Ben uydurdum, oldu

Ben uydurdum, oldu
Ben uydurdum, oldu
Ben romanda yalandan hoşlandığımdan gönül rahatlığıyla 'Mobius Dick' bu yıl okuduğum en nefes kesici kitaplardan biriydi diyebiliyorum. Enfes bir çeviri, ilginç bir konu, güzel bir anlatım
Haber: ZEYNEP ELİF / Arşivi

Bazı kitaplar vardır, onları anlatmak için kitabın içeriğinden bahsedersiniz. Bazı kitaplar vardır, içeriği anlatılamaz ve ancak okuyucuyla olan ilişkisi üzerinden açıklanabilir. ‘Mobius Dick’ ikinci gruba girenlerden. Bu yazıyı okumaya başlamadan önce şu soruyu kafanızda iyi tartmanızı rica ediyorum: İyi uydurulmuş bir roman sizi mutlu etmeye yeter mi? Yoksa bir romanın sunduğu bilgilerin sizi ‘aydınlatması’ gerektiğine mi inanıyorsunuz? Daha basit bir şekilde ifade edecek olursam: Yazarın, romanı oluşturan bilgileri kendi çıkarlarına uyacak şekilde –ama kurgunun sınırları içinde kalarak- evirip çevirmesinden rahatsız olur musunuz? Bu sorular örneğin ‘Da Vinci Şifresi’ tartışmasının temelinde yatan sorulardı ve bu yazının konusu olan ‘Mobius Dick’in okuyucuyla ilişkisinin temelinde de bunlar var. Her iki yapıtta da yazar için şöyle bir açmaz söz konusu: İşinizi çok iyi yapar, okuyucuyu yazanların doğru olabileceğine inandırırsanız, bunun bir araştırma değil roman olduğunu unutup yazdıklarınızın gerçek olmadığını söyleyen/ispatlamaya çalışan kişilerle başınız belaya girecektir. Alternatifse daha kötü, okuyucuyu yazdıklarınızın gerçek olduğuna ikna edemezseniz romanınız başarısız olmuş demektir.
Neden uzun uzadıya bunları yazdığıma gelince… Bu romanın en etkileyici ve en sakıncalı tarafı roman içinde roman şeklinde ilerlemesinden ve gerçeklerle yalanları harmanlamasından doğan birtakım soru işaretleri. Ben romanda yalandan hoşlandığımdan gönül rahatlığıyla ‘Mobius Dick’ bu yıl okuduğum en nefes kesici kitaplardan biriydi diyebiliyorum. Enfes bir çeviri, ilginç bir konu, güzel bir anlatım. Ama bu romana benim kadar kolay ısınamayacak okuyucular olacağını da tahmin edebiliyorum. 

Kim, kimi arasın!
‘Mobius Dick’, John Ringer’ın telefonuna kimden olduğunu ilk bakışta çözemediği bir mesajın gelmesiyle açılıyor: “Beni ara H.” Sonraki birkaç paragrafla zaten bunun kim nerede ne yaptı kim gördü romanı olmadığını anlıyorsunuz çünkü yazar doğrudan kullanma kılavuzları, fizik kuramları, beceriksiz fizik profesörleri, eski sevgili (tesadüfi olmayarak ‘Helen’) ve çoğul evrenlerden oluşan bir dünyaya kayıyor. “Tesadüfler biz ne anlama gelmelerini istiyorsak o anlama gelir” diyor (“bütün tesadüfler anlamlıdır” aksiyomundan beslenen bir teori) ve ardından kendimizi “hayal kırıklığı yaratacak ölçüde cazibesiz” bir kadının ‘Moby Dick’ konferansında buluyoruz. Şöyle diyor cazibesiz kadın:
“Romanın doksan altıncı bölümü tasfiye kazanlarıyla ilgiliydi. Kahraman –Ishmael- kendini bir kazanın içinde yüzeyi temizlerken buluyor ve kazanın özel bir kıvrıma sahip şekli kayda değer bir keşif yapmasına yol açıyordu. ‘Geometride,’ diyordu Ishmael, ‘bir sikloid boyunca kayan bütün cisimler, mesela benim sabuntaşım, hangi noktadan bakılırsa bakılsın tam olarak aynı zamanda aşağı iner.’” Yukarıda yazdığım gerçek/yalan meselesinden sonra ‘Moby Dick’te bunların yazmadığını, yazarın uydurup Melville’e ‘sikloid’ dedirttiğini düşüneceksiniz –ama gerçek. 

Kışkırtıyor...
‘Mobius Dick’e dönecek olursak. İyi yalancının yalanını yakalamak zordur, Crumey üstelik öyle konularda yalan söylüyor ki ipin ucunu yakalamanız mümkün değil. Gerçeğin nerede bitip kurgunun nerede başladığını tarihi ve fiziği (ve fizik tarihini) çok iyi bilmiyorsanız çözemiyorsunuz. Bir önemi de yok. Bir yazar, ikisi de birbirinden başarılı iki romanı ve üç dört evreni iç içe sunabiliyor. Örneğin bu romanlardan birinin kahramanı olan bilimadamını “kahramanımızın genç olduğunu söyledik ama genç kelimesi izafi bir anlama sahip. Dahası bu tür izafiyetler o zamanlar Einstein sayesinde son moda şarkılar kadar revaçta ve bir o kadar yüzeyseldi. Einstein kahramanımızdan sadece sekiz yaş büyüktü, bununla beraber uzun zamandır tüm dünyada deha olarak tanınıyordu” diye tarif ediyorsa o romanın “kot pantolon ve siyah gömlek giydiği için yaşlı gösteriyordu” diyen romanlarla aynı kefeye konulmaması gerektiği bellidir. (Bahsedilen genç bilimadamı Erwin Schrödinger, bu arada.) Zihnini kışkırtacak bir roman okumak isteyenlere…

MOBIUS DICK
Andrew Crumey
Çeviren: Özde Duygu Gürkan
Metis Yayınları
2011, 248 sayfa
18 TL.


    ETİKETLER:

    YAŞ

    ,

    Kadın

    ,

    Moda

    ,

    Keşif

    ,

    yazar

    ,

    gömlek

    ,

    genç