özel olduğunu duyma ihtiyacı artıyor. Günümüz insanını acımasız bir gerçekçilikle ele alıyor bu zihin açıcı ve iç acıtıcı kitap. Yazara göre ibadethane, okul, iş, askerlik gibi geleneksel kurumlar artık bireyselliği besleyecek kapasitede değil. Yani bu kurumların sunduğu roller yeni insanı kesmiyor. “Özel olmak” çağın takıntısı... Bireyselliği açığa vurma ihtiyacı insanları iyi, dürüst veya normal olmaya değil, “özel” olmaya itiyor. Acı ama gerçek ama çok acı…

Savaş
Oyunları A.Ş., Roger Stahl
Kitap, ABD’nin savaşa spor müsabakası kafasıyla bakma alışkınlığını didikliyor. Savaşın seyirlik bir eğlenceye dönüşmesi olgusuna ‘Oturma Odası Savaşları’ adını veriyor Stahl. Medyanın savaşı sunma üslubuna da ‘Temiz Savaş’ diyor. Kansız, arınmış, rahatsız edicilikten uzak, vicdandan ırak… İzleyeni ölüme yabancılaştıran, savaşı depolitize eden, yıkımı estetize eden, birebir savaş filmi mantığındaki temsil biçimi bu... Kitapta ortaya atılan bir diğer kavram, konuyu film dünyasına bir adım daha yakınlaştırıyor: ‘Teknofetişizm’. Yüksek teknolojili silahlara tapınma, yüksek prodüksiyonlu filmlerden etkilenmeyle aynı anlama geliyor. Stahl’a göre, ‘seyirlik spor’un ‘savaş’la evliliği 25. Amerikan Futbol Şampiyonluk Müsabakası’ için ABC isimli televizyon kanalının koyduğu başlıkla başlıyor: “Körfez Savaşı: Şampiyonluk Mücadelesi”

Benden Önce Bİr Başkası,
Nurdan Gürbİlek
Gürbilek’in kitabının ilk iki bölümü, “uyduruk” işlerle uğraşan yazar oğullarla düzenin gönüllü bekçisi babaların çatışmasına odaklanıyor. Bildiğimizi sandığımız bir konuya çok daha geniş bir çerçeveden, çok daha derin bir biçimde bakmamızı sağlıyor kitap.

SEMİH GÜMÜŞ
Şaİrİn Romanı, Murathan Mungan
2011’in önemli romanı. Bir romanı roman yapan yazınsal öğelerin tümüne birden bakarak, ‘Şairin Romanı’nın yalnızca 2011’in değil, Türkçenin en güzel romanlarından biri olduğunu da söyleyebilirim. Bizim edebiyatımızda yazılmış romanlara benzemeyen bir roman bu. Baştan sona iyi tasarlanıp kurulmuş hikâyesi, doğanın içinde yarattığı yeni dünya, şiirin gücünden aldığı dili, dilinin büyük zenginliği, unutulmayacak kişilerinin ilginçliği ve canlılığı, birkaç sorunu birden taşıyan çok katmanlılığı, polisiye kurgunun içinde tasarlanmış olay örgüsünün sağlamlığı gibi özellikleri, 2011’de tek başına kalsaydı bile, benim gibi okurlara yetecek güzellikte ve etkileyicilikte idi.

Sİnek Isırıklarının Müellİfİ,
Barış Bıçakçı
Barış Bıçakçı da son dönemin en önemli yazarlarından. ‘Sinek Isırıklarının Müellifi’ onun yazınsal çizgisinin son halkası. Aynı anlayış, aynı dil ve dünya, Bıçakçı’nın ilk kitabından sonuncusuna, yetkinleşerek sürüyor. Gözlem gücü, ayrıntıları değerlendirme biçimi, yalınlık içinde çok anlam üreten dili, üç belirgin özelliği. Bıçakçı’yı ilk okuyanlarda gördüğüm ilk tepki çoğu kez olumsuz oluyor. Yalınlığı aldattığı için. Oysa ondaki, benzersiz ayrıntılar ve söylenenlerden söylenmeyenlerin çıkarılmasını gerektiren çoğul anlamlı yalınlık, ancak ustalıkla bu düzeyde ortaya çıkabilir.

Genç Bİr Romancının İtİrafları,
Umberto Eco
Eco sanki bizim yerimize de düşünüyor, çoğu kez hiç düşünmediklerimizi açıklıkla dile getiriyor. Yaratıcı düşüncenin ne olduğunu en çok öğrendiğim yazarların başlarında geliyor Eco. Tam bir edebiyat düşünürü o. Kitapta, kendi yaratıcı yazarlık deneyimini ve romanlarında kullandığı tekniklerin sırlarını anlatıyor.

OYA BAYDAR
Her zamanki gibi geçen bu yıl da birçok kitap geçti elimden. Kimini şöyle bir karıştırıp bir kenara bıraktım, kimini okudum; ama bazıları iz bıraktı. Geçen yıl neler okudunuz, diye sorunca ilk hatırladıklarım da bunlar oldu .
İlki, hâlâ vakit buldukça okumayı sürdürdüğüm -kolay kolay da biteceğe benzemeyen- Murat Belge’nin ‘Militarist Modernleşme’ başlıklı gerçekten dev başvuru kitabı. Küçücük puntolarla 800 sayfayı aşıyor. Hem tarihimizin ve toplumumuzun en önemli konularına bilimsel nesnellik ve titizlikle ışık tutuyor hem de bunu kolay anlaşılır bir sohbet diliyle yapıyor.
Edebiyata gelince Behçet Çelik’in bütün hikâye kitaplarını sindire sindire okudum. ‘Gün Ortasında Arzu’ ve ‘Diken Ucu’ndaki parçalar “İşte hikâye budur” dedirtti bana. Yekta Kopan’ın ‘Kediler Güzel Uyanır’ında da aynı duyguyu tattım.
Uwe Timm’in ikisi de Türkçeye çevrilmiş ‘Kırmızı’ (Rot) ve ‘Morenga’ romanlarını da romanla ilgilenen okur veya yazar herkese öneririm. Bir de Sam Savage’in, Amerika’da çoksatarlar listelerine giren Türkiye’de çevirisi pek ilgi görmeyen ‘Firmin’i (doğup büyüdüğü kitapçıda açlıktan kitapları kemiren ve sonunda müthiş bir eleştirmen, filozof olan küçük fare) ince mizahı ve değindiği konuların evrenselliğiyle listeye girmeyi hak ediyor.

A.ÖMER TÜRKEŞ
Jon McGregor ‘Köpekler Bile’de bir madde bağımlısının ölümü etrafında gelişen olayları didikliyor. Gündelik hayat içinden rast gele seçilmiş bir kesit, iyi bir yazar elinde kusursuz bir anlatımla insani dramlara ve sert bir toplumsal eleştiriye dönüşmüş. İmparatorluk geleneğinin görkemini simgeleyen cicili bicili renklerden hiç nasiplenmeyen McGregor’un İngilteresi’nde bütün kent köpeklerin bile yaşamasına izin vermeyecek kadar koyu ve boğucu bir karanlıkla kuşatılmış.
David Peace ‘Tokyo Sene Sıfır’da II. Dünya Savaşı’nın yol açtığı yıkımı sergilerken dış dünyanın cehennemini kahramanın kendi cehennemine bağlayan mükemmel bir anlatım kurmuş. Dedektif Minami’nin kesik, muğlak, çelişkili, takıntılı, hatta ilk bakışta anlamsız cümlelerle yansıttığı bilinç akışı, bir süre sonra hem cinayetlerin hem Minami’nin karanlık noktalarını aydınlatacak ipuçlarını barındırıyor. Dedektifin gözü, aslında Peace’in siyasi ve toplumsal sorgusunun merceğinden başka bir şey değil.
Umberto Eco ‘Prag Mezarlığı’nda kötü bir şaka gibi başlayıp korkunç sonuçlar doğuran büyük bir tarihi komployu komplocu bir kahramanın gözünden anlatıyor. Komplocu zihniyetin parodisi niteliğindeki romanda, özellikle kahramanının zihninden geçenleri sergilerken, ironik bir dil kullanmış Eco.

GÖRKEM YELTAN
Kayıp Rüyacı, Aslı Der
Karanlık bir gece ile başlayan Hayaller Ülkesi. Soluksuz takip isteği uyandıran bir macera. ‘Kayıp Rüyacı’nın etkisinde edindiğim yeni arkadaşlarımın değerini biliyorum.

Kedİler Güzel Uyanır,
Yekta Kopan
Kitap bittiğinde akmaya devam etti içimde. Kopan, öykülerinin içinde ne kadar da güzel gezdirdi beni. Hoş bir uyanıştı benim için.

Beş Parasızdım ve Kadın Çok Güzeldİ, Dervİş Şentekİn
Ustalık şapka çıkarılacak cinsten. Hemencecik biten, kafama mıh gibi çakılan bir kitap. İyi bir film izlemişim de aklım tümüyle onda kalmış gibi.

ASUMAN KAFAOĞLU- BÜKE
Kalan, Leyla Erbİl
Roman kahramanı, Søren Kierkegaard gibi gerçekliğin tözü arayışında. Ne kadar derine inersek ya da geriye gidersek hakikatin tözü yakalanabilir diye soruyor. Geçmişte bir şey değişik olsaydı, yine aynı bugüne mi gelinirdi? “Geçmiş” ile kast edilen bir insanın çocukluğu olduğu kadar, insanlığın arkeolojik ve hatta ontolojik geçmişi de aynı zamanda. ‘Kalan’ dev bir roman, çağımızın büyük başyapıtı.

Saf ve Düşüncelİ Romancı,
Orhan Pamuk
Orhan Pamuk’un Harvard Üniversitesinde verdiği seminer notlarından oluşan kitap, bir yazarın edebiyat tarihine bakışını, metin okuyuşunu, kendini edebiyat tarihine konumlandırmasını anlatıyordu. Ama tüm bunlardan daha önemlisi, romanın hayatımızdaki yerini ele alıyordu. Kitap çok basit görünen ve yüzlerce yıldır çok tartışılan/bilinen bazı konuları son derece özgün bir şekilde ele alarak roman üzerine yeni şeyler söylemeyi başarmış bir kitap.

Kabİl, José Saramago
Tüm dünyada çok farklı en iyiler listelerinde hep Saramago’nun son romanı göze çarpıyor. İnsanı tür olarak ele alan, sorgulayan hatta evrendeki rolünü eleştiren çok ilginç bir romandı. Yazarın, tüm ustalığını gösterdiği eseri olarak da önemliydi.