Amaç anlatmak, polisiye bahane

Amaç anlatmak, polisiye bahane
Amaç anlatmak, polisiye bahane
Algan Sezgintüredi 'Katilin Şeyi' ile başlayıp 'Katlin Meselesi' ile sürdürdüğü Vedat Kurdel maceralarının üçüncüsünü 'Katilin Uşağı' ile sürdürüyor... Tana French'in, 'Benzerlik'i ise polisiye gerilim türünün iyi bir örneği
Haber: A. ÖMER TÜRKEŞ / Arşivi

Katilin Uşağı, Algan Sezgintüredi’nin Katilin Şeyi ile başlayıp Katlin Meselesi ile sürdürdüğü Vedat Kurdel maceralarının üçüncüsü. İlk iki romanı okuyanlar, hikâyenin anlatıcılığını da üstlenen Vedat Kurdel ile ortağı ve can dostu Tefo’yu tanıyorlardır. Fiziksel ve zihinsel yetenekleri birbirine zıd ama birbirini tamamlar nitelikteki bu ikili aradan geçen dört yılda bir hayli yol almış, bir dolu olayı çözümlemiş ve artık memleketin namlı dedektifleri olmuşlar.
Vedat Kurdel, bu kez 2009 yılının Nisan ayında başlarından geçen olayları anlatıyor. Hızlı bir giriş; “Kurşun yağmuru başladığı anda Tefo’yu yere itip üzerine atladım. Otomatik silahların takırtıları, dehşetle aniden yüzleşivermenin şaşkınlığına karışan korkuyla yüklü canhıraş feryatlara katılır, her yan kana boyanırken dişlerimi sıkıp can dostuna bedenimi siper ettim...” Üstlendikleri vakayı takip etmek için geldikleri Polonezköy’de, zengin bir iş adamının verdiği davette silahlar konuşmuş, kahramanlarımız zarar görmemiş ama çok sayıda insan hayatını kaybetmiştir. Ölenlerden biri de tanınmış işadamlarından Faruk Yutmaz’dır... Emniyet meseleyi mafyatik bir hesaplaşma olarak değerlendirip dosyayı kapatır. Ancak Faruk Yutmaz’ın karısı Şahende Hanım, kocasının taammüden öldürüldüğü şüphesindedir. Olayı soruşturması için Vedat Kurdel ile anlaşır. Evet, Vedat Kurdel ile; çünkü hamile karısının isteği üzerine Tefo, tehlikeli işlerden uzaklaşmaya, yani dedektiflikten ayrılmaya karar vermiştir. Biricik dostu ve işin akıl tarafını temsil eden ortağını kaybetmenin üzüntüsüne rağmen, Vedat Kurdel işi yarıda bırakmayacak ve ilk adımda Faruk Yutmaz’ı öldüren kurşunun farklı bir silahtan, keskin nişancıların suikast için kullandığı bir Kanas’tan çıktığını kanıtlayacaktır. Yani işadamı kaza kurşunu değil gerçekten de planlı bir cinayetin kurbanıdır.
Bir yandan mafya âlemlerine karışmış dostları, bir yandan cinayet masasından tanıdıkları sayesinde zanlıları arayan Vedat, ihtiyacı olan fikirleri -Tefo’nun yokluğunda- aile meclisindeki yürütülen beyin fırtınasından sağlamaya çalışır. Bitirimhanelerde dolaşacak, zenginlerin takıldığı klüplere girip çıkacak, o sonuca yaklaştıkça cinayet sayısı da hızla tırmanacaktır. Sona doğru Tefo da işe dönmeye karar verir. İki arkadaş katilin uşağını da konuşturmayı başarınca düğüm çözülmek üzeredir, hem de Vedat’ın büyük katkısıyla; “bu seferki çözüm kısmına adamakıllı katkı yapmıştım. Bu katkının ödülünü de istemiştim ortağımdan: Evet, efendim, hikâyemiz boyunca çıkan onca klişenin üstüne şaşırmayacağınız ve rahatça tahmin buyuracağınız üzere, suçlu ve suçsuz tayfasını bir araya toplayıp bir Hercules Poirot gösterisi daha yapacaktık. Ve kulunuzun talebi, bu seferlik Poirot’luğa soyunmaktı.” Ne var ki işler hiç de Vedat’ın umduğu üzere Poirotvari bir sonla noktalanmayacaktır...
Katilin Uşağı, ince bir mizah duygusuyla yazılmış parodik romanlardan oluşan dizinin kuşkusuz en iyisi. Edebiyat çevirileriyle de tanığımız Sezgintüredi, dilini ve üslubunu artık iyice oturtmuş. Anlatmayı şehvetle seven acemi yazar Vedat Kurdel’in daldan dala konarak, bir türlü konunun içine giremeden, aklına estiği gibi aktardığı hikâyeleriyle polisiyelere ‘Tristan Shandy’ havasını taşıyor.
Eklemek gerekir; bütün parodik öğelerine, kurmacalığını peşinen sahiplenmesine rağmen polisiyelerin kurallarını, heyecan ve gerilimini de ihmal etmeden. Tempoyu hızlandırıp yavaşlatmayı, sözün uzadığı yerlerin ardından ani sıçramalar yapmayı kolaylıkla başarıyor.
Çağdaş polisiye edebiyatımızın en dikkat çekici yazarlarından biri olan Sezgintüredi’nin Vedat Kurdel maceralarını okumanızı öneririm.

Bir katilin varlığı oyun değildir
Bol ödüllü ilk romanı Şey (2007) ile yazarlık kariyerine parlak bir adım atan İrlandalı yazar Tana French, ikinci romanı Benzerlik’te, mekân olarak mezunu olduğu Trinity College çevresini seçmiş. İlk romanında dedektif tiplemesi olarak Rob Ryan ve Cassie Madox’ı kullanmıştı. Bu kez ikili ayrılmış durumda. Soruşturmayı genç kadın dedektif Cassie Madox, arkadaşı Frank ve sevgili Sam ile birlikte yürütüyor.
Dublin yakınlarında kırsal bir mekandayız. Bir kulübede bulunan genç bir kadın cesedi üzerine cinayet mahalline giden Cassie, kadının kendisine şaşırtıcı bir biçimde benzediğini görecektir. Üstelik kadının üzerindeki kimlik, bir soruşturma için kendisinin yarattığı sahte bir öğrenci kimliğidir. Cassie, bir kez daha bu kimliğe bürünecek ve katilin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.
Lexie Madison kimliğine sahip ölen kadın Trinity College’de doktora öğrencisi. Öldürüldüğü kulübeye yakın bir evde kendisi gibi öğrenci arkadaşlarıyla yaşıyor. Cassie bu eve yerleşip evdeki dört gençle bir araya geldiğinde onları andırmayı başarır. Ancak beklemediği durum, üçü erkek biri kadın olan ev halkına tuhaf bir biçimde bağlanmasıdır. O da diğerleri gibi hiç görmediği aile yakınlığını bu evde bulmuş, bu insanları sevmiş, yitik gençliğine geri dönmüştür. Ne var ki cinayet ve bir katilin varlığı oyun değildir...
Cassie’nin Lexie Madison kimliğine girip diğerlerini kandırması dışında polisiye kurgusunda aksayan bir yan yok. Baştan sona katilin kimliği, cinayetin nedeni ve işleniş biçimi belirsizliğini koruyor. Üstelik bu kurguyu yakınlardaki küçük kasaba ile yüzyıllara dayalı düşmanlığı olan soyluların eski konağındaki karanlık gecelerle gotik bir atmosfere büründürmesini de bilmiş. Bunların yanı sıra polis yöntemlerine de yer veriyor. Ancak Tana French bütün bunları çoğu zaman ikincil kılarak roman kişilerinin yaşantılarını öne çıkarıyor. Onlar da mutsuz, yalnız, sürüp giden hayatla bir türlü uyum sağlayamamış, birbirlerine sığınmış insanlar. Bir süre sonra onların hayatlarına fazlasıyla yakınlaşacak ve eğer içlerinden biriyse katilin de aslında kurban olduğu duygusuna kapılacaksınız. Çünkü cinayet masumiyeti öldürmüştür.
Benzerlik, polisiye gerilim türünün iyi bir örneği.

KATİLİN UŞAĞI
Algan Sezgintüredi
Versus Kitap
2010
274 sayfa
14 TL.

BENZERLİK
Tana French
Çeviren: Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur
Artemis Yayınları
2010
630 sayfa, 25 TL.