Başka diyarların üçüncüsü...

Başka diyarların üçüncüsü...
Başka diyarların üçüncüsü...

Murat Belge

'Başka Kentler, Başka Denizler'in 3. cildi kitapçı raflarındaki yerini aldı. Murat Belge'nin gittiği, gezdiği, gördüğü kentlerden arda kalanları alışıldık hoşsohbet üslubuyla kaleme aldığı seyahatnamesi, doyumsuz bir yolculuk
Haber: Ekrem Buğra Büte / Arşivi

Kavafis, “Yeni bir ülke bulamazsın, başka denizler bulamazsın...” diyordu Kent şiirinde, küçük gezegenimizin uçsuz bucaksızlığıyla inatlaşıp tebdil-i mekânın bünyevi imkânsızlığına vurgu yaparken. Bu dizelerde kullanılan ifadeler, bundan yaklaşık dokuz yıl önce Murat Belge’nin uzun soluklu seyahatnamesi ‘Başka Kentler, Başka Denizler’in ilk cildi yayımlanırken kitabın ismine de ilham kaynağı oluşturuyordu aynı zamanda. Her ne kadar yazar ‘yapmasını istediği çağrışımlar’ın Kavafis’inkinden çok farklı olduğunu söylese de. Üstelik, “başka kentler, başka denizler”i başlığa taşırken gizliden gizliye yeni ciltlerin yolda olacağını da ima ediyordu Belge belki de.
İlk cildi 2002, ikinci cildi 2007 yılında çıkan ‘Başka Kentler, Başka Denizler’in 3. cildi kitapçı raflarındaki yerini aldı. Murat Belge’nin gittiği, gezdiği, gördüğü kentlerden, ülkelerden arda kalanları alışıldık hoşsohbet üslubuyla kaleme aldığı seyahatnamesi, okuyucusunu çıkardığı doyumsuz yolculuğa kaldığı yerden devam ediyor. İlk iki ciltte olduğu gibi bu ciltte de Belge’nin ‘seyahat’ anılarını, siyasetten mutfak kültürüne, sosyolojiden tarihsel bilgilere kadar uzanan doyurucu bilgilerle birlikte yazarın kendi ağzından dinliyoruz. 

Hollanda
Bu cildin ilk durağı Hollanda; Belge’nin yurtdışında ‘bir gece geçirdiği’ ilk ülke olma özelliğiyle yerleşiyor en başa. Keyifli anılarla başlıyor, ardından bilhassa Hollanda resmine odaklanılan geniş bir Hollanda sohbetine tanık oluyoruz. Rembradt, Vermeer, Van Gogh; Amsterdam, Utrecht, Rotterdam... Hollanda deyince ilk akla gelen unsurlara dair anektodlarını uçlarına iliştirerek anlatıyor Murat Belge, Hollanda anılarını. Ardından, bu cildin en ağır yükünü çeken İtalya’ya yanaşıyoruz. İtalya’yı “neresine gidersen git, kendini güzel ve ilginç, ayrıca da sıcak ve ilginç bir yerde” bulabileceğin bir diyar olarak tanımlıyor Belge. Bu ifadelerin hakkını da gerek kitapta İtalya’ya ayırdığı kısımla gerek bu ülkeyi her yönüyle, detaylı olarak anlatarak veriyor esasında. Belge’nin ağzından dinliyoruz: yazarın kendisinin de özellikle bu ülkeye ilgi duymasına sebep olan İtalyan Marksizmini, ilk dönem Roma tarihini, ilk Romalıları, Rönesans’ı, dillere destan İtalyan sanatçılarını, Roma sokaklarının tarihle bezeli karmaşık yapısını, Vatikan’ı... “Ziyaret etmekten zevk aldığı” bir ülke olarak andığı İtalya’ya dair hem anılarını anlatıyor hem de mühim yerlerin yanından geçerken hiçbir bilgiyi atlamadan ince ince not düşen bir rehber misali aktarıyor ilgili bilgileri. Gitmiş kadar oluyoruz.
İtalya’dan sonra, hafif kuzeye doğru çıkıyoruz rehberimiz Murat Belge’yle beraber: Almanya, Danimarka, Avusturya. Diğer ciltlerde birçok kez zikredilen Avrupa coğrafyasında alternatif bir hat bu. Ardından Belge’nin “eski Yugoslavya coğrafyası” diye tabir ettiği Balkanlar, ilk ciltte de bahsi geçmiş Ukrayna, Kiev ve ‘Başka Kentler Başka Denizler’in olmazsa olmazlarından Kuzey Amerika coğrafyası: önce Boston ve New Orleans’ta orta karar bir gezinti, sonra Kanada, bolca Montreal. Bunlar, ağırlıklı olarak ilk cildin yayımlandığı 2002 yılından sonra yapılmış geziler.
Kanada’dan sonra önceki ciltlerde göreceli olarak eksik kalmış Ortadoğu coğrafyasına giriş yapıyoruz: Lübnan-Suriye-Ürdün-Irak. Bu kadim toprakları bir de Murat Belge’nin ağzından dinliyoruz. 3. cildin belki de en enteresan kısmı sonunda bekliyor okuyucuyu. Belge, bugüne kadar sık sık bahsettiği “denizler”ine ayrı bir paye veriyor bu kez. Kitabın son kısmında Denizler adlı bir bölüm var. Yazarın denizlerini dinliyoruz bu kısımda, deniz yolculuklarından balıklara, Karadeniz’e, Hint Okyanusu’na kadar.
Murat Belge, ‘Başka Kentler Başka Denizler’in ilk cildine yazdığı önsözde memleket kültüründe ‘seyahatname’ geçmişinin güdüklüğünden bahsediyordu. Uzun sayılabilecek süreler içerisinde Türkiyeli elitlerin bilhassa Avrupa’da sık sık bulunduklarını fakat gezdikleri yerler hakkında herhangi bir kaydetme gerekliliği duymak bir yana, uluslararası ölçüde değerli gelişmeleri yerinde takip etmekten dahi aciz kaldıklarını vurguluyordu. Bunun dışında kültürel kodlarımızdaki ‘gezginlik’ pratiğinin eksikliğinden dem vuruyor, seyahatname geçmişimizin de Evliya Çelebi eşiğinden öteye pek de geçememiş olmasını soru konusu ediyor, ‘Başka Kentler, Başka Denizler’ fikrinin ortaya çıkmasındaki gecikmenin bununla ilgisini sorguluyordu bu uzun vadeli çalışmanın ilk sayfalarında. O zaman başlayan ‘seyahatname’, bugün 3. cildine kavuşmuş, 1500’den fazla sayfaya ulaşmış durumda. Üstelik dördüncü cildin yolda olacağı bilgisini de sızdırıyor Murat Belge satır aralarında. Bu şekliyle “bizim” zamanımızın adam akıllı seyahatnamelerinden biri olma yolunda özel ve tekil bir örnek aslında Başka Kentler, Başka Denizler. Bir anlamda söz konusu “boşluğu” doldurmanın da en önemli ilk adımı, şüphesiz.
Akıcı, yaratıcı, zihin açıcı
Yine ilk cildin önsözünde, Başka Kentler, Başka Denizler’in “neden”lerini sıralıyordu Murat Belge: “Sayısız insan durumlarını görmek, insan yaşantılarını anlamak ve içselleştirmek, insanların farklı durumlarda karşılaştıkları zorluklara nasıl cevap verdiklerini öğrenerek zenginleşmek, hataları ve sevaplarıyla bu koca insanlığı kucaklamak ve onunla özdeşleşmek için”.
‘Başka Kentler, Başka Denizler’, 3. cildinde de bu nedenlerin hakkını veriyor. Akıcı, yaratıcı, zihin açıcı üslubuyla gerçek bir seyahatname örneği sunuyor. Meraklısına şiddetle tavsiye olunur.

BAŞKA KENTLER BAŞKA DENİZLER
Murat Belge
İletişim Yayınları
2011, 515 sayfa, 32 TL.