'Aşk'a notalı katkı

'Aşk'a notalı katkı
'Aşk'a notalı katkı

Sezen Aksu

Martin Stokes, 'Aşk Cumhuriyeti'nde Türk kültür tarihinin 1950 sonrasını üç önemli popüler müzik figürü olan, Zeki Müren, Orhan Gencebay ve Sezen Aksu üzerinden okuyor
Haber: POYRAZ KOLLUOĞLU / Arşivi

Martin Stokes ilk kitabı ‘ Türkiye ’de Arabesk Olayı’ ile Türk popüler müziğinde başladığı yolculuğu ‘Aşk Cumhuriyeti’ ile devam ettiriyor. Önceki çalışmasına nazaran daha çok antropolojik tarih tınıları içeren bu çalışması ile Stokes, Türk kültür tarihinin 1950 sonrasını üç önemli popüler müzik figürü olan, Zeki Müren, Orhan Gencebay ve Sezen Aksu üzerinden okumaya çalışıyor. Bölümler için tematik olarak seçilen ve müzikolojik bir bakış açısı ile derinlemesine irdelenen şarkılar ile kitap adeta Türkiye’nin politik ve kültürel tarihini sözlü bir dinletisini olarak okuyucunun karşısına çıkıyor.
Stokes’un kelimeleri ile toplumun “mahremiyetinde yaşanan dönüşümlerinin bir dökümünü” sunmaya çalışan bu “tarih anlatısı” psikanalitik bir yaklaşım ile seçilen popüler kültür figürlerinin ve onların şarkılarının, seslerinin, personalarının ve duruşlarının kitlesel bir popülerliğin yanı sıra toplumla ilişkisel ve söylemsel olarak tezahür eden dönemin siyasi-kültürel ikliminin temsiliyeti ve yansımaları olduğu iddiasında. Yazar bu üç şarkıcının kendi dönemlerinin kamusal söylemlerinde ve devinimlerinde “hayati bir rol üstlendiği” ve kendi dönemlerinin popüler kültürüne “hüküm” ettiğini savunuyor. Bir başka değişle, bu şarkıcıların toplum gözünde ve kamuoyunda çizilen portrelerinin ve sanatsal üretimlerinin sadece estetik kaygıyla vücut bulmuş olgular olmadığının belirli bir kamusallık içinde vatandaşlık kavramları ve politik devinimler ile iç içe oluşmuş kültürel mahremiyetin yansımaları olduğunu fikrinde.
İlk bölüm “Sanat Güneşi” Zeki Müren’nin queer kimliği ile “ideal yurttaş” portresi arasındaki gerilimli, “çakışık,” ve “çelişik,” ilişkiyi irdeliyor. Şarkıcının 1951 yılında TRT radyosunda Perihan Altındağ’ın rahatsızlığı sebebiyle yerine verdiği canlı konser sonrasında Müren’in sesindeki büyüye ve doğaçlama yeteneğine duyulan hayranlıktan bahsediyor ve bu sesinin “ulusal bir kurum haline gelmesinde” radyodan daha çok plak teknolojisinin oynadığı rolün altını çiziyor. Zeki Müren’in makam şarkıları söylerkenki artikülasyon yeteneği ile harmanladığı “etkili,” “zarif,” ve “füsunkâr” sesinin yanında halk ile kurduğu mahrem ilişkinin temelini şarkıcının Kemalist modernliğin yıkmaya çalıştığı “geleneğe” karşı saygısına bağlıyor. Örneğin, Müren Regaip Kandili’nde alışıldık efemine ve açık kostümlerinin aksine ölçülü bir sahne ve kostüm ile halkın sevgisini kazanıyor. Stokes Müren’nin örtük queer kimliğinin (kendisi açık eşcinselliğini hiçbir zaman kabullenmiyor) ise muhafazakâr ve doğulu halk arasında çelişkili bir şekilde “aşk” üzerine kurulu mahrem bir ilişkinin kaynağı olduğunu savunuyor. Müreni halkın gözünde “aile ve doğurganlıktan kopuk dolayısı ile gönül rahatlığı ile tamamen ülkeye adanmış bir aşk...”diye tanımlıyor. 

Siyasette değil sevgide
İkinci bölüm 1970’ler ve 1980’ler popüler kültürünü ve kente göç eden kitlelerinin umduğu dünya tahayyüllünün gerçekleşmemesi sonucu marjinalize bir orta sınıfın sesi olarak ortaya çıkan Orhan Gencebay’ı konu alıyor. Bu bölümdeki en önemli nokta Stokes’un Gencebay üstüne olan Meral Özbek’in 1991 yılındaki çalışmasına yaptığı göndermelerdir. Meral Özbek, Gencebay’ın 1970’li yıllardaki “Batsın Bu Dünya” şarkısındaki politik “direniş” alanının 1980’lere geldiğinde yok olduğuna ve bu çizginin hâkim ideolojiye tamamen teslimiyet alanına kaydığı fikrindedir. Stokes bu düşünceye şiddetle karşı çıkıyor ve referans olarak Özbek’in çalışması için Gencebay ile yaptığı röportaja işaret ediyor. Bu röportajda Gencebay şarkılarındaki “aşk” ve “hassasiyet” temalarının siyaset üstü hümanist bir alanda ele alınmasına işaret eder. Stokes da takip eden satırlarda Gencebay’ın bir direnişin tezahüründen daha çok “müşfik” bir modernist olduğunu aktarır. Gencebay’ın 1977 yılında sosyal ve siyasal çalkantılar yaşayan Türkiye’de yaptığı bir söyleşideki söylemlerine dikkat çeker. Gencebay için sosyal ve siyasal çalkantıya çözüm siyaset dışı bir alanda yani “sevgide” aranmalıdır. 

Kozmopolit diva
Üçüncü bölüm 1980’li yıllarda Onno Tunç ve Aysel Gürel’in açtığı yepyeni bir müzikal alanda ve darbe sonrası döneminde sosyo-kültürel dinamikleri paralelinde yükselişe geçen ve 1990’lı yıllarda Anadolu’nun tüm seslerini söyleyen “kozmopolit diva” Sezen Aksu hakkında. Aksu’nun “Sen Ağlama,” “Firuze” ve “Git” ile Türk popüler müziğine soktuğu mahrem aşkı yaşayan, yaşatan erotik kadın kimliğini “Işık Doğudan Yükselir” ile “direniş”e geçen Anadolulu, çok kültürlü kadın tahayyülüne bağlıyor. Stokes ile yaptığı söyleşide Aksu “Buda gelir, buda geçer” diyen kadının sanılanın aksine erkek egemenliğini kabullenen kaderci bir Anadolu kadınını yansıtmadığını ve bu toprakların erkek egemenliğe son kerteye kadar meydan okuyan bir coğrafya olduğunu söylüyor. Stokes, Aksu’nun iç içe geçmiş olan neo-liberal ve İslami dinamikle ve ayrılıkçı Kürt hareketi ile ortaya çıkan ve Kemalist modernitenin altını kazıdığı Anadolu’nun tüm zamanlarını, renklerini ve “mozaiğini” içinde barındıran kozmopolit bir yurttaşlığın temsiliyeti olduğunu vurguluyor. Bu kozmopolit vurgunun tabanın Anadolu’dan kürsel şehrine kayışı ile Aksu’nun popüler kültür sahnesinden yavaş yavaş silindiği iddiasında.
Son bölüm Yahya Kemal şiiri olan “Aziz İstanbul ”un Minur Nurretin Selçuk tarafından ilk naif bestelenişi ve oğlu Timur Selçuk’un sonraki bir zamandaki “modernist-milliyetçi” icrası ve transeksüel şarkıcı Bülent Ersoy’un 1990’lı yılların ortasındaki, İslami motifli arabesk yorumu üzerinden İstanbul’un mekansal olarak Kemalist ve İslami kesim üzerinden yeniden hatırlanarak nasıl üretildiğini aktarıyor.
Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana Kemalist ve İslami kesiminin bir çatışma mekânı olan İstanbul kent alanının mahrem bir yurttaşlık pratiği olan boğazı izleme üzerinden farklı şekillerde nasıl yeniden hatırlandığını şarkının farklı zamanlarındaki icraları üzerinden okumaya çalışıyo. Stokes şehri bu farklı şekillerde izleme ve hatırlama pratiğinin “Aziz İstanbul”u Kemalistler ve İslami kesim arasında “bir mücadele ve rekabet alanı haline” dönüştüğü inancında.

AŞK CUMHURİYETİ
Martin Stokes
Çeviren: Hira Doğrul
Koç Üniversitesi Yayınları
2012, 294 sayfa, 20 TL.