'Beynim dediğim jöleden damlayanlar'

'Beynim dediğim jöleden damlayanlar'
'Beynim dediğim jöleden damlayanlar'

Ozzy, tuhaf okul yılları, korkunç okul anıları demeden her şeyi anlatıyor.

Ozzy Osbourne, hayatını Chris Ayres'la birlikte yazdığı 'Ben Ozzy' ile tüm çıplaklığıyla anlatıyor. İngiliz müzisyen hikâyesine en ufak bir otosansür uygulamıyor ve okuyacaklarınız 'beynim dediğim jöleden damlayanlardır' diyor
Haber: DOĞU YÜCEL / Arşivi

Uzun zamandır eksikliğini yaşadığımız bir kategoriydi müzik kitapları. Yurtdışında müzik rafı altında yüzlerce kitapla karşılaşabiliyorken Türkiye ’de müziğe dair yılda iki elin parmakları kadar kitap çıkmadığından kitapçılarımızda o isimde bir raf bile yok. Bu rafı besleyen Stüdyo İmge de epeydir ‘pasif’. Son zamanlarda açlığımızın farkına varan birkaç yayınevi bu konuda çalışmaya başladı. Michael Jackson otobiyografisi ‘Moon Walk’ (Butik Yayınları), Michael Jackson incelemesi ‘Büyülü ve Çılgınca Bir Yaşam’ (Karşı Yayınları), Patti Smith imzalı ‘Çoluk Çocuk’ (Domingo Yayıncılık), Orhan Kahyaoğlu’nun yazdığı ‘Grup Yorum ’ (Can Gençlik) ve şimdi de Ozzy Osbourne’un Chris Aynes’le yazdığı ‘Ben Ozzy’ (Pegasus Yayınları) karşımızda. Yetmez ama şimdilik idare ederiz. 

O bir şarlatan
‘Ben Ozzy’i uzun bir günah çıkarma seansı olarak tanımlayabiliriz. Kendini ulaşılmaz bir rock yıldızı gibi resmeden ya da atlattığı tüm badirelere rağmen haysiyetini koruduğunu iddia eden müzisyen lakırdılarından biri değil bu. İngiliz müzisyen hikâyesine en ufak bir otosansür uygulamıyor. Ozzy lisede kendini tanımladığı gibi bir şarlatan. Okulda okurken veya mezbahada inek/domuz öldürürken veya sahnede şarkı söylerken fark etmiyor, her ortamda insanları yaptığı rezilliklerle güldüren, itibarmış, saygınlıkmış dinlemeyen bir maskara o. Onu yakından izleyen heavy metal dinleyicileri dışında Ozzy Osbourne ülkemizde MTV’de yayınlanan reality şovu The Osbournes ile tanınıyor. O şovdaki titrek, kekeme, ‘fuck’ demeden cümle kuramayan, yaşayan ölü tadındaki halini hatırlarsınız. Kitapta Ozzy oğlu Jack Osbourne’un o dönemde yaşadığı sarsıntıdan bahsediyor, “Onun için kolay olmamıştır; bilhassa benim titreyen, dili dolaşan, boktan bir enkaz olduğum şovun şu ilk iki yılı boyunca.” Jack bir gün soruyor; “Baba, televizyona çıktığın zaman, insanların seninle birlikte güldüklerini mi yoksa sana güldüklerini mi düşünüyorsun?”. Ozzy yanıt veriyor: “Onlar güldükleri sürece, umursamam.” Jack tatmin olmuyor bu yanıtla, “Ama neden baba? Niye soytarı olmak isteyesin ki?”. Ozzy’nin 496 sayfalık bu kitabı özetleyen repliği geliyor sonra: “Çünkü her zaman kendimle dalga geçebildim, Jack. Bunca yıl boyunca mizah beni hayatta tuttu.” ‘Ben Ozzy’i ayakta tutan şey de mizah.
Sıradışı travmalarla ve uç noktalardaki çılgınlıklarla dolu bir hayat hikâyesi Ozzy’ninki. Korkunç hapishane anıları, disleksi olmasından dolayı okulda karşılaştığı aşağılanma hikâyeleri, çığırından çıkan bağımlılıklar, ölümden dönmeler, yakınlarının ölümleri, paranoyalar, hastalıklar, saplantılar, kanser, tüm hayatına yayılan ağır pişmanlıklar… Ama en dramatik anları bile bir Monty Python filmine çevirebilen bir mizaha sahip ‘Ben Ozzy’. Yer yer de ‘slapstick’ komedisine varıyor. Mizah daha kitabın en başındaki uyarı notuyla başlıyor: “Kitapta adı geçen kişilerin anıları benimkilerle aynı olmayabilir. Onlarla tartışacak değilim. Geçen kırk yılda içki, kokain, LSD, Quaalude, yapıştırıcı, öksürük şurubu, eroin, Rohypnol, Klonopin, Vicodin ve bu dipnotta sayamayacağım daha bir sürü başka malzemeyle kafayı buldum. Hepsini aynı anda kullandığım da oldu. Şöyle diyelim; ben lanet olası Anna Britanicca falan değilim. Okuyacaklarınız, yaşamöykümü sorduğumda beynim dediğim jöleden damlayanlardır…” 

Ünlüler geçidi
Ozzy’nin altmış üç yıllık hayatı aynı zamanda rock efsanelerinin resmigeçidine sahne oluyor. Paul McCartney, Beach Boys, Mötley Crüe, Def Leppard, Lemmy, YES, Frank Zappa, Bob Marley, Jethro Tull, Sting, Elton John gibi isimlerin yer aldığı sahnelerde Ozzy’nin hayatı rockseverler için adeta bir tarih kitabına dönüşüyor. John Bonham’ın ölümünden kısa bir süre önce Ozzy ile barda takılması, Robert Plant’in Led Zeppelin’den hemen önce yeni grubunun ismini söylemesi, efsanevi gitaristi Randy Rhoads’un uçak kazasında ölmeden önce Ozzy’e “Artık bir rock’n roll’cu olmak istediğimi sanmıyorum” deyişi gibi anılar ilk defa gün ışığına çıkıyor. Sadece müzisyenler de değil, İngiltere Kraliçesi Elizabeth II, George Bush, Tony Blair, Bill Cosby, Robin Williams, Elizabeth Taylor da Ozzy’nin komik hikâyelerinde rol alıyorlar. 

Filmi çekilir
New York Times’ın çoksatanlar listesine 2 numaradan giriş yapan bu kitabın ileride filme dönüştürüleceğini söylemek müneccimlikten sayılmamalı. Ozzy’nin hayatının filme çekileceği çok uzun zamandır kulislerde konuşuluyordu zaten. Hatta Johnny Depp’in bu role seçildiği, Ozzy’nin ise kendisini oynaması için Denzel Washington’ı (!) önerdiği yazılıp çizilmişti. Ozzy’i ve Black Sabbath üyelerini kimler oynar bilmiyoruz ama er geç bu kitabın filme uyarlanacağı kesin. Sahnelerin dizilişi ve sinematografik anlatımlar bu kitabın sanki o amaçla yazıldığını da hissettiriyor. Bu açıdan kitabın edebiyat notundan kırabiliriz. Sonlara doğru, Osbournes ailesi zenginleştikçe kitap lüks hayatın güzellemesine dönüşüp can da sıkabiliyor. Yine de, kitap boyunca rock tarihinin önemli bir bölümüne çılgın bir adamın perspektifinden şahit oluyorsunuz, travmalarla dolu bir adamın mizahla ve müzikle kaderine kafa tutmasını izliyorsunuz, en güzeli de bol bol kahkaha atıyorsunuz. Edebiyatta rock’n roll da böyle bir şey olsa gerek…

BEN OZZY
Ozzy Osbourne
Çeviren: Köksal Gülerkaya
Pegasus Yayınları
2011
496 sayfa
22.5 TL.