Başkalarının acıları

Başkalarının acıları
Başkalarının acıları
Üç ciltlik Dünya Savaş Tarihi birçok dile çevrilen, alanında yetkin tarihçiler tarafından hazırlanan, özel çizim renkli, üç boyutlu savaş haritalarıyla, ilüstrasyonlarla tarihin bir araya geldiği bir çalışma
Haber: ASIM ÖZ / Arşivi

Dünya Savaş Tarihi, birçok dile çevrilen, alanında yetkin tarihçiler tarafından hazırlanan, özel çizim renkli, üç boyutlu savaş haritalarıyla, ilüstrasyonlarla tarihin bir araya geldiği söz konusu çalışma dünya kamuoyunun ilgisini hep canlı tutmuş olan savaşların tarihine odaklanan ve üç cildi yayımlanan bir çalışma. Dizinin ilk cildinde ateşli silahların savaş meydanlarını ele geçirmesine değin Avrupa ve Ortadoğu’da hâkim muharebe yöntemlerini anlatılır. ‘Ortaçağ’ (500-1500), eldeki kısıtlı teknolojik imkânlarla savaş kazanabilmek için gerek duyulan eşsiz taktikleri inceleyip, savaş sanatında, bir bakıma ne kadar az şeyin değiştiğini gözler önüne seriyor. Piyade, süvari, emir-komuta, kuşatmalar ve deniz savaşları bölümler halinde ele alınırken her bölümde dört büyük savaşı mercek altına alarak muharebe tarzlarının etkinliği, tehlikeleri ve doğasını sergiliyor. İlk bölümde, Casilinum, Arsuf, Bannockburn ve Agincourt savaşları sahneye taşınarak hafif piyadenin askerî rolü değerlendiriliyor. Hafif piyade, okçu ve mızrakçıların kullanılış tarzları tartışılıp, teknolojik yeniliklerin ortaya çıkışı -15. yüzyılda top ve arkebüzün devreye girişi gibi- ele alınıyor. Hem bu ilk kitapta hem de sonraki kitaplarda ele alınan dönemlerde piyade taktiklerinin geçirdiği önemli değişikliklerin ayrıntılı olarak ele alınması piyadelerin disiplini ve silahları sayesinde orduların temelini oluşturmasından kaynaklanmaktadır.
‘Erken Modern Çağ’ başlıklı ikinci kitapta ise 1500’den 1763’e Asya, Avrupa ve Amerika’da geçerli muharebe yöntemleri anlatılıyor. Beş bölümden oluşan kitabın ilk bölümü, erken modern dönem orduların bireysel unsurları olan piyade ve süvarileri, bunların giydiği ve kullandığı teçhizatı ve işbirliği içinde nasıl harp ettiklerini inceliyor. İkinci bölümde, teknolojik gelişme ve barutun doğurduğu değişimleri ve mızraklı piyadenin yerini gün geçtikçe iyi talimli tüfekli askerlere bıraktığı savaş meydanlarının bu değişimlerden nasıl etkilendiğini ele alıyor. Marlborough dükünün Blenheim Zaferi’ni ve Rossbach’taki Prusya Zaferi’ni sahneye taşıyan üçüncü bölüm, generalliğin ne olduğunu ve muharebenin başında birlikleri doğru yerleştirmenin hayat î önemini tartışıyor. Kitabın dördüncü bölümü, ağır kuşatma topları ve hücum metrislerinin yanı sıra, en ileri istihkâmlara karşı girişilen kuşatma harekâtlarında kullanılan özel teknik ve araç gereçlere yer veriyor. Tarih boyunca yaşanan en kanlı savaşlardan biri olarak gösterilen, Kanuni Sultan Süleyman devrinin en büyük kuşatmalarından, Hospitalier Şövalyeleri ile Osmanlı leventlerini karşı karşıya getiren Malta Kuşatması ve Osmanlıların büyük bir titizlikle hazırlandıkları ama istedikleri sonucu alamadıkları II. Viyana Kuşatması bu bölümde yer alıyor. Son bölüm, deniz savaşlarını enine boyuna, askerlerin yanlarında taşıdığı silahlarla savaştığı gemilerden İnebahtı’daki Osmanlı-Haçlı mücadelesi ve İspanyol donanmasının Downs’ta kendinden daha ufak, daha hızlı ve daha gözü pek bir Felemenk filosu tarafından imha edilmesine kadar geniş bir yelpazede irdeliyor. 

Topyekûn savaşların eşiği
‘İmparatorluklar Çağı’, başlıklı üçüncü kitap 1776’dan 1914’e uzanan yıllarda İngiltere, Fransa ve İspanya’nın dev denizaşırı imparatorluklar kurdukları ve yerli halkların bağımsızlıkları için sömürgecilere direndikleri bir çağda mücadeleyi kazanabilmek için gerek duydukları taktik ve savaşları ele alıyor. Kitabın ilk bölümü, imparatorluklar çağı ordularının belkemiğini teşkil eden piyadeleri, bunların giydiği kıyafetler ile kullandıkları teçhizatı ve nasıl harp ettiklerini, değişen teknolojinin sağladığı avantajları inceliyor. Hem sömürgeci güçler hem de onların karşısına çıkan orduların ana kütlesini piyadeler oluşturduğundan savaşın en ağır yükünü piyadeler üstlenmek durumunda kalmışlardır. Elbette bunun istisnaları da vardır. Kuzey Afrikalı Araplar ile Amerika ovalarının Kızılderilileri bu durumun anılmaya değer istisnalarıdır. İkinci sırada, süvarilerin oynadıkları rol, özellikle de hareket üstünlükleri ve istihbarat toplama yeteneklerinin sömürge savaşları üstündeki etkisi mercek altına alınıyor. Güney Amerika’ya bağımsızlığını kazandıran tayin edici Ayacucho Muharebesi bu bölümde inceleniyor. Müttefik İngiliz-Fransız ordusunun Çin imparatorunun yazlık sarayını yağmalamasıyla sonuçlanan Balikiyao Muharebesi ve Adova’daki feci İtalyan bozgununu sahneye taşıyan üçüncü bölüm, imparatorluklar çağında profesyonel subayların önemini ve talim ile terbiyenin etkisini tartışıyor. Kitabın dördüncü bölümü, imparatorluklar çağına kagir perde surlar ve geleneksel tekniklerle başlayan kuşatma harbinin teknolojik dönüşümle beraber toprağa kazılan siperler ve dikenli tel barikatlarına evrimini anlatıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin bağımsızlığını garantileyen Yorktown Kuşatması ve e Alamo Savunması da bu bölümde yer alıyor. Son bölüm, bahriyelerin imparatorluk inşaatında oynadıkları düşük profilli ama hayati rolü konu ediniyor. Buharlı gemilerin ortaya çıkışıyla, batılıların o zamana dek giremedikleri Asya ve Afrika’nın kalbine nehir yollarından ilerleyişi, üstün ateş gücü ve zırh levhalar sayesinde adeta yenilmez olan yeni batılı savaş gemilerinin İskenderiye Bombardımanı gibi ‘gambot diplomasisi’ faaliyetleriyle yerküre üstünde baskı kurmaları, Garp Ocakları korsanları ile Afrika kıyılarındaki köle tüccarlarına karşı yürütülen polis faaliyetleri etraflıca anlatılıyor.
Bir tür ‘ yorum ’ olarak resimler savaşları aynen gösteren fotoğraflardan ayrılırlar. Leonardo’nun da notlarında belirttiği gibi, savaş sahnesi çizen ressamın başarısı, konuyu bütün trajik boyutlarıyla yansıtmasına bağlı. Savaş fotoğraflarında ise güzellik görmek, kalpsizlik anlamına gelir. Dünya Savaşı Tarihi, savaş, silah ve taktiklerini tasvir eden özel olarak hazırlanmış renkli ve siyah beyaz çizimler eşliğinde işleniyor. Hatırda tutmanın yoğunlaşmış bir formu olarak fotoğraf ve gazete resimleri savaşların görsel belleğinde artık sıradan olgular haline gelmiş olsa da, Dünya Savaşı Tarihi’nin çizimlere ve resimlere öncelik veriyor oluşu üzerinde durulabilir. Belki modern zamanlardaki savaşların anlatıldığı bölümlerde daha derinden bir can acıtma, insan belleğinde daha derin bir iz bırakma gücüne sahip olmasından dolayı fotoğrafların kullanılması sözcüklerin ağırlığını, fotoğrafların şoku ile dengeleyebilirdi.
Kimin haklı olduğuna değil, kimin güçlü olduğuna karar veren savaşların Birinci Dünya Savaşı’ndan başlamak üzere aldığı yeni biçimlerin eşiğinde noktalanan Dünya Savaş Tarihi başkalarının acılarının tarihi olarak da okunabilir.

ORTAÇAĞ (500-1500)
Matthew Bennett, Jim Bradbury, Kelly DeVries, Iain Dickie, Phyllis Jestice
Çeviren: Özgür Kolçak
Timaş Yayınları
2011, 256 sayfa, 50 TL.

İMPARATORLUKLAR ÇAĞI
Robert Bruce Rob Rice Stuart Reid Frederick C. Schneid Phyllis Jestice, Emir Yener
Timaş Yayınları
2011, 255 sayfa, 50 TL.

ERKEN MODERN ÇAĞ (1500-1763)
Christer Jörgensen, Michael Pavkovic, Rob Rice, Frederick Schneid, Chris Scott
Çeviren: Özgür Kolçak
Timaş Yayınları
2011, 256 sayfa, 50 TL.