Bir gaz lambası tahta bir sandalye

Bir gaz lambası tahta bir sandalye
Bir gaz lambası tahta bir sandalye

Zühal ve Yücel İzmirli bu romanda İzmir in incisi Karşıyaka yı anlatıyorlar.

'İzmir'in İncisi'nde Osmanlı'nın son döneminden İkinci Dünya Savaşı'na kadar, işgalle yıkımı yaşamış, gelen kurtuluşla umutları yeşeren bir halkın öyküsünden kesitler var
Haber: RAMAZAN KANDÖKEN / Arşivi

‘Makedonya’dan Esen İmbat’la başlayıp, ‘İzmir’de Bir Manastır Çınarı’yla devam eden seri, ‘İzmir’in İncisi’yle son buluyor... Zühal İzmirli ve Yücel İzmirli kitapta, hem göç hem cumhuriyet dönemine tanıklık eden eğitimcilerimizin yaşamlarından yola çıktıkları üçlemeyi Hilmi Ziya Apak’ın mücadelesiyle noktalamışlar. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında mücadele vermiş olan eğitimci Hilmi Ziya Apak’ın yaşamı çerçevesinde dönemin eğitimcilerine ve eğitim öğretimin zorlu yollarına giriş yapıyoruz. Kitap sadece romanın başkarakteriyle sınırlı değil. Dönemin birçok öğrencisinin anılarından kesitler yer alıyor. Bilinmeyen anılarını gün yüzüne çıkarıyorlar. Osmanlı’nın son dönemlerinden İkinci Dünya Savaşı’na kadar, işgalle yıkımı yaşamış, gelen kurtuluşla umutları yeşeren bir halkın öyküsünden kesitler sunuluyor. İzmir ve Ege özelinden o yılların eğitimcilerinin verdiği mücadeleye tanık oluyoruz.
Birçok kahraman vardır bu süreçte. İsmi bilinmeyen binlerce fedainin Anadolu’da görev alması… Sadece verilen işle, çizilen çerçeve ile yetinilmeyip yeniliğe kapı açmak, özümsemek ve uygulamak. Bir toplumun inşasında yararlanılabilecek tüm olanakları değerlendirme zorunluluğu… İşgal başladığı şehir de bitmiştir. Yıkım ve kıyımlar… Acıların biriktirildiği yıllar geride kalmıştır. Kimi mücadeleye katılmak üzere şehri terk etmiş, kimisi de malını mücadelenin hizmetine vermiştir. Milli mücadele yıllarının sona ermesiyle halkın öncülerinin yeni görevleri vardır. Eğitim! Okullar açmak, çalışmak ve öğrenciler yetiştirmek. Henüz çocukken anne ve babasını kaybeden Hilmi Ziya diploması elinde, kendisini büyüten amcasının yanında alır soluğu. Birkaç günlük dinlenmeden sonra uzun bir yolculuk başlar. İlk görev yeri Adana’dır. Olanaklar kısıtlıdır. Yürünecek yol bile doğru dürüst değilken bir okulun kuruluşunda yer almak epeyce zahmetli bir iştir. Eğitim sürecinin güçlüğü, halkı seferber ederek yapılan okullar ve karşılaşılan güçlükler…
Çiftin romanlarında gördüğümüz tarihi kişilikleri konuşturma özellikleri bu kitaplarında da devam ediyor. Mustafa Kemal ve genç öğretmenler arasındaki diyaloglar dönemin önderliğinin eğitime verdiği önemi anlamamıza yardımcı oluyor. Kadınlara tanınan haklar ve eğitimleri üzerinde gösterilen hassasiyet de göze çarpıyor. Kadının toplumsal yaşamdaki rolü ve yaptıkları işleniyor. Son on yılda yüzde 1400 artan kadın cinayetlerini düşündüğümüzde… Dekolte giymenin tecavüzü meşrulaştırdığını söyleyen ileri demokrasicilerle jakobenlerin kadın sorununa bakıştaki farklılığının ipuçları veriliyor bize.
Öğrencilerin anılarının da önemli bir yeri var ‘İzmir’in İncisi’nde. Birçok karakter konuşturulmuş ve anılar günün yaşantısına dair önemli ayrıntılar sunuyor. Ulaşımın tüm olanaksızlığında, yaşantıların son derece kıt olduğu zamanlar da şehir dışına yapılan ilk yolculuk. Gezilerin ilk gençlikte verdiği heyecan. Orta öğrenimini küçük şehirlerde yapanların tattıkları o duygu. Başka kapıların açılması ve yaşamların farkına varılması. Diğer bir öğrenci ise bir bir öğretmenlerini tanıtıyor bize. Titiz beden eğitimi hocasından, verdiği örneklerle öğrencilerinin konuyu kavramalarını kolaylaştıran sosyoloji hocasına kadar... Öğretmenlerin öğrencilerine öncelikle saygı duyması. Dönemin sayılı pedagoglarından Rahmi Balaban’ın bir öğretmen olarak örnek davranışı; yaralayan ve sindiren değil güven aşılayan tavrı. Şimdilerde şifre skandalı düşünüldüğünde…
Savaş yine kapıyı çalmıştır. Bizim topraklarımızda olmasa da ekmek karnesi ve geceleyin yapılan karartmalarla gösterir kendini savaş. Mum ışığında ders çalışan öğrenciler, hayatı sürdürmenin zorluğu… Böyle bir zamanda başlıyor Hilmi Ziya’nın Karşıyaka yılları.
Lisenin kuruluş çalışmalarıyla başladığı hizmetleri, spor kulübü başkanlığı ve Halkevi başkanlığıyla iyice artmıştır. Okulda öğrencilerine, kulüp ve halkevinde ise ilçe sakinlerine vaktini sunmaktadır. Savaş yiyecek sıkıntısına mı yol açtı? Okulun bulunduğu arazi hemen bellenir ve sebze yetiştirmeye uygun hale getirilir. Birkaç tür kümes hayvanı da eklenerek öğrencilerin protein ihtiyacı unutulmaz. Okuma yazma bilmeyenler için halkevinde gerekli araç gereç temin edilir. Maddi olanaksızlar şehrin ileri gelenleriyle görüşerek çözülür. Yine çok güç durumlarda halka başvurulur... Öğretmen olarak görev yaptığı okullar da öğrencilerinin ve meslektaşlarının anılarıyla örülen Apak’ın eğitimcilik hayatı İstanbul’da noktalanır. Görev verilmez artık kendisine. Açılan soruşturmalar yıpratmıştır. Şimdi bir köşededir. Ancak hayıflandığı soruşturma ve suçlamalar değildir. Birikimi ve deneyimini sunmak dururken bunlardan kimsenin faydalanamamasıdır. Verebilecekleri vardır. 

Bir semte alışmak
Yazarların, Karşıyaka ve İzmir’in yakın tarihine tuttukları projektör azımsanmayacak değerde. Kitap aynı zamanda bir şehrin kuruluş tarihini de yansıtıyor. Bir şehir tarihçisi titizliğiyle Karşıyaka’nın gelişimini anlatıyor. Osmanlı’nın son döneminden cumhuriyetin ilk yıllarına kadar ilçenin gelişimi ve geçirdiği değişimleri gösteriyor. Değişim esas etken olunca 40 ve 50’li yılların öğrencileri de ister istemez günümüzle kıyaslıyorlar yaşadıkları günleri.
Bir semte alışmak, kültürünü almak ve oralı olmak… Eskinin günlük yaşamından birçok öğe özleniyor günümüzde. Kullanılan gereçler zaman içinde işlevini yitirse de varlıkları yaşanmışlığı cisimleştirip taze tutuyor. Bir gaz lambası, tahta bir sandalye ya da bir el aleti... Tek başlarına eskimiş tekniği ifade edebilirler ancak geçmişten kalan bir karenin baş öğesi olunca o nesnenin dâhil olduğu bir an bizi geçmişe sürükleyebiliyor.
Yazarlar, dönemin kahramanlarını bize aktarırlarken önemli bir işlevi de yerine getiriyorlar aslında. Zira tarihin akışını değiştirebilmiş insanlar değildir bunlar. Ancak bir ulusun inşasında nefer olarak çalışmışlardır. Karınca harekâtının bir parçası olmuşlardır. Emeklerini inançla yoğurup mücadele etmişlerdir. Sorumluluk üstlenip halkın kaderine müdahale etmişlerdir. Bu açıdan da ‘İzmir’in İncisi’ çalışma erlerinin hayat hikâyesidir.

İZMİR’İN İNCİSİ
Zühal İzmirli, Yücel İzmirli
Kırmızı Kedi Yayınevi
2011, 208 sayfa, 15 TL.