Akdenizli kadınlar...

Akdenizli kadınlar...
Akdenizli kadınlar...

Guiseppina Torregrossa (solda)1956 Palermo doğumlu ve kitabın esas kahramanı Agata gibi o da bir jinekolog. Meme kanseri konusunda önemli çalışmalara imza atan, üç çocuk annesi Torregrossa nın ilk romanı L assaggiatrice (Çeşnici) 2007 de yayımlanmış. Tiyatro oyunu Adele ile de 2008 de Roma da Kadınlar ve Tiyatro ödülünü kazanmış.

Torregrossa'nın yazdığı 'Mucize Tatlı', Akdenizli kadınların muhteşem hikâyelerini birbirine ekleyerek anlatıyor. Bütün kadınların hikâyesi memelerin simge olduğu bir tatlının lezzetinde sunuluyor
Haber: AYCAN AŞKIM SAROĞLU / Arşivi

Akdeniz’in en büyük, İtalya’dan bağımsız görünen, görünmekle kalmayıp öyle yaşayan, kendine ait kuralları olan, ‘cosa nostra’nın doğum yeri, ‘güzel ve zalim yüzlü’ adası Sicilya ve başkenti Palermo… Her anlamda sıcak kuralların ve ateşli bir hayatın hüküm sürdüğü nevi şahsına münhasır bir yer… Ateşli bir ada... Ateşli silahların, ateşli adamların, ateşli konuşmaların, ateşli yemeklerin, ateşli âşıkların, ateşli ailelerin olduğu bir yer... Ateşli kadınların da elbette... Ama kadınlar o yakıcı Sicilya güneşinde daima gölgede kalmak zorundalar... Kocalarının, babalarının, ağabeylerinin, kendi kadınlıklarının gölgesinde...
Gelgelim bazen hayat gölgeleri güneşe çıkarır... Tıpkı bu kitapta olduğu gibi. Asırlarca hep gölgede kalan kadınlar, yazarın bir Sicilya pizzası gibi baharatlı ve şahane lezzetler yaratan kalemiyle gölgeden güneşe doğru adım atıyorlar… Bazıları gözyaşlarıyla, bazıları kahkahayla ama hepsi de aşkla, cinsellikle, annelikle yüklü hakiki ve etkileyici kadın hikâyeleriyle… Böylelikle gözyaşları kuruyor, sevinçler paylaşılıyor. Kitabın kadınlar kadar önemli bir kahramanı daha var... O kahraman, dişiliğin kutsal iki işareti, su kadar hayati bir sıvının anne sütünün ana kaynağı memelere adanmış, Bakire Azize Agata’nın meme şeklindeki nefis tatlısı kitabın başkahramanlarından biri. 

Agata’nın acılı aşk hayatı
‘Mucize Tatlı’, küçük Agata’nın büyükanneler, teyzeler, dedeler, Sicilya’nın çeşitli tuhaf hikâyelere sahip güçlü kadınları üzerinden bir büyüme yolculuğunu anlatıyor. Ancak üçüncü bölümde o kadınların hayatından süzerek oluşturduğu, Agata’nın acılı aşk hayatına giriş yapıyor yazar. Başkahraman Agata’nın da büyüyünce bir jinekolog olması onun sıradan bir Sicilyalı kadın gibi aşka teslim olmasını hatta ona kul-köle olmasını ve bunu isteyerek yapmasını da engelleyemiyor. İyi ya da kötü değil, sadece böyle. Tıpkı hayat gibi. Çünkü bu roman da hayat ve aşk kadar hakiki bir hikâyeyi anlatıyor. Çünkü orası Palermo... Ve Palermo ‘Mucize Tatlı’da anlatıldığı gibi bir yer.
Dolgun göğüslü kadınlar ‘Mucize Tatlı’nın ana kahramanları. Küçük Agata’ya mucize tatlıyı yapmayı öğreten büyükannesi, Agata Nine’nin annesi olan Luisa bütün erkekleri ama en çok da kocası Gaetano’yu büyüleyecek göğüslere sahip. Büyükanne Agata ise kendi memelerinin pek hayrını göremiyor, bütün hayatı mutsuz bir evlilikle geçiyor. Kendisini meme tatlısının sahibesi Azize Agata’ya, çocuklarına ve küçük torunu Agata’ya adıyor. Küçük Agata anne ve baba ailesindeki bütün kadınların hikâyelerini öğreniyor yavaş yavaş. Mesela “durgun havanın insanlardaki hayalleri yoğunlaştırıp, arzulara dönüştürdüğü” şafağı bekledikleri bir ağustos gecesi çiftliğin yanında dolaşan büyük büyük annesi, iri yapılı, haydut ruhlu, kötü karakterli ve çok dirayetli Assunta Guazzalora Santadriano’unkini... Çiftçilerle tarlalara inen, güne ilk başlayan ve son bitiren, inanılmaz güçlü ve şehvetli bir kadın... 60 yaşında genç bir âşığın kollarında biten hayat hikâyesi bile başlı başına ilginç. Sonra Cettina var, Tanrı’nın meme vermediği ama cezbedici başka bir aksesuarla ödüllendirdiği kadın, Agata’nın teyzeleri Nellina ve Tettina ileri yaşlarda tek göğüsle kalmalarına rağmen, Sicilya için bir Amazon sayılabilirler. Agata’nın diğer büyükannesi Margaherita ve onun en büyük yoksulluklardan çıkarıp yeniden ailesini bir araya getiren gücü... 

Ah o tatlı...
Ama iyi ki bakire Azize Agata’ya adanmış bir meme tatlısı var çünkü o bütün felaketlere rağmen Sicilyalı kadınları koruyan tatlı şeklinde bir koruyucu melek: “Yemeğin sonunda kahveyle birlikte masaya alkışlar eşliğinde meşhur Azize Agata tatlıları gelirdi. Büyük tepsi ikişer ikişer yan yana duran beyaz tepeciklerle dolu olurdu. Önce dokunmak isterdiniz, sonra şekerini yalamak ve sonunda nazikçe ısırmak. Onları dişlediğimde peynirli krema, şeker ve çikolata ağzımın her köşesini doldururdu, damağımı kapladıklarını hissederdim, gözlerimi kapatırdım ve bu keyif tüm çocuk gövdeme yayılır, bir koruma ve güven duygusu ile karışırdı. Zira büyükannemin inancına göre bu tatlı beni hastalıklardan koruyacak ve en talihsiz durumda bile beni kesinlikle iyileştirecekti. Azize Agata’nın tatlıları sağlığım için bir güvence, tüm kadınlık yaşamım boyunca bana eşlik edecek tatlı bir muska olacaklardı.”
Küçük Agata büyüyüp, doktor olup yeniden doğduğu topraklara Palermo’ya döndüğünde geçen tüm zamana rağmen aslında Sicilya’da da kendinde de pek bir şeyin değişmediğini görür. O aşka âşık bir kadındır, öyle ki memlekete döndükten bir yıl sonra, bir mafya babasının kızı olan Rosalia’nın kocası, ‘güneşten altın rengini almış kollarıyla’ hayatına giren Santino Abbasa’ya tam anlamıyla tutulur... Tutku ve şehvet denizinin dibine dalarlar birlikte, zamanla bu ilişki bir köle efendi ilişkisine dönüşür... Ancak zaman toz gibi süpürürken hayatı, güzel doktor Agata’nın memelerinde de tıpkı büyük büyükannesi Luisa’nın başına geldiği gibi sorunlar, yumrular çıkmaya başlar. Üstüne üstlük Santino Abbasa mafya ailesinden gelen karısını asla terk edemeyecektir, yine de karısı Rosaila artık bu iki tarafta birden süren ilişkiye dayanamaz ve bir gün, kocasını kolundan tuttuğu gibi Agata’nın kapısına gelir ve “Al bunu, şu cesedi, tebrikler ve bir dolu erkek çocuk dilerim”der ve Agata’nın ve Santino’nun ufkundan yok olur. Çünkü Rosalia gerçek bir kadındır.

Vahşi, bilge, anne...
‘Mucize Tatlı’, Sicilya’daki kadınlar üzerinden aslında tüm kadınlık tarihine bakıyor. Bunu, muhteşem hikâyeleri birbirine ekleyerek anlatıyor, her hikâyede bir başka yüzünü keşfederek ilerliyor, hayatta kalmanın, kutsal dişiliğin sırlarına eriyorsunuz. Bir kutsal ve vahşi dişilik manifestosu olan ve bugün dünyada birçok ünlü ünsüz kadının başucu kitabı yaptığı Clarissa Pinkola Estes’in ünlü kitabı ‘Kurtlarla Koşan Kadınlar’ın daha yumuşak küçük bir versiyonu gibi ‘Mucize Tatlı’. Aynı vahşi, bilge, anne, dişi kadın arketipleri ‘Mucize Tatlı’da da karşımıza çıkıyor. Üstelik son derece yakıcı, ruhun derinliklerine işleyen hakiki ve şurup gibi lezzetli bir dille... Her bir hikâye birbirine eklenerek, dişiliğin bir bütün hikâyesini oluşturuyor...

MUCİZE TATLI
Guiseppina
Torregrossa
Çeviren: Ezay Akyıldız
Doğan Kitap
2012, 304 sayfa, 19 TL.