Aralık: Doğumlar, ölümler...

Aralık: Doğumlar, ölümler...
Aralık: Doğumlar, ölümler...

Sevim Burak

Haber: SELİM İLERİ / Arşivi

Aralık 2011 bitiyor. Her yıl sonu dergiler, gazetelerin kitap ekleri, kültür-sanat sayfaları o yılın öne çıkan kitaplarını ille hatırlatır. Şimdi daha çok ‘roman’ı soruyorlar: Bu yılın en önemli on romanı filan.
Bu türden soruşturmalara bence uzak durmak gerekir. Çünkü güncel çoğu kez yanıltıcıdır. Fakat güncel bir yandan da silip süpürüyor. Güncel artık edebiyatımızı silip süpürüyor.
Necatigil’in ‘Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü’nü açtım (22’inci basım, 2004). Doğum-ölüm çizelgesinde aralık ayına baktım. Güncelin ardında sürüklenirken kimlerin eserlerini yitiriyoruz diye. 1 Aralık 1888’de Namık Kemal ölmüş; 48 yaşında. Namık Kemal, okullarda okutulan kitapların kuru bilgileri dışında, ‘unutulmuş’ bir yazar bugün . Handiyse ‘okunmayan’ bir yazar. Vatan ve hürriyet şairi diye ‘öğreniyoruz’ ama, belleğimizde iki dizesi bile yok.
1950’lerde öyle değil. Yarım yüzyıl önce Namık Kemal’in eserini yaşatmak, hatta güncel kılmak isteyen kişiler, kurumlar var: Ankara Devlet Tiyatrosu ‘Âkif Bey’i sahneye koymak, günün seyircisiyle buluşturmak istiyor. 1874 tarihli ‘Âkif Bey’ dil açısından tozlanmış. Edebî heyet yeni bir sahne diline kavuşsun diye ‘Âkif Bey’i Reşat Nuri Güntekin’e teslim ediyor.
Bugün sadece ‘Yaprak Dökümü’ yazarı ‘sandığımız’ Reşat Nuri tiyatro sanatına büyük emek vermiştir. Anlı sanlı bir romancıyken o yıllarda, hiç yüksünmüyor, ‘Âkif Bey’ üzerinde çalışıyor. Besbelli, bir ‘klasiğimizi’ güne kazandırmak isteğinde.
Reşat Nuri tiyatro dergisi için yazdığı o güzel açıklamasında ‘Âkif Bey’in niçin yaşaması gerektiği üzerinde ısrarla durur. Bu oyun, söylemek istediğini, devrin hem siyasal hem toplumsal baskıları sebebiyle söyleyememiştir. Onu şimdi, söyleyemedikleriyle yaşatmak ‘lazım’dır.
Reşat Nuri yalnızca dili sadeleştirmekle yetinmiyor; ‘Âkif Bey’in baş kadın kişisi Dilrüba’yı ‘basit bir yosma’ olmaktan kurtarmanın yordamı aranıyor. Basit bir yosma, çünkü devrin anlayışı, örf ve âdet, fazlasını sahnede görecek cesarette değil. Reşat Nuri, cinsel gücü taşkın Dilrüba’yı, mahkûm etmek yerine, ruhbilimin sağladığı olanaklarla biçimlendiriyor.
Kimin umurunda bugün böylesi çalışmalar?
Meraklısı için, Namık Kemal’den ‘yaşaması gerekli’ bir eser önereceğim: ‘Osmanlı Tarihi’. ‘Osmanlı Tarihi’ni yıllar önce Hürriyet Yayınları okurla buluşturmuştu. Belki yeni basımları da yapılmıştır.
Tanpınar, ‘On Dokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi’nde bu eser üzerinde uzun uzadıya durur. Namık Kemal tarihçi değildir, ne var ki darboğazdaki imparatorluk onu geçmişin utkulu günlerinden yardım ummaya yöneltmiştir. ‘Osmanlı Tarihi’ biraz da bu sebepten dolayı yazılır. Tanpınar’ın saptamasıyla, Namık Kemal bir bakıma ‘içeriden’ bakar Osmanlı tarihine, Hammer’e kapılıp gitmez.
Demin andığım Reşat Nuri 7 Aralık 1956’da ölmüş. Hep söylediğim gibi, uzayıp gitmiş, sarktıkça sarkmış, televizyon dizisi ‘Yaprak Dökümü’ne çok şey borçluyuz. Bu dizi yeni yeni Reşat Nuri okurları sağladı; tanıklığımla biliyorum. 

Gözden ırak tuttuklarımız
Asıl Reşat Nuri yine de –ve ne yazık ki- unutulanlar arasında. Unutulmadı, herkes bilir denecek Reşat Nuri’yi. Sanmıyorum. Onun gizli kalmış bazı çok değerli eserleri var, dönemlerinde bile yeterince önemsenmemiş. Sözgelimi ‘Kavak Yelleri’. Sözgelimi ‘Eski Hastalık’, ‘Gökyüzü’, ‘Kızılcık Dalları’. Sonra nice hikâye...
Gözden ırak tuttuklarımız bir değil, iki değil: 16 Aralık 1956’da Ercüment Ekrem Talu öldü. Bir-iki yıl önce Hece Yayınları Ercüment Ekrem’in anılarını yayımladı. Çıt çıkmadı. Onun 1922 tarihli ‘Sabir Efendinin Gelini’ romanı, muhafazakâr yaşayışla Batılı yaşayış arasındaki karşıtlı, trajikomik bir anlatımla işler. Bana sorarsanız güncelin en günceli bu eser!
30 Aralık 1981’de sevgili Ayhan Bozfırat’ı kaybetmişiz. İki yıl sonra da, yılın son günü sevgili Sevim Burak’ı. Çağdaş edebiyatımızdan iki önemli ad. Denecek ki, meraklısı onları bugün de severek okuyor. Sevim Burak tutkunu okurlar, araştırmacılar... Ben bunlara kanmıyorum, çöle düşen yağmur damlası bunlar.
Bende, ‘yılların’ on kitap listesi, işte hep böylesi kişilerin yazdığı eserler. Sayfalarca sürüp gidecek bir liste.

Gündeş öneriler:
Deli Kadın Hikâyeleri, Mine Söğüt, Yapı Kredi Yayınları, 2011.