Aylaklar ve kaldırımlar

Walter Benjamin, kapitalizmin yükseliş dönemlerine denk düşen 19. yüzyılın başkenti Paris'i anlattığı Pasajlar'da, insanların giyiniş biçimlerinden, akşam işten dönen kalabalıklara, sokakların ışıklandırılmasına, kriminal...
Haber: AYSEL SAĞIR / Arşivi

Walter Benjamin, kapitalizmin yükseliş dönemlerine denk düşen 19. yüzyılın başkenti Paris'i anlattığı Pasajlar'da, insanların giyiniş biçimlerinden, akşam işten dönen kalabalıklara, sokakların ışıklandırılmasına, kriminal durumları betimleyen yazılara kadar ele aldığı tüm konularla bir dönemde ve dönemin kültür ayrıntılarında gezinir... Ali Sefünç'ün Kaldırım Takıntısı da, Pasajlar'ı çağrıştırırcasına, kentin, İstanbul'un kaldırımlarında geziniyor. Zira, cadde kenarlarını bir-iki santimlik yükseklikle konturlayan kaldırımlar, araçların hızla geçip gittiği caddelerden kurtulan insanların üzerinde soluklandığı mekânsal halleriyle, taşıdığı insan sayısı kadar da hikaye barındırıyor.
Sefünç, Kaldırım Takıntısı'nda, hayatın dinamizminin aktığı sokakları ve kaldırımları bir hikâyenin izleğinde anatema olarak işlemiş. Mizahi bir atmosferde, kentin ve ülkenin kültürel, sanatsal, siyasi ve ekonomik görüntüsünün kanallarını açmayı da ihmal etmeyen yazar, kesiştirdiği hayatların biraz da anakronizme kaçan halleri eşliğinde felsefi çıkarımlar yapmış. İnsanların çoğunun işsiz olduğu bir ülkede, onları en çok göç edilen kentte, İstanbul'da yakalayan ve kentin mekansal özellikleriyle bütünleştiren Sefünç, öyle anlaşılıyor ki kitabın görüntüsüne kaldırımları yerleştirerek, bir ülkeye özgü önemli kültürel ve sosyal bir durum saptamış. Zira, okuyucunun az sonra, bir çırpıda tanıdık bir dünyanın içinde kendini bulmasının kaçınılmaz olduğu Kaldırım Takıntısı'nda tanıştığımız Serhat'la içinde yaşadığımız dünyayla yüzleşiriz.
En son çalıştığı iş yerinin iflas etmesi nedeniyle işsiz kalan Serhat, artık 'kaldırımlara düşmüştür'. Patronunun dalaverelerinin farkında olmayıp canla başla çalışan, iş yerindeki sorumlu konumu
nedeniyle de yasal takibatla karşı karşıya kalan Serhat'ı, paraları alıp, sekreter sevgilisiyle kaçan patronu yalnız bırakmıştır.
Evliliğinin henüz başlangıcında da âşık olduğunu sandığı karısı tarafından parasızlığı nedeniyle terk edilen Serhat'ı sıkıntılı bir halde sokaklarda dolaşırken görürüz.
Yaşanan kente yabancılaşmak
İşsizlik ve aylaklığın 'düşmüşlük' mertebesiyle aynı düzeyde olduğu bir kültürün uzantısı olarak epeyce ironik değerlendirmelere muhatap olan kaldırımların uzantısıyla İstanbul'un arka sokaklarını da takip ettiğimiz kitapta, Serhat'la birlikte geziniriz. Oysa sanıldığı gibi işsiz ve aylak değildir Serhat, günlük turlarını bir çalışan titizliğiyle yapar. Bir anlamda, yaşadığı kentin derinliklerine dalmak olarak da açıklanabilecek gezintilerdir bunlar. "Kaldırımlarda devriye gezen veya kapı önlerindeki kulübelerde nöbet tutan polisler, tezgah açan seyyar satıcılar, onları kovalayan zabıtalar, ilgi bekleyen sokak müzisyenleri, piyangocular ve diğerleri..." sokağın giysileri gibidir. Gezdiği, uğradığı yerlerde ahbaplık ilişkilerine tanık olduğumuz Serhat'ın düzenli uğradığı kahvehanenin sahibi Muhsin Baba sayesinde bir işi de olacaktır. Başlangıçta sakin bir atmosferde ilerleyen kitap, Serhat'ın artık bazı takıntılarını çözüp, kabuğundan çıkmak istemesiyle eşzamanlı olarak hızlanır.
Gözlemlerini bizimle paylaşan Serhat, hızla olayların içine yuvarlanır. Bu andan itibaren de roman, sokak gerçekliğinin ağır bastığı durumların yarattığı çelişkilerle yer yer komik ve dedektif romanlarına özgü bir renge bürünür. Ancak, kendisine âşık olan piyangocu Şükriye tarafından neden takip edildiğini Serhat bilmese de, okuyucu bu konuda önceden bilgilendirilmiştir. Şükriye'nin tek dostu olan 'iyi yürekli' Harika, takip işinde Şükriye'ye yardım eder. Polis tarafından takip edildiğini sanan Serhat'ın, içine düştüğü şaşkınlık bir gerçekliğin komik uzantısı olarak bizi güldürür. Serhat'ın dünyasına Şükriye ve Harika da girmiştir artık.
Ancak, kitabın sonunda hayatın akışına yön verilemediğine yönelik oluşan duyguyu, insanın yaşadığı kente ve ilişkilere yabancılaştırıldığına dair okuyucunun tamamlaması gereken bir düşüncenin ön durumu olarak görmek gerekiyor.

  • KALDIRIM TAKINTISI
    Ali Sefünç, Goa Yayınları, 2008, 304 sayfa, 14 YTL.