Aydınlık, deli, rüzgârlı...

Aydınlık, deli, rüzgârlı...
Aydınlık, deli, rüzgârlı...

Gülten Akın

'Aydınlığım Deliyim Rüzgârlıyım', Gülten Akın şiirinin derinliklerini keşfetmeye yardımcı olmak, yorumlarla daha da zenginleştirmek için okuyucuları bir yolculuğa çıkarıyor; bakış açılarını genişletmelerine katkı sağlıyor
Haber: GONCA ÖZMEN / Arşivi

Genel yayın yönetmenliğini Enver Ercan’ın, editörlüğünü Bülent Usta’nın yaptığı Komşu Yayınları, ağırlıklı olarak genç şairlerin nitelikli şiir kitapları olmak üzere Gülseli İnal, Akif Kurtuluş gibi kimi şairlerin toplu şiirlerini de yayımladı; yayımlıyor. Kutlanmalı. Yayınevi 92. kitabı olarak, Zeynep Uzunbay’ın ‘Aydınlığım Deliyim Rüzgârlıyım: Gülten Akın Şiirinde Temalar’ adlı incelemesini çıkardı. Eleştiri ve özellikle şiir eleştirimizin gelişmemişliğinden sıkça söz edilir; ancak şairler ve şiirleri üzerine bütünlüklü çalışmalar, belirli bir izlek/izlekler odağında kapsamlı incelemeler yönünden de edebiyatımızın oldukça zayıf olduğu üzerinde pek durulmaz. Sözgelimi T. Uyar, İ. Berk, E. Cansever, E. Ayhan, O. Rifat, M. C. Anday’ın yaşamları ve şiirleriyle ilgili kaç biyografi, inceleme ve eleştiri kitabı adı sayabiliriz? Batıda orta düzeyde bir şair hakkında bile, yukarda adını saydığımız tüm şairlerimizle ilgili toplam eleştiri, inceleme yazıları ve kitap sayısından kat kat fazlası var. Bu bağlamda yalnızca şiirler yazmayan, şiir üzerine düşünceler de üreten ve yazan Uzunbay’ın bu çalışmasını; böylesine boş bir alanı dolduracak kitaplardan biri olmasının yanı sıra, Gülten Akın gibi önemli bir şairi ele alması yönünden de oldukça önemsiyorum.
Kitap, Akın’ın kendisinin yazdığı ve Kasım 1978’de Türkiye Yazıları dergisinde yayımlanmış “Yaşam Öyküsü” ile başlıyor. Yaşadıklarıyla yazdıkları arasındaki bağlantılardan çokça söz eden, “Şiiri yaşamdan çıkaran bir ozan neyi yaşıyorsa onu yazar”, “Hemen bütün dizelerimin temelinde birtakım olgular, gerçekler vardır,” diyen şairin yaşamöyküsüne yer verilmesi bütünleyici olmuş. Uzunbay da şairin yaşamından kesitlerle kimi şiirleri arasındaki yakın ilişkileri örneklerle göstermiş. Şairin yaşadıklarından hoşnutsuzluğunu; haksızlıklara, acılara, zulme hem yaşamı hem de şiiriyle direnişini “İçinde yaşadığı dünyanın dışına bakmak, ‘orda bir şey’i istemek, bunun düşünü kurmak, onun hem hayatıdır hem de şiiri,” diyerek vurgulamış.
Gülten Akın’ın temel izlekleri arasında yer alan ‘kadın, mavi ile kara, rüzgâr ve gitmek’ üzerine, şairin tüm kitaplarını inceden inceye tarayarak, titiz ve özenli bir araştırmanın ürünü olan ayrıntılı metinler oluşturmuş Uzunbay. Bu tür yazılarda-kitaplarda sıkça rastladığımız gibi, bilinenleri yinelememiş; farklı, yeni şeyler bulmaya, söylemeye çalışmış. Yine, şairler ve şiirleri üzerine yazan çoğu kişinin yaptığı gibi genellemeler yapmak, izlenimlerini dile getirmek kolaylığına kaçarak deneme ya da eleştirel deneme yazmakla yetinmemiş. Bunun yerine saptama, sav ve düşüncelerini şiirlerden alıntılarla destekleyip somutlamış. Okuduğum birçok eleştiride olsun, inceleme olarak nitelenen kimi metinlerde olsun; dikkatimi çeken önemli eksikliklerden biri, ileri sürülen düşünce ve savların örneklenmemesi. Uzunbay’ın kitabı bu yönden oldukça doyurucu. Söyledikleri havada kalmıyor çünkü. Şiir olgusunu, yalnızca duygu ve duyarlıkla ya da yalnızca yüzeysel/dışsal boyutuyla değil; bilgi ve bilinçle, şiirlerin derin yapısını çözümleyerek, anlatımla içerik bağlantısını kurarak ele alıyor. 

Annelik rolü belirgin
Şiirin anlamlandırılmasında izleklerden de yola çıkılabiliyor. Bilindiği gibi izlekler odağında yazılan, onlardan beslenen şiirler, kitaplar var. Bu bağlamda aşk, ayrılık, barış, doğa vb. izlekli antolojiler hazırlanıyor. Uzunbay da Akın’ın şiirlerindeki birkaç izlek üzerinde yoğunlaşarak, onları çözümleyici bir yöntemle yorumlayıp anlamlandırırken; dönemin toplumsal, politik ortamı ve şairin yaşamıyla bağlantı kurmak suretiyle açımlamalarının dayanaklarını güçlendiriyor. Bu arada, yalnızca izleklerle sınırlı kalmayarak Gülten Akın şiiri üzerine genel değerlendirmelerde de bulunuyor. İşte onlardan birkaçı: “Şiirini güçlü ve kalıcı kılan şeyse, vermek istediği özle imgeler arasında yarattığı şaşırtıcı uygunluktur.”, “Şiirinin önemli özelliklerinden biri de budur: söylemediğini söylemek…”, “Özgürlük, Gülten Akın şiirinin ruhudur.”, “Son söyleyeceğini ilk söyler.” Yazar, Akın’ın elli yıl önce yazdığı şiirlerin bile bugün yazılmışçasına okunmasında, kendine dışarıdan, belli bir uzaklıktan bakabilmesi, “kendinde başkasını, başkasında kendini” anlatabilmesi özelliğinin rolü olduğunu düşünür. Bir kitapta herhangi bir izleğin işlenişini birkaç sözcük ya da cümleyle çarpıcı bir biçimde ortaya koyar. “İlahiler ve 42 Günün Şiirleri’nde 12 Eylül vurgununu yemiş Türkiye’nin açık kalbi gibi konuşur; araçsız, birinci ağızdan…” ya da Sevda Kalıcıdır için yazdığı “Gitmeyi güzelleyen dil bu kitapla yeniden dönmüş, rüzgarlı yolculuk yerini iç yolculuğa bırakmıştır.” cümlelerinde olduğu gibi.
Yazara göre, “Gülten Akın şiiri, unutuş karanlığının, zulüm karanlığının karşısına dikilen mavi bir sestir. Bu ses, kara törenin, kara paranın, yoksulluğun, tutsaklığın, ezilmişliğin, korkunun panzehiridir.” Mavi balina, mavi atlar, mavi kuş, fırtına mavisi çiçekten söz eden şair, zaman zaman umutsuzluğa kapılsa da hep bir umut taşır. Çocuklar sevinsin diye Karadeniz’i mavileştirir. Karanlık içine düşen “bir benek mavi”yi kurtarmaya çalışır; onuru, erdemi, umutlu ve insanca bir yaşamı simgeleyen mavi beneğin kararmasını istemez. Şair hep karayla birlikte olan ve onun karşısında yer alan karanlıktaki mavinin peşindedir.
Çoğu akademik incelemenin soğukluk ve kuruluğuna karşın, şair olan Uzunbay’ın metinleri, okuyana bir düzyazı şiir hazzı veriyor. Açıklık, kolay okunurluk ve kolay anlaşılır olmak gibi özelliklerine bu şiirselliği de eklemeliyiz. Herakleitos’tan Bachelard’a, Sartre’dan Breton’a, J. Berger’e… alıntı ve göndermelerine karşın; Uzunbay metinlerini ne alıntı ve bilimsel/sanatsal terimlere boğmuş ne de çetrefil bir anlatım, aşırı öz Türkçe, eski ya da yabancı sözcük ve terimler kullanma gibi bir tutumla zor anlaşılır hale getirmiş. Ayrıca yazarın, biri toplumsalcı, diğeri İslamcı olan ve insandan yola çıkan, insanın kurtuluşunu amaçlayan, “yenidünya düzenine direnen iki şair” olarak ele aldığı metindeki, Gülten Akın ile Sezai Karakoç’un şiirleri arasında kurduğu metinsel ilişkiler, karşılaştırmalı edebiyat açısından oldukça değerli. Yine aynı paralelde Akın’ın “Mavi Balina”sı ile Dağlarca’nın “Gökbalina”sını “aynı acıda” buluşturduğu metni de…
Şiir dili açık uçlu olan, özellikle ilk başlarda kapalı, eksiltili bir anlatımı yeğleyen ve bu nedenle çoklu okumalara açık Gülten Akın şiirinin, söylemeden sezdirmeyi, duyurmayı amaçladıklarına, ana izleklerinden ve onların birleştikleri ortak paydadan, insanlık hallerinden yola çıkarak ışık tutmaya çalışmış Uzunbay. Akın’ın bazı şeyleri kapalı dile getirmesiyle şiirleri yazdığı, yaşadığı dönemlerin koşulları, ahlak anlayışı ve disipliniyle bağlantılandırmış. Kendini arayan, sorgulayan ve kendisi olma, kişilik/kimlik kazanma, kendini gerçekleştirme çabasına girişen; kimi zaman da kendini izleyen ve kendinden kurtulamamanın döngüsünü yaşayan kızların, kadınların bastırılmış duygu ve düşüncelerini, “rüzgârsızlığını”, özlem, umut ve direnişlerini anlatan bir şair olan Akın’ın şiirlerine zaman zaman feministçe bir yaklaşıma yakın yorumlar getirdiğini de söyleyebiliriz.
Yazarın kimi izlekler odağında yaptığı araştırma ve incelemeler gibi, Gülten Akın şiiri, dilbilimsel ya da göstergebilimsel, toplumbilimsel/Marksist, psikanalitik… yaklaşımlarla da ele alınıp enine boyuna incelenmeyi hak eden ve bekleyen yetkin, özgün ve diri bir şiir. Akın’ın şiiri, Uzunbay’ın incelediği kadın, rüzgâr ve gitmek, mavi ile kara izleklerinden başka; başta yalnızlık olmak üzere çocukluk, annelik, aşk, özgürlük benzeri izlekler yönünden; tarihsellik-toplumsallık bağlantıları göz ardı edilmeden, dil ve biçim, folklor ve halk şiiriyle ilişkileri açılarından kapsamlı araştırma ve incelemeler için ilk sıralarda yer alıyor. Rastgele!

Aydınlığım Delİyİm Rüzgarlıyım
Gülten Akın Şiirinde Temalar
Zeynep Uzunbay
Komşu Yayınları
2011, 136 sayfa, 14 TL.