'Acı'dan servet çıkarmak

'Acı'dan servet çıkarmak
'Acı'dan servet çıkarmak
Yahudilere yapılanlar biliniyor. Finkelstein, tabii ki bunu inkâr etmiyor. Ancak, karşı çıktığı bir şey var: Holokost kullanılarak, Yahudi örgütlerinin palazlanmasıyla ABD ve İsrail'in politikalarının meşrulaştırılması
Haber: UTKU UMUT BULSUN / Arşivi

Norman Finkelstein, garip bir adam. Annesi Majdanek Kampı’ndan, babası Auschwitz’den. Amcalar, teyzeler, dayılar ise sadece solmuş fotoğraf kareleri. Naziler hepsini katletmiş. Norman Finkelstein, Amerikalı bir Yahudi. Eli kalem tutan, okuyan, araştıran bir adam... Amerika, Holokost Endüstrisi’nin merkezi. Beyaz Saray’dan dev bankalara, müzelerden medyaya, sinemadan edebiyata kadar her köşe başını ahtapot gibi sarmış bir örgüt. Yargıyı, sivil toplum kuruluşlarını hatta Kongre’yi yönlendirecek kadar etkili. İstediği yazarı parlatıyor, istediği akademisyeni bilmem ne başkanı yapıyor. Finkelstein’ın para kazanmak ve ünlü olmak için tek yapması gereken, Yahudilerin nasıl ezildiğini yazmak, İsrail’in ve ABD ’nin politikalarını savunmak. Çok kolay bir görev. Herkes yapıyor. Konferans başına on binlerce dolar alanlar, kitapları raflardan inmeyenler, her televizyon programının baş konuğu olanlar, şarkıcılar, oyuncular… Ama, dedik ya, Norman Finkelstein garip bir adam.
Amerika’da yaşayan bir Yahudi’nin, ‘Yahudilerin menfaatlerine’ çomak sokması, sık rastlanan bir durum değil. O çomağı kırmak için anında seferber olan bir ordu var... ‘Holokost Endüstrisi’ kitabı ise çevrildiği her ülkede yankı buluyor, pek çok insanın, oynanan oyunu fark etmesini sağlıyor. Yaratılan curcunanın içinden çıkıp, ‘Burada başka bir iş dönüyor’ diyor... Nazi Almanyasının, Yahudilere yaptıkları biliniyor. Finkelstein, tabii ki bunu inkâr etmiyor. Ancak, karşı çıktığı bir şey var. Ve karşı çıktığı bu şey, Holokost Endüstrisi’nin varlık nedenini oluşturuyor: Holokost, yani Yahudi Soykırımı kullanılarak, büyük Yahudi örgütlerinin palazlanmasıyla ABD ve İsrail’in politikalarının meşrulaştırılması. Holokost Endüstrisi, öncelikle fikirsel bir taban oluşturuyor: “Yahudilerin çektiği çilelerin bir benzeri daha yoktur. Yahudi karşıtlığı, mantık dışı bir Yahudi nefretinin sonucunda ortaya çıkmaktadır ve buna karşı sürekli uyanık olunmalıdır. Yahudi karşıtlığı sezilen her faaliyetin acımasızca etkisiz hale getirilmesi son derece meşrudur. Tüm dünya , Nazilerin yaptıklarına sessiz kaldığı için, bunun bedelini ödemelidir.” Bunları söyleyenler, Yahudi mahallesinin kahvesinde oturan fanatik amcalar değil. Ünlü yazarlar, hatipler, müze müdürleri, Kongre üyeleri, büyük gazetelerin köşe yazarları, editörleri, prestijli üniversitelerin dekanları, rektörleri, avukatlar, hâkimler. Finkelstein, bu histeriye karşı, annesinin öğütlerini dinleyen vicdanlı bir adam olmaya çalışıyor. 

‘Yardıma muhtaç Yahudiler’
Ancak, Holokost Endüstrisi, dünyaya bu bedeli ödetmeye oldukça kararlı. ‘Yardıma muhtaç Holokost mağdurları’ adına, önüne gelen ülkeye tazminat davaları açıyor. Almanya ve İsviçre ilk göz ağrıları. Öyle az buz paralar değil, milyar dolarlar alınıyor. Almanya’yı anlayabiliyoruz. Başrol oyuncusu. İsviçre nereden çıktı? Savaştan önce ve savaş sırasında, Yahudiler paralarını İsviçre bankalarına yatırıyorlar. Güvenli bir sığınak. Holokost Endüstrisi için ise, ‘ensesine vur lokmasını al’ bir ülke. Devreye ABD başkanları, Kongre üyeleri, medya, avukatlar, Yahudi örgütleri sokuluyor ve büyük vurgun başlıyor. Finkelstein, bu trajikomik vurgunun tüm ayrıntılarını bir bir gözler önüne seriyor. O ‘yardıma muhtaç Yahudilere’ ödenen para 2 bin 500 dolarken, sadece bir avukatın buradan 5 milyon dolar kazandığını bilmek, kolay hazmedilebilir bir şey değil.
Holokost Endüstrisi’nin faaliyet raporunda en önemli maddelerden biri de, doğal olarak İsrail. Mısır-İsrail Savaşı’na kadar pek ciddiye alınmayan Yahudi devleti, acımasızlığını ispatlayınca bir anda ilgi odağı oluyor. Ortadoğu ’da korku salacak ABD dostu bir devlet, paha biçilmez bir yatırım olarak görülmeye başlanıyor. Holokost Endüstrisi’nin cengâverleri hemen işbaşı yapıyorlar. Yahudilere yönelik en ufak bir itiraz bile Yahudi karşıtı olmaya yeter. Yahudiler, dünya tarihinde soykırım tehdidiyle karşı karşıya olan (belki de tek) bir halk oldukları için, kendilerine yönelik her saldırıyı bertaraf etme hakkına sahiptirler. Yahudi’nin düğmesini koparan, kurşuna dizilir. İsrail’in Filistin’de yaptıkları ortada. Tüm Ortadoğu’yu diken üstünde tutarken, dünyaya meydan okuyan bir devlet. Hesap sorulamıyor, yaptırım uygulanamıyor ve hatta eleştirilemiyor bile.
ABD’nin verdiği sınırsız desteğin arkasında, Holokost Endüstrisi’nin parmağı olmadığını söylemek zor. ABD, kendi eliyle yarattığı ‘endüstri’yi, hem İsrail’in hem de kendi politikalarının meşrulaştırılması için kullanmaktan geri kalmıyor. Alan memnun, veren memnun ilişkisi temelinde bir ‘stratejik ortaklık’ oluşuyor. Holokost Endüstrisi, ABD’nin siyasi ve askeri gücünü, sık sık bir tehdit unsuru olarak kullanarak tüm dünyayı soymak için yollar ararken, ABD de Yahudilerin çektikleri çileleri istismar ederek, hem kendi vurgunlarını ve soykırımlarını gizliyor hem de Ortadoğu’da at oynatmaya devam ediyor. 

Eleştirmek yasak
Finkelstein, bu ikiyüzlülüğe isyan ediyor. Yahudi paralarının İsviçre bankaları kadar, ABD bankalarına da yatırıldığını açıklıyor. Savaş sonrasında Almanya’dan kaçan Nazi subaylarının, ABD’de nasıl istihdam edildiğini ifşa ediyor. Almanya’ya açılan tazminat davalarının ABD’ye de açılması gerektiğini, Amerikan yerlilerine uygulanan soykırımın esamesi bile okunmazken, tüm ABD devlet aygıtlarının Yahudi tazminatları için seferber olmasını eleştiriyor. ABD’nin Afrika ve Latin Amerika ülkelerindeki kanlı diktatörleri destekleyerek, buralarda yapılan katliamlara göz yumup seyirci kalmasını sorguluyor. Bu katliamlar hakkında tek satır yazı yazılmazken, tek satır akademik çalışma yapılmazken, nasıl olup da Holokost üzerine her gün yüzlerce makale yayımlandığını açıklıyor. Holokost Endüstrisi’nin paralı askerleri yüceltilirken, en ufak eleştiride bulunanların hayatlarının nasıl karartıldığını gözler önüne seriyor. İsrail ve ABD’nin dostu olanlar istedikleri gibi atıp tutarlarken, birazcık itiraz edenin nasıl Hitler damgası yediğini anlatıyor.
Finkelstein, anne babasının, amca teyzesinin anısına sahip çıkıyor. Onlar adına ortaya çıkıp, yeni soykırımlar, yeni vurgunlar yapanları hedef tahtasına koyuyor. Holokost’un gündeme gelmesi iyi olmadı, diyor. Holokost Endüstrisi’nin yaptıkları, tüm dünyada Yahudi karşıtlığını körüklüyor. Bizler kendi halimizde insanlardık fakat bizi nefret edilen öcülere çevirdiniz, diyor. Ve okuyucuyu uyarıyor: Timsah gözyaşlarına aldanmayın. İsrail’in Filistin’de yaptıklarına, ABD’nin tüm dünyada yaptıklarına karşı sessiz kalırsanız, yeni soykırımlara, yeni katliamlara karşı çıkamazsınız. Dünya, Yahudilerin etrafında dönmüyor. Her gün yeni acılar, yeni çileler çekiliyor. Holokost Endüstrisi, bunlara göz yummanız için elinden gelen her şeyi yapıyor. “Amerikan ve İsrail zorbalığının rezil savunucuları ve zengin haydutlarla tüccarların tiksindirici çetesi”nde ahlâk diye bir şey yoktur. “Sizi kandırmalarına izin vermeyin.”
Yargıyı, medyayı, siyaseti, sanat dünyasını saran faşist bir yalan imparatorluğuna karşı, perdeyi aralayan birilerine ihtiyaç var.
Norman Finkelstein, garip bir adam. Ve bizler, garip adamları severiz.

HOLOKOST ENDÜSTRİSİ
Norman Finkelstein
Çeviren: Utku Umut Bulsun
Kırmızı Kedi Yayınevi
2011
228 sayfa
16 TL.