Barış Pirhasan'ın şiiri

Barış Pirhasan'ın şiiri
Barış Pirhasan'ın şiiri
Pirhasan, az yazan bir şair ama şiire ara veren bir şair de değil
Haber: YÜCEL KAYIRAN / Arşivi

‘Aşkla Kedi Arasındaki Yedi Benzerlik’, Barış Pirhasan’ın dördüncü şiir kitabı. ‘Tarih Kötüdür’ (1981), ‘İmzasız El Yazıları’ (1985), ‘Babam Benden Hiçbir Şey Anlamıyor’ (1995), ilk kitapları. Barış Pirhasan’ın az yazan bir şair. İkinci kitabı ile üçüncü kitabı arasında on yıl var, üçüncü kitabı ile dördüncü kitabı arasında ise on yedi yıl. Pirhasan, az yazan bir şair ama şiire ara veren bir şair de değil.
Pirhasan’ın, şairliğinin yanında, senaryo yazarı ve film yönetmeni olduğunu da unutmayalım. Gerçekten de Pirhasan, son otuz yılın en iyi senaryo yazarıdır. Amansız Yol (1985), Adı Vasfiye (1985), Aaahhh Belinda (1986), Asiye Nasıl Kurtulur (1986), Kadının Adı Yok (1987), Bekle Dedim Gölgeye (1990) gibi, 80’li yılların ikinci yarısında, her biri olay olan filmlerin senaryoları Barış Pirhasan’a aittir. Yönetmenliği ayrı bir çalışmasının konusu kuşkusuz ama O da Beni Seviyor’u (2001) anmadan geçemem; çok severim.
Buradan hareketle, Pirhasan’ın, senaryo yazarlığı ile yönetmenliğini hesaba katarak, onun, şiire ara verdiği düşünülebilir. Belki 81 ile 85 arasında, yani ilk kitap ile ikinci kitabın yayımlanışları arasındaki süreçte böyle bir durumdan söz edilebilir. Ama üçüncü ve dördüncü kitabı oluşturan şiirlerdeki, anlatıcı-benin kaygıları ve dünya algısı, bu algının oluşturduğu tinsel evrenin kesinliği ve devamlılığı açısından durum pek öyle değil. Bu iki kitap, şiire ara veren şairlerin şiirlerinde yaygın olarak görüldüğü gibi, problemlerinin, sorun edindiği izlek ve kendilik algısının değiştiği kitaplar değil, tam tersine netleştiği kitaplardır. Bununla birlikte, Pirhasan’ın şairliğine ilişkin ilginin popüler olmamasının nedeni, onun, sadece az yazan bir şair olmasından kaynaklanmıyor. Günümüzde yaygın olarak görülen edim, şairlerin, şiirlerine yönelik ilginin oluşma süreciyle kendilerinin ilgilenmesi yönünde ortaya çıkıyor. Barış Pirhasan, ilk kitabından itibaren, kendi şiirine ilişkin ilginin oluşumuna yönelik bir edimde bulunmuş bir şair değildir. Bu aslında, oldukça edebi ve etik bir tutumdur.
Barış Pirhasan’ın şiirine yönelik ilk ciddi poetik ve eleştirel ilgi, ‘Babam Benden Hiçbir Şey Anlamıyor’ yayımlandıktan sonraki günlerde, Pirhasan’ın içinden geldiği ‘grupsal çizginin’ dışında yer alan bir başka şair eleştirmenden, Orhan Kahyaoğlu’ndan gelir.
Barış Pirhasan’ın ilk şiir kitabı, Yaşar Miraç’ın, Yeni Türk Şiir Yayınları arasında çıkmıştı. Yıl, 1981. Bilen bilir, Yeni Türkü Yayınevi, “ilk yapıtlar dizisi”nden çıkan ilk altı kitapla büyük ve etkili bir çıkış yapmış, geniş bir ilgiyle karşılanmıştı. Bu kitapların, İsa çelik tarafından yapılan kapakları da dikkat çekiciydi; kapaktaki şeklin zemini çiçekli basma desenlerinden oluşuyordu. Bu ilk altı kitap sırasıyla şöyleydi: ‘Şahince’ (Ozan Telli), ‘Tarih Kötüdür’ (Barış Pirhasan), ‘Alaca Karanlıktaki’ Ülke (Ahmet Erhan), ‘Karda Işıltılar’ (Turgay Fişekçi), ‘Ateşli Kaval’ (Adnan Özer), ‘Biz Gene Yanyana’ (Suat Vardal).
Dönemin ideolojik, sosyolojik ve kültürel havası bakımından, bu kitaplardan en sıcak olanı ‘Alaca Karanlıktaki’ Ülke iken, en sıradışı olanı ise, ‘Tarih Kötüdür’ idi. Tarih Kötüdür adı, sadece sıradışı değil aynı zamanda, dönemin egemen ideolojik algısına karşı bir yargıda da bulunuyor idi. Dönemin ideolojik algısına göre, tarih, kötü bir şey değil, iyi bir şeydi; 12 Eylül askeri darbesi olmuş olmasına rağmen iyi bir şeydi. O yıllarda yaygın olan tarih algısına göre, tarih, ‘geçmiş’ kategorisine değil, ‘gelecek’ kategorisine vurgu yapan bir kavramdı. Tarih, geçmiş ile şimdi arasındaki bağlantıya değil, şimdi ile gelecek arasındaki bağlantıya, yani ütopya ile arzunun, devrim ve sosyalizm ütopyasının, arzusunun gerçekleşmesine işaret eden bir kavramdı. Tarih, kötü olamazdı; tarih, iyi bir şeydi.
Tarihin kötü bir şey olduğu, ilk defa Walter Benjamin tarafından dile getirilir: “Hükmedenlerin hepsi de, kendilerinden önce galip gelmiş olanların mirasçısıdır. Galiple duygudaşlık daima hükmedenlerin işine yarar. (…) Bu ana kadar hep galip gelenler, bugün hükmedenlerin altta kalanları çiğneyerek ilerlediği zafer alayında yerlerini alırlar.” (Çev: N. Gürbilek-S. Yücesoy) Benjamin’in “tezleri” aslında 1982 yılında tercüme edilmişti ama Benjamin’in algılanması, 2000’lerden sonrayı bulacaktır.
Örnek:“Çocukluğumun şiirleri/ Hepsinde umarsız bir çığlık/ Zavallı/ Traji-komik/ Şanlı tarihim:/ Ne zorbalar geçmiş beynimden/ Ne haksız kıyımlar olmuş gövdemde/ Kimler can vermiş hapishanelerde/Hangi sınıf egemen?” (Tarih Kötüdür)
İkinci örnek: “Çadırları topladık bir akşam/ Aklımızda yağmalanan küçük evler/ Öpücüklerle ısındığımız kış geceleri.// Atlılar/ Gözden yiteli çok oldu/ Beşiklerin üstüne küçük/ Beyaz taşlar diktik/ Ve ağladık.” (Kılıç Artıkları)
Bariş Pirhasan’ın ilk kitabı, bize, ileri görüşlü bir şairi haber verir; ama bu ileri görüş algısı, o günden görülebilmiş, kavranabilmiş değildir.
Pirhasan, ilk şiirleri, Memet Fuat’ın yönetimindeki Yeni Dergi’de yayınlanır. Daha sonra, Ataol Behramoğlu’nun çıkardığı Militan dergisi ile Sanat Emeği dergilerinin kadrosunda yer alır. Bu çizginin poetik bir anlayışı, denilebir ki, kentli bireyin devrimci söylemini dile getirir.
Pirhasan’ın şiirinin ikinci özelliği de, tam bu noktada, tarihe başkaldırı noktasında ortaya çıkar. İnsanın doğallığının tarihe indirgenmesine, insan doğasının tarihi adetlerle biçimlenmesine, insan varoluşunun tarih içinden algılanmasına başkaldırıdır sözünü ettiğim. Doğa derken kastım coğrafya değil, insanın kendini bir kendiliğindenlik içinde ortaya koymasın da değil. Pirhasan’ın şiirinde, insanın kendisini kendiliğindenlik içinde ortaya koymasına yönelik bir örgütlenmişlik, yani bir görgü söz konusudur. İnsanın doğallığı, Pirhasan’da, bedenin yaşamıdır. Dolayısıyla onun şiirinde ortaya çıkan cinsellik, pornografik bir figür olarak değil, gövdenin eksikliğin,, büyümezliğini, tamamlanmazlığını dile getirir. Örnek: “Belki büyürüm günün birinde/ derim kalınlaşır korur İçimi/ Sıcak denizlerden buzlu sulara/ Yıllarca bir üzgün balina” (Moby Dick)
Bu bakımdan, ilk kitapta yer alan “Bir Mektuptan Bölümler” adlı şiiri çok önemlidir. Bu şiir, Türkiyeli devrimci genç erkeğe, Alman sevgilisi tarafından yazılan bir mektubun parçalarından oluşur. Şiirde konuşan öznenin, daha başlangıçta kendini kurduğu yaşam alanı, sadece İstanbul ’da değil aynı zamanda Avrupa ülkesindeki kentlerden de oluşmaktadır. Pirhasan’ın şiiri, bu şiirin dünya algısı içinden ilerleyecektir. Yeni kitabından bir alıntıyla bitiriyorum: “Amerika iyi olsaydı McDonald’s/ Bir ümit zinciri olurdu dünyayı saran/ Ağaçlar kesilmezdi İstanbul’da/ Karakollar kapanır yazı konurdu kapılarına/ ‘çalmayın… Öldürmeyin… Esrar için sıkıkldıysanız…’” (Amerika İyi Olsaydı)

AŞKLA KEDİ ARASINDAKİ YEDİ BENZERLİK
Barış Pirhasan
Sözcükler
2012
112 sayfa
9 TL.