Bir işçi önderinin yaşamı

'Süleyman Çelebi' kitabı, sürükleyici bir serüven gibi. Bu anlatıda direncin başarısını da duyumsayabiliyorsunuz
Haber: Çiğdem Sezer / Arşivi

İbrahim Dizman’ın kaleme aldığı ‘Süleyman Çelebi: Emeğe Adanmış Yaşam’, Çelebi’nin yaşamını her yönüyle okura sunuyor: Ailesi, işçiliği, sendikacılığı… Kitapla birlikte okur da Gürcistan’dan yola çıkıp, Ordu’ya, İstanbul’a, sendikalara, Taksim Meydanı’nda uzun bir yolculuğa çıkıyor. Göçmeliğin ağırlığı omuzlarında Ordu’nun küçük bir beldesinde gözlerini açan çocuğun -Süleyman Çelebi’nin yer yer hüzünlü, yer yer öfkeli ama hep direngen ve umut dolu- yolculuğunun da öyküsüdür bu. 19. yüzyılın ikinci yarısında Batum/Çürüksu’dan Anadolu’ya göç eden Gürcü kökenli ailelerden olan Çelabedze Mahmut Cemal Efendi ve Huriye Hanımın oğlu olarak Ordu/Çaka’da doğar Süleyman Çelebi ve 14 yaşına kadar bu köyde yaşar. İlk pantolona sekiz yaşındayken sahip olan Süleyman’ın yaşamı, ailenin İstanbul’a göç kararıyla değişecektir. Muhtar baba Mahmut Cemal Efendi yıllarca köyü ve devleti arasındaki bağın güçlenmesine emek vermiş ancak haksız nedenlerle bir süre hapis yatmak durumunda kalmıştır. Bu, çocuk Süleyman’ın ‘haksızlık, hapishane’ sözcükleriyle de tanışmasıdır bir anlamda. Bu haksızlığa tepki olarak baba, ailesiyle birlikte 1964’te İstanbul’a yerleşecek; büyük kente uyum güçlüğü, geçim sıkıntısı baş gösterecek; kardeşlerin her biri bir yerinde işçi olarak çalışmaya başlayacaktır. Süleyman da bir tekstil fabrikasında işe başlar; 14 yaşındadır ve masuracıdır. En vasıfsız bölümden adım attığı işçi dünyasında; yaşadığı ilk haksızlığa tepki koymak amacıyla gittiği sendika binasından geleceğin DİSK Başkanlığına uzanacak on yıllar vardır artık önünde. TEKSİF’in Eyüp şubesinde çocuk denecek yaşta sekreter olarak başlayan sendika yaşamı boyunca; haksızlığa tepki koymak, işçinin yanında olmak, emeğin karşılığının alınmasını sağlamak gibi temel ilkelerinden ödün vermeyecek bir yaşam çizgisidir onunki. 

Ölümler görecek...
Köydeki çalışmaları ayrı tutulursa, 14-25 yaşlarında başlar işçilik yaşamı, 18’inde sendika sekreteri, yirmisinde şube başkanıdır. Grevler, direnişler, ölümler, öldürümler görecek, işkence tezgâhlarından geçecek, ama içinde olduğu işçi sınıfına ihanet etmeden, ilkelerini unutmadan yürümeye devam edecektir. 15-16 Haziran olaylarında, çalıştığı fabrikada direnişi organize ederken henüz yirmisindedir ve çoğu kimse onun sendikacı olduğuna bile inanmamaktadır.1978’de Tekstil İşçileri Sendikası olarak Abdullah Baştürk’ü desteklemektedirler... 12 Eylülde tutuklananlar arasındadır. Gözaltına alındıktan 118 gün sonra yargı önüne çıkar, dava arkadaşlarıyla birlikte. 1984 Ağustosuna kadar ‘içeride’ kalır. 

Ülkenin yakın siyasi tarihi
Kitapta Süleyman Çelebi’nin bazı konuşmaları, mektupları da yer almış; gerek konuyu pekiştirmek, gerekse belge niteliğinde not düşmek anlamında yerinde bir tutum olduğunu düşünüyorum. Ve bir öneri: Çelebi’nin ülkenin yakın siyasi tarihine ayna tutabilecek olan konuşmaları başlı başına bir kitapta toplanabilir… Kuru bilgi aktarımından öteye gitmeyen ve bu nedenle de çoğu zaman okunabilirliğini yitiren biyografi kitaplarına nazire yaparcasına içtenlikli, akıcı bir anlatımla; neredeyse sürükleyici bir serüven tadıyla okunan kitabı kapattığınızda, ülkenin yakın siyasi tarihinde yaşanan hukuksuzluklara bir kez daha isyan ederken, direncin ve umudun başarısını da duyumsayabiliyorsunuz.

SÜLEYMAN ÇELEBİ
Emeğe Adanmış Yaşam
İbrahim Dizman
Heyamola Yayınları
2011, 336 sayfa, 20 TL.


    ETİKETLER:

    Anadolu

    ,

    DİSK

    ,

    Sendika

    ,

    Çocuk

    ,

    Yaşam

    ,

    göç

    ,

    hapis

    ,

    belge

    ,

    ,

    zaman

    ,

    Yargı

    ,

    dolu

    ,

    siyasi