'Açlık olan yerde gürültü olur, çünkü boş mide guruldar'

'Açlık olan yerde gürültü olur, çünkü boş mide guruldar'
'Açlık olan yerde gürültü olur, çünkü boş mide guruldar'

RESİMLER: Julia Friese

Konrad adında bir tilkinin bir ördekle tanışmasıyla başlıyor kitap. Ama bu tanışma hayal gücümüzün beklediği gibi sonuçlanmıyor. Anne ördeği mideye indirmek niyetini taşıyan Konrad, anne ördeğin kaçarken yanında götüremediği yumurtasıyla ve içindeki civcivle tanışabiliyor ancak
Haber: ASLI TOHUMCU - asli@aslitohumcu.com / Arşivi

Dikkatli ve hevesli okur için, kitap künyelerindeki bazı imzalar marka değeri taşımaz mı! Bunu derken, yazar imzalarını kastetmiyorum ama sadece. İnsan, belli bir editörün seçtiklerini ya da belli bir çevirmenin çevirdiklerini de takip edebilir pekâlâ. Bahar Siber imzası benim açımdan, çocuk edebiyatı söz konusu olduğunda bu değerde bir imza nicedir. Editörlüğünü yaptığı ya da çevirdiği çocuk kitapları belli bir anlayışın göstergesi çünkü; hoşuma giden, yaratıcı bulduğum, tema seçimlerindeki cesaretini ve usluplarını takdir ettiğim, bana şaşırtıcı gelmesinden haz aldığım bir anlayışın göstergesi üstelik.
Siber’in elinden Virginia Woolflar, Orhan Pamuklar da geçer geçmesine ama, ‘Ördek, Ölüm ve Lale’deki o tatlı hüznü, ölümü o sakin selamlayışı, Ev Canavarları serisinin insanı koltuğundan düşüren komikliğini, bize hangi hayvanın nasıl “pislediğini” öğreten, şahane ‘Kafasına Edeni Bulmaya Çalışan Köstebeğin Hikâyesi’ örneğin, yine de farklı bir yerde durur benim için. Şimdi bu kitaplara, ‘Benim Bütün Ördeklerim’ adlı resimli öykü de eklendi.
İletişim Yayınları’nın azar azar ama tutarlı bir çizgide ilerleyen çocuk kitapları dizisinin son ürünü ‘Benim Bütün Ördeklerim’. Hikâye, Konrad adında bir tilkinin bir ördekle tanışmasıyla başlıyor belki ama bu tanışma, hayal gücümüzün ve hayat bilgimizin beklediği gibi sonuçlanmıyor. Anne ördekle tanışmak ve onu hapur hupur mideye indirmek niyetini taşıyan Konrad, anne ördeğin kaçarken ne yazık ki yanında götüremediği yumurtasıyla ve o yumurtayı bir omlete kıramadan, içindeki civcivle tanışma şansına erebiliyor ancak.
“Ben bu yavruyu semirtir öyle yerim, bu haliyle dişimin kovuğuna gitmez” düşüncesinin, yavru ördeğin “Anne Anne!” bağırışlarıyla boğazda bir yumruya, bu bağırışların tilki erkek olduğundan “Baba Baba!”ya dönüşmesi de yürekte bir sızıya ve giderek kuvvetli bir sevgiye dönüşmesi kaçınılmaz oluyor sonunda. Mevsimler geçer ve yavru ördek semirirken birlikte günbatımları seyrediyorlar, tilki ördeği yağmurdan kuyruğuyla sakınıyor, geceleri gövdesine sarıp uyutuyor; basbayağı hayat arkadaşlığı ediyorlar işte.
Konrad’ın Lorenz adını verdiği yavru büyüyüp âşık olduğunda, bizimki, “Bu aşk halleri geçer nasılsa, o zaman yerim ben bunun manitasını, sonra bir daha aşık olur bozuşur onu da yerim, sonra…” diye düşünse de, çiftin yavruları ve onların yavruları ve onların yavruları derken, ormanda neredeyse diğer hayvanlara yer bırakmayacak kalabalıklıkta ve mutlu bir aile oluşur. Yavruların Konrad’dan öğrendikleri pusu kurma vs. gibi tilkisel beceriler, ormanın diğer sakinlerinin bu ördekleri tekinsiz bulmasına ve onlardan biraz uzak durmasına yol açar açmasına da, bizim geniş ailenin umrunda olmaz bu durum. 

Sıradan görünen farklı bir hikâye
Konrad’ın karnının gurultusu yıllar içinde boğazından bir lokma ördek geçmediği için dinmemiştir bir türlü. Yeni yavrular bu gurultuyla kendilerine gizli bir dil yaratıp kesik kesik ya da şarkı söyler gibi uzunlu kısalı homurdanarak, sertçe ya da yavaşça gürleyerek kendi aralarında anlaşırlar. Konrad’ın midesiyle sohbet ederler yani. Hatta geceleri, açlık en güzel masalları anlatır.
Derken günün birinde artık iyice yaşlanan ve güçten düşen Konrad gözlerini kapar ve bir daha da açmaz. “Mutlu görünüyordu. O mutlu olduğu için ördekler de mutluydu. Onu gömdüler” der yazar hikâyenin başından beri taşdığı sükunetle. Konrad’ın hikâyesi sona erer böylece ama ailesi ormanda onun yakınında yaşamaya devam eder.
Özetle sevgi her şeye kadirdir der gibi görünse de ‘Benim Bütün Ördeklerim’, ironisi ve mizahıyla ayrı bir yerde durmayı hak ediyor bence. Konrad’ın Lorenz’le ilişkisinin gelişimi sırasında Konrad’ın yaşadığı çelişkiler ya da Lorenz’in manitasının yumurtladığı sahne bile başlı başına bir komedi bence. Christian Duda, sıradan gibi görünen bir hikâyeyi üslubuyla başkalaştırmayı başarmış. Julia Friese’nin çizim tekniği bir yana, bir planda birkaç sahneyi birden vermeyi tercih etmesi, hikâyeyi daha sıcak, daha esprili kılmış.
Kitabın hemen başında Konrad’ın açlığını tasvir eden, “Tilkinin kocaman bir iştahı vardı, çünkü karnı açtı. Hem de çok açtı! Açlık olan yerde gürültü olur, çünkü boş mide guruldar. Karnı aç olan yemek düşünür, nasıl yemek bulacağını,” cümleleri de pek acayip ve iç gıcıklayıcı bir muhalefet şekli bence. Helal olsun yazara.
‘Benim Bütün Ördeklerim’ okul öncesi çağdaki çocuklar için dostluk, şefkat ve fedakârlık üzerine keyifli bir okuma vaat ediyor. Anne babalar da çocuklarının omzu üzerinden dikkatli bakışlar atabilirler bu kitaba tabii!

BENİM BÜTÜN ÖRDEKLERİM
Christian Duda
Çeviren: Bahar Siber
Resimleyen: Julia Friese
İletişim Yayınları
2011, 56 sayfa, 13 TL.


    ETİKETLER:

    Muhalefet

    ,

    hayat

    ,

    kitap

    ,

    aşk

    ,

    Sohbet

    ,

    Yemek

    ,

    Çocuk

    ,

    Aile

    ,

    Erkek

    ,

    Komedi

    ,

    Okul

    ,

    iletişim

    ,

    yazar

    ,

    zaman

    ,

    pusu

    ,

    Uzak