Bir delta neyi saklar?

Önay Yılmaz'ın ikinci polisiye romanı 'Ölüm Deltası', kişiler ve olaylar arasında kurduğu bağlantılar, akıcı dili ve detayları tasvir etmedeki başarısıyla, daha ilk sayfadan itibaren merak uyandırmaya yetiyor
Haber: ÖZLEM KARAHAN / Arşivi

Güzel bir kasım sabahı, Çernek Gölü’nde küçük sandalıyla balık avlayan Doğancalı Salih, suyun üstünde çırpınan bir kuş görür. Bir süre sonra da gözetlendiği hissine kapılır ve küreklere asılır. Kuşbilimci Arda, dürbünüyle deltanın doğu tarafındaki göller bölgesinde havalanan bir kuşu takibe alır. Kuş birden yalpalamaya başlar ve düşer. Arda çevresinde birtakım çıtırtılar duyar. Deltada avlanmakta olan İsmail, ağaçların arasında gizlenmiş beklemektedir. Alçaktan uçan bir kaz grubuna doğru nişan alır, ateş eder ve sevinçle yerinden doğrulur. Avını vurmuştur. Ama birden ayağı tökezler ve düşer. Kızılırmak Deltası’nda iki hafta içinde Doğancalı Salih, kuşbilimci Arda ve İsmail ölü olarak bulunur. Başkomiser Çetin’e göre bu ölümler kazadan öte, cinayet olabilir. 

Deltadaki ölümler
Gazeteci - yazar Önay Yılmaz’ın ‘Nazilerle Beş Yıl’, ‘Bandırma Yolcuları’, ‘117 Soruda Türkler’ ve ‘Poseidon’un Laneti’ isimli kitaplarının ardından hazırladığı beşinci kitabı ‘Ölüm Deltası’, kitabevi raflarındaki yerini aldı. Kitap , yazarın 2009’da yayımlanan kitabı ‘Poseidon’un Laneti’nin iki kahramanı Başkomiser Çetin Akın ve gazeteci Ahmet Kerim’in peşine düştüğü gizemli ölümlerin sırrını sürükleyici bir şekilde anlatıyor. Deltadaki ölümlerin gerçek sebebinin peşine düşen kahramanlarımızı bu yolculuklarında çeşitli maceralar ve heyecan içinde takip edilecek ipuçları bekliyor.
Gazeteci Ahmet Kerim’in hazırlamakta olduğu yazının konusu, son yıllarda artan depremler, seller, heyelanlarla ilgilidir. Büyükada’daki evinde oturmuş yazısı hakkında araştırma yaparken çalan telefon ise Ahmet için yeni bir hikâyenin başlangıcı olur. Arayan, Samsun Emniyet Müdürlüğü Cinayet Masası’nda başkomiser ve aynı zamanda Ahmet’in yakın arkadaşı olan Çetin’dir. Çetin, Ahmet’ten, Kızılırmak Deltası’nda meydana gelen şüpheli ölümleri araştırmada kendisine eşlik etmesini ister. Asıl macera ise bundan sonra başlar.
Kızılırmak Deltası’nda, yani ölümlerin gerçekleştiği noktada, kuşbilimciler bazı çalışmalar yapmaktadır. Büyük güvenlik önlemleriyle korunan alan, görünürde soyları tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan kuş türlerinin korunduğu ve bu türlerle ilgili incelemelerin yapıldığı bir alandır. Ama Çetin ve Ahmet, bu alanla başka karanlık işlerin döndüğünden kuşkulanmaktadır.
Bu deltada çalışanlardan biri olan Kaan, Ahmet’in arkadaşıdır. Kaan’a ulaşan Ahmet, korunan bu bölgeye onunla birlikte girme şansını da yakalar. Ama bundan sonra olaylar daha karmaşık hale gelecektir. Deltadaki çalışmalarının ardından İstanbul’a dönen Ahmet, bir akşam evinde saldırıya uğrar, ardından deltayla ilgili şüphelerini daha da artıran haberler gelmeye başlar. Kendilerini ummadıkları kadar büyük bir karmaşanın ortasında bulan Çetin ve Ahmet’in ise, tüm tehlikesine ve emniyet müdürünün tüm ikazlarına rağmen bu işin peşini bırakmaya niyetleri yoktur. Her sayfasından ayrı bir kurgu ustalığının ortaya çıktığı kitap, Önay’ın akıcı ve açık anlatımıyla, okurun kendini içinde bulduğu bir serüvenin kapılarını aralıyor.
Kitabın ustaca oluşturulmuş kurgusunun yanı sıra dikkat çeken bir diğer özelliği, 1986 yazının unutulmaz kâbusu Çernobil’den Kuantum’a, mantar zehirlenmelerinden kuş türlerine ve daha birçok konuya dair kapsamlı bilgiyi de hikâyenin bir parçası olarak ve okurun merakını daha perçinleyerek aktarıyor olması. Yer yer uzun bilgi aktarımları okurda bir mola isteği uyandırsa da, ‘Ölüm Deltası’ bir polisiye romandan beklenenin üstünde bilgi aktarıyor.
Yılmaz’ın ikinci polisiye olan kitap, kişiler ve olaylar arasında kurduğu bağlantılar, akıcı dili ve detayları tasvir etmedeki başarısıyla, daha ilk sayfadan itibaren merak uyandırmaya yetiyor.

ÖLÜM DELTASI
Önay Yılmaz
Destek Yayınları
2010
321 sayfa
19 TL.


    ETİKETLER:

    haber

    ,

    kitap

    ,

    Kitabevi

    ,

    Akşam