Akıntıya karşı sanat

Akıntıya karşı sanat
Akıntıya karşı sanat
Ali Artun kitabında, çağdaş sanatın ayırt edici özelliklerine odaklanarak, sanat piyasasının içinde yer tutan öznelerin ve onların arasındaki ilişkilenme tarzlarının bütünsel bir analizini sunuyor
Haber: GÖKHAN GENÇAY / Arşivi

Günümüz sanat sahnesi, tüm aktörleri ve ilişki ağlarıyla bir bütün olarak, kitle kültürünün tüketim kalıplarına angaje olmuş durumda. Bu düzlemde dolaşıma giren, ‘tasarlanan’ sanat da, piyasa normlarıyla anlam kazanmakta artık. Sanatın, özerkliğini yitirmesinin üzerinden çok zaman geçti tabii, ama sanat üretimi hiçbir tarihsel dönemde, 2000’li yıllarda olduğu gibi, değerini gösterge ekonomisine tabi bir skala üzerinden belirleyecek kadar tekdüzeleşmedi. Çağdaş sanat adıyla kodlanan popüler sanat akımlarının dünyevi saltanatı, kendi etik ve estetik anlayışı kadar dağıtım-pazarlama-finansmana öncelik veren bir kurumlaşmaya dayanıyor ve bu bağlamda kendi sözünü, medyasını da yaratıyor. Küresel çapta egemenliğini ilan etmiş olan çağdaş sanatın geçerli kodlarını sorgulama, çağdaş sanat dünyasının arkeolojik temellerine dair derinlikli, kökten analizler ortaya koyma çabalarına da son yıllarda pek sık rastlanmaz oldu. 

Ayırt edici özellikler
İletişim Yayınları’nın bu boşluğu doldurma motivasyonuyla Sanat/ Hayat dizisinden yayımladığı birbirinden kıymetli kitaplar, sanata içkin özgürlükçü dinamikleri tekrar hatırlamamıza vesile oluyor uzun zamandır. Söz konusu dizi kapsamında Ali Artun’un ‘Çağdaş Sanatın Örgütlenmesi’ başlığıyla biraraya topladığı metinleri, çağdaş sanatın ayırt edici özelliklerine odaklanarak, sanat piyasasının içinde yer tutan öznelerin ve onların arasındaki ilişkilenme tarzlarının, tarihselliğe önem veren bir yaklaşım dahilinde, bütünsel bir analizini sunuyor. Sanat muktedirlerinin anaakım kıldıkları konformist, teksesli, tekboyutlu sanat eleştirisinin şişirilmiş genel kabullerini deşifre eden Ali Artun, yeni kitabıyla, avangardın arkaik addedilerek tarihin tozlu sayfalarında unutturulmaya yeltenilen devrimci cephanesini güncelliyor. 

Alınır/satılır meta!
‘Estetik Modernizmin Tasfiyesi’ altbaşlığıyla yayımlanan çalışma, çağdaş sanatın örgütlenme sürecini Romantizm, Dadaizm, Sitüasyonizm gibi modern dönemin avangard akımlarının sahneyi terk edişi üzerinden okuyor. Avangardın ‘modasının geçmesine’ paralel olarak şekillenen küresel sanat piyasasının kurum ve değerlerini somut örnekler üzerinden işleyerek, her düzeyden okuyucu için mevzuyu anlaşılır kılıyor Artun. Halihazırdaki mevcut sanat habitusuna dair yerli yerinde eleştirel tespitlerden güç alan kitap, söz konusu piyasayı var eden kurumsal ilişki biçimlerinin tümünü teker teker ele alıyor. Müzayedelerin, galeri sisteminin, koleksiyonculuğun tarihsel kökenlerini ve küresel sanat ağının, küresel neo-liberalizmle atbaşı, nasıl adım adım kapitalist ekonominin bankacılık sistemine has bir yapılanma içine girdiğini yalın bir dille anlatıyor. Özel müzelerin, fuarların, spekülasyona dayanan işleyişleri ekseninde sanatı alınır/satılır bir meta haline dönüştürmelerini, neden-sonuç ilişkileri düzleminde görünür kılıyor. 

Yüzeysel güzellemeler
‘Çağdaş Sanatın Örgütlenmesi’, İstanbul Bienali’nin tüm şaşaasıyla sürdüğü, bienal türü etkinliklerin yüzeysel güzellemelerinin sanat eleştirisi namına üretilen her satır metni kapladığı günümüz konjonktüründe, ziyadesiyle zorlu bir işe soyunuyor ve bienallerin sanat piyasasında oynadığı gerçek rolü yalın ve net biçimde gözler önüne seriyor. Salt bu ayrıksı cüreti bile ‘Çağdaş Sanatın Örgütlenmesi’ne ilgisiz kalmamak için yeterli aslında; ama kitabın bundan çok daha fazlasını içerdiği, ‘Sanat A.Ş.’lere karşı bağımsızlığını korumak, kendi yolunu çizmek isteyenlerin ihtiyaç duydukları temel bilgileri içeren bir kılavuz işlevi taşıdığı da bir gerçek.

ÇAĞDAŞ SANATIN ÖRGÜTLENMESİ
Ali Artun
İletişim Yayınları
2011, 224 sayfa, 19 TL.