Bir dostluk vesikası

Bir dostluk vesikası
Bir dostluk vesikası
Gürsoy'un 'Atatürk ve Can Yoldaşı Nuri Conker'i Mustafa Kemal'i bir dostluk ilişkisi bağlamında ele alıyor
Haber: ALİ ATAHAN / Arşivi

Tarihte mühim bir yer sahibi olan, bilhassa politik hareketlerin yürütücüsü olmuş, başı çekmiş, önder olmuş yahut kendisine ‘kahraman’ sıfatı yakıştırılmış şahsiyetlerin, bütün ‘insani durum’lardan vareste olduğunu düşünme eğilimimiz vardır. Tıpkı, gözümüzde ‘çok büyük’ oluşuyla yer eden ilkokul öğretmenlerimiz gibi, bahsi geçen bu ‘kahraman’lar da, ağlamazlar, üzülmezler, şakalaşmazlar, sarhoş olmazlar, tökezlemezler. Bunu bir ‘gelenek icadı’nın devamı olarak da görebiliriz; çünkü milletler uluslaşma sürecinde mitik karakterlere ihtiyaç duyarlar, bu mitik karakterlerin hayatlarını da ‘nasıl görmek istiyorlarsa öyle’ kurgularlar. Bu, bir millete yahut bir coğrafyaya has bir durum değil. Neredeyse bütün milletler benzer yollardan geçmiş, bahsi geçen bu ‘icat’lardan yararlanmış ve onları büyütmüştür. Üstelik sırf devletleşme süreci de şart değildir; bazı halk hareketleri de benzeri gelenek icatlarına başvururlar, çeşitli ‘yerlileştirme’ler kurgular ve ‘fakelore’ icat ederler.
Mustafa Kemal Atatürk , günümüze gelen değin, ‘rahatlıkla’ konuşulamamış bir kahraman figür. Can Dündar’ın Mustafa filminden ötürü başına gelenleri anımsayalım. Halkın büyük bir kesiminden ‘Atatürk’ü aşağılıyor’ eleştirilerini göğüslemek zorunda kalmıştı Dündar; ki, aynı Dündar’ın bu konuda belgeselleri, başka metinleri olduğunu unutmayalım. Benzer bir politik figüre dair, başka bir ülkede film çekilse, kitap yazılsa, belgesellere konu olsa tepkiler ne yönde olur? Bunların sonuçlarını başka türlü karşılayan halklar olduğunu biliyoruz. Türkiye’nin de bir gün, kendi ‘kahraman’ını bütün detaylarıyla öğrenmekten, gözlemekten imtina etmeyeceği günler gelecektir diye umuyoruz.
Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını, başka bir veçhesiyle, bir dostluk ilişkisi bağlamında ‘okuyan’ yeni bir metin yayımlandı. Yaşar Gürsoy’un kaleme aldığı ‘Atatürk ve Can Yoldaşı Nuri Conker’ içindeki görsel malzemelerle birlikte, Mustafa Kemal’e ‘bir de buradan’ bakmayı öneriyor. 

İnsan ve önder
Yaşar Gürsoy, gazeteciliğinin ona kazandırdığı perspektifle ve tecrübesiyle Atatürk’ün hayatının bazı detaylarına yaklaşıyor ve bu arada Nuri Conker’i anlatıyor.
Çetin Emeç’in Genel Yayın Yönetmenliği’ni yaptığı Hürriyet gazetesinde muhabirlikten, Tempo dergisine, Kanal D Haber Merkezi’nden BRT’ye yazılı ve görsel medyanın birçok kademesini tecrübe etmiş Yaşar Gürsoy’un belgeselleri ve daha önce yayımlanmış bir kitabı da mevcut. Kitabın amacını ‘Giriş’te şöyle anlatıyor Gürsoy: “Amaç, genç nesillere Atatürk’ün kişiliği, hayata bakışı ve bunlar yaşanırken en samimi arkadaşı Nuri Conker’le birlikteliklerinin sade ve anlaşılır bir dille aktarılıp tarih sayfasındaki yerlerini sağlamlaştırmak; hak ettikleri gereken saygıyı göstermektir. Döneminin saygın siyaset adamı olan Nuri Conker’i, Atatürk’ün çok samimi olduğu Kılıç Ali ve Salih Bozok’tan ayıran özelliği (kendilerinin de, hatıralarında ısrarla vurguladıkları gibi) en sevdiği; en ‘has arkadaşı’ olmasıdır.” Selanik’ten, ta çocukluktan aynı yollardan geçen, okul arkadaşlığı yapan, birlikte savaşan, Gazilik mertebesine benzer zamanlarda ulaşan, yaralanan, büyük bir hareketi tertipleyen, hayatlarının sonuna kadar birbirinden uzaklaşmayan iki insanın hikâyesi bu. Bu hikâyeyi daha ilginç kılan, isimlerden birinin Mustafa Kemal Atatürk ötekinin de Nuri Conker olması. Bu kitap sayesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu figürü Mustafa Kemal’in ‘insan’ ve ‘önder’ oluşuna dair daha bilgiler ‘okuyoruz’.

Atatürk ve Can Yoldaşı Nuri Conker
Yaşar Gürsoy
Alfa Basım Yayım 2011, 227 sayfa, 14 TL.