Bir aşk ve delilik hikâyesi

Bir aşk ve delilik hikâyesi
Bir aşk ve delilik hikâyesi
Ceylan, 'Bir Zamanlar Bakırköy'de, insan psikolojine ve onun baş edilmez derinliğine iniyor. Romanda yan hikâyeler önemli bir figür olarak belirirken, Akıl Hastanesi'nde geçen öyküler ana hikâyeyi örüyor
Haber: ABİDİN PARILTI - abidinparilti@hotmail.com / Arşivi

Aşkta ustayım diyen beri gelsin. Zira herkes bu konuda cahildir. Tabii ki Shakespeare ve Goethe de dahil… Ustası yoktur bu duygunun. Tarifi de formülü de yoktur. Her anlatılan bu duyguyu yaşadıklarından, bildiklerinden yola çıkarak anlatır. (Hadi hep birlikte fil hikâyesini hatırlayalım!) Anlatırken evrensel kılmaya meyleder. Öyledir de zaten. Ama her anlatılan her zaman eksik kalır. Her aşk farklı başlasa da ayrılıklar birbirine benzer süreçler yaşar. Depremler, depremler, sonra da artçılar… Bu yüzdendir ki mutlu aşkın anlatımına pek rastlanmaz. Mutsuz aşklardır anlatılmaya değer görülen.
Tahir Musa Ceylan da işte ‘Bir Zamanlar Bakırköy’ romanında tam da mutsuzluklar, çelişkiler, iç kanamalarla dolu , bir türlü yönünü bulamayan, bu yüzden de acı çektiren bir aşkın hikâyesine odaklanırken çeşitli yan hikâyelerle ana hikâyeyi beslemiş ve ortaya Irvin Yalom’un psikiyatri romanlarından hiç de aşağı kalır yanı olmayan bir roman çıkarmış. Bakmayın romanın ismine. Çok da uygun düşmemiş zaten bu isim içeriğe. Zira Ceylan, bir aşk ve delilik öyküsü anlatmış bize.
Tahir Musa Ceylan, Tıp fakültesini bitirip psikoloji ihtisası ve farmakoloji doktorası yaptı. Ancak bu konudaki bilgisini, gördüklerini, psikiyatri alanındaki çalışmanlarını, deneyimlerini romanlarında ve yazılarında kullandı. Tahir Musa Ceylan çok yönlü olmasıyla bilinir. Şair, romancı, düşünür… Şiirlerini, ‘Depresyon Şiirleri’, kitabında toplayan Ceylan, aynı yıl ‘ Fotoğraf Estetik ve Görüntü Üzerine Denemeler’ kitabını da yayımlamıştı. Cumhuriyet gazetesi Bilim Teknik ekindeki yazılarını ‘Aylak Fikirler, Aylak Düşünceler, Aylak Bilgi ve Aylak Yazılar’la kitaplaştırdı. 2005 yılında yayımlanan ‘İçi Yoksul’, ilk romanıydı. Ceylan, ‘İçi Yoksul’daki hikâyeyi kültürel çatışmalardan kaynaklanan sorunları kasabadan büyük kente okumaya gelmiş bir gencin içine düştüğü kimlik bunalımı, daha açık bir deyişle ‘hiçleşme’ süreci etrafında örmüştü. Daha sonra yeni bir romanla okur karşısına çıktı. ‘Kestane Kıranında Kadınlar’ romanında bir Ege köyüne, Ege’nin kuzeyindeki Mavruz’a ve 19. yüzyıl sonlarına götürdü okuru. Mavruz yazarın doğduğu köy olan Nevruz’du aslında. Hayali bir köy yaratmış, büyülü gerçekçiliğin sınırlarını yoklayan, zorlayan bir hikâye anlatmıştı burada. Hikâyenin merkezinde annenin yer aldığı bir ailenin çocuklarıyla birlikte yaprak dökümü misali her bir yana dağıldığı ama her savrulan yolun yine Mavruz’a döndüğü iç acıtan bir öykü anlatmıştı. Öte yandan her romanında yaptığı gibi yan öykülerle de ana hikâyeyi beslemiş, büyütmüştü burada da…
Tahir Musa Ceylan, ‘Elli Yıl Sonra Kül’de ise bu kez Mavruz’un elli yıl sonrasına aynı renklilikte ve canlı üslubuyla baktı… ‘Yarım Adam ve Aşkları’nda ise yetersiz bir öğretim üyesinin hayattaki yarım kalmışlığı, eksiklikleri ve bu yarım kalmışlık arasında kalan aşkları anlattı.
Aslında Ceylan’ın diğer romanlarına da baktığımızda konu yelpazesini geniş tuttuğunu, meramını anlatmak için çeşitli konuların etrafında gezindiğini rahatlıkla görürüz. Elimizdeki yeni romanında ise orta yaşların sonuna gelmiş yalnızlıktan mustarip, hayatın yükünü sırtlamaktan, günde bin dert dinlemekten, reçeteler sunmaktan, aşkın ıstırabından yorgun düşmüş bir doktor ile hastası Sanem’in aşkına odaklanır. Sanem geçmişiyle, geçmişinin bugüne yansımasına, bugünü etkilemesine engel olamamakta, bu yüzden psikolojik sorunlar yaşamaktadır. Kıskançlık duygusu onu yiyip bitirmektedir. Freudyen bakış açısına dayanarak elektra kompleksi yaşamaktadır. Yani kendinden yaşça büyük olana ilgi duysa da her ilişkide babasını, abisini arasa da kendiyle yaşıt, pasif bir adamla, Murat’la birliktedir. Bu durum içinden çıkılmaz bir hâl alınca doktor Kerim’e terapiye gelir. Sanem’in zaafı ve sorunları, Kerim’in ise gücü ve çözüm üreten hali en kısa yoldan bir aşkın yollarını açar. Ancak buna rağmen Sanem gücü de zekâyı da elden bırakmaz. Terapide bir güç çatışması yaşanır sık sık. Bir süre sonra kimin, kimin hastası olduğu tam olarak belli olmayacak duruma gelir. Roller birbirine karışır. Öyle ki diyaloglarda o an kimin konuştuğu bile çözülemez hale gelir. Doktor babalık duygusunu yaşatır Sanem’e. Zaten sevgilisi Murat’la Taksim’e çıkarken falcının da ona söylediği tam da bu minvaldedir. Bu gençte değil de kelli ferli bir adamda bulacaktır mutluluğu. Sanem’in ilk tepkisi ise onun kel olmadığına dairdir. Falcının bunu söylemesi roman için sakil dursa da durum bundan ibarettir. Hayatlar terapi esnasındaki sohbetlerin derinleşmesi, aşk üzerine önemli tespitlerin yapılmasıyla gittikçe yakınlaşır. Yakınlaştıkça altüst oluşlar da görünür olur. Neredeyse iki eksik birbirini bulmuş ve tam olma yolunda gibi görünse de duygular açığa vuruldukça kırılmalar da başlar. Bazı yamalar dikiş tutmaz hayatta. Terapide uygulanan ve pansuman niyetine verilen yamalar da çare olmaz bu aşkın gidişatına. Bu anlamda Tahir Musa Ceylan, insan psikolojine ve onun baş edilmez derinliğine iner. 

İnce bir işçilik
Öte yandan Ceylan’ın diğer romanlarında da yaptığı gibi burada da yan hikâyeler önemli bir figür olarak belirir. Bakırköy Akıl Hastanesi’nde geçen hikâyeler bir yandan ana hikâyeyi örerken bir yandan da kendi seyrinde ilerler. Ceylan burada ana hikâyeden çok kendiliğinden gelişiyormuş gibi görünen ana yazarın inisiyatifinden kopamayan yan hikâyelerle bütünlüğe kavuşmaya çalışır. Bu bütünlük ortaya çıktığında, esas mânâ da belirir. Ayrıca yazarın bütün roman boyunca ince ince işlediği ve ele aldığı ayrıntıların da üzerinde durmak gerekir. Yazar mikro bir bakışla mekân tasvirlerinden tutun da insanın içinde kopan kıyametlere kadar romana koyduğu hemen her şeyin ve duygunun ayrıntısına girer. Bunları yaparken hikâyenin dar alanda başlayan coğrafyasını gittikçe genişletir, büyütür ve hayatın kendisine daha çok yaklaştırır.

BİR ZAMANLAR BAKIRKÖY
Tahir Musa Ceylan
Ayrıntı Yayınları
2011, 185 sayfa
14 TL.