Bir İstanbul var İstanbul'dan içeri

Hemşehriler, emlakçılar, muhtarlar, müteahhitler, uyuşturucu ve insan tacirleri, çokuluslu şirketler, büyük yatırımcılar, siyasetçiler, varsıllar...

‘Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu’ diye başlar ya Kafka’nın ‘Dönüşüm’ü; Türkiye kentlerinin, özellikle de İstanbul ’un üzerinde dolaşan kentsel dönüşüm hayaletini düşündükçe, aklıma düşer bu satırlar. Bir sabah İstanbul’un da zırh gibi sertleşmiş otoban ve tünellerinin üstünde yatarken uyanacağını, başını biraz kaldırdığında alışveriş merkezlerinin kubbeleri ile şişmiş yay biçimli karnını göreceğini ve tepelerindeki koruların nerdeyse kaybolduğunu, tutunabileceği hiçbir doğa parçasının kalmadığını fark edeceğini düşünürüm.
‘İstanbul’la Yüzleşme Denemeleri’ kitabına bu kafkaesk metaforumun güçleneceğine inanarak başladımsa da, kitabı bitirdiğimde İstanbul, özlenen eski bir dosttan ziyade daha yeni tanışılmış, hüzünlü ve yorgun ama hala devingen bir derbederi andırmaya başladı. Fakat sadece ben değilim tabii İstanbul’u nostaljik bir romantizm ya da oryantalist bir egzotizm penceresinden okuma eğiliminde olan. Jean-François Pérouse’un da kitabın başında belirttiği gibi İstanbul’a dair güncel çalışmalar ve düşünceler, bugünü reddederek, geçmişteki bir anı ya da hali idealize etme eğilimindeler. Korkarım İstanbul’un böcekleşmesine dair beklentim de bu hâkim İstanbul okumaları içinde rahatlıkla yer bulabilirdi.
Oysa Pérouse’un refakatinde İstanbul’la yüzleşmeye kalkışınca bizi bekleyen başka bir gerçeklik oluyor. Yazarın 1996-2010 yılları arasında farklı mecralarda yayımlanmış makalelerini Türkçeye kazandıran bu çalışmayla, titizlik ve sabırla hazırlanmış bir rehberli tura çıkıyoruz. Bu alternatif İstanbul gezisinde öncelikle mekânlar var. Kentin doğusuna, kuzeyine, merkezine yani her nevi fiziksel ya da toplumsal çeperine; güvensiz varoşlarla, güvenlikli sitelere; sitelerin duvarlarından, İstanbul’un surlarına; camikondulardan, sitekondulara; ömürlerin sonlandığı mezarlıklarından, hayallerin nefeslendiği göç kavşaklarına uzanan parkurda yoldaşlık ediyor Pérouse bize. 

Yok edici bir varoluş
Bu sadece mekânsal bir anlatı da değil, insanlarla dolu bir yol/yolcu, göç/göçmen manzumesi. Hemşehriler, emlakçılar, muhtarlar, müteahhitler, arsa spekülatörleri, uyuşturucu ve insan tacirleri, bu tacirlerin kurbanları, çokuluslu şirketler, büyük yatırımcılar, siyasetçiler, varsıllar, varsıllaşmaya ve hayatta kalmaya çalışanlar, göçmenler, göçenler ve göçmeye çalışanlar… Bir kavgamızın kentinin insan manzaraları olarak arz-ı âdem ediyorlar, Pérouse’un satırlarında. Şehir bir anda bir yapılı çevreden, yapılan ve yapan, dönüşen ve dönüştüren çevreye; mücadelenin ve direnişin öznesine dönüşüyor. Merkezden çeperlere, dışarıdan içeriye, yerelden küresele, en azap verici yoksulluktan, en mide bulandırıcı zenginliğe uzanan daimi bir hareketin hızına yetişemiyorsunuz. İstanbul üretici bir yok oluşla, yok edici bir varoluş arasında salınıyor.
Tüm bu başdöndürücü mekânsal ve beşeri hareketin ortasında en uzak olguların arasındaki paralellikler beliriyor. Farklı çeperlere sığınan yoksulluk ile zenginliğin ortaklıkları şaşkına uğratıyor. Bir anda hemşehri dernekleri ile golf kulüpleri; gecekondularla, kapılı/kapalı siteler; zorunlu göçün mağdurları ile Afrikalı transit göçmenlerin aslında ne kadar benzeştiğini görüyoruz. Ve tüm bu tanıklık sadece fiziksel tasvirlerle, sözde nesnel sayılarla ya da teorik çıkarsamalarla yapılmıyor. Kâh bir mezartaşı okuyoruz, kah bir otobüs firması güzergahı ya da esnaf tabelası, reklam kupürlerinin alt metinlerini ayırt ediyoruz, bol bol insan tanıyoruz kendi yaşanmışlıklarını paylaşan, emlakçılara konuk oluyoruz ya da hemşehri derneklerine. Festus Okey’i de hatırlıyoruz, simitçi Bayram’ı da…
Ve kitap bittiğinde anlıyoruz ki, Jean-François ne kadar anlamışsa yaşadığı şehri, biz o kadar Fransız kalmışız İstanbul’a...

İSTANBUL’LA YÜZLEŞME DENEMELERİ
Jean-François Pérouse
Çeviren: İlknur Kurşunlugil Tuncer, Yasemin Yıldız, Selim Sezer, Işıl Nart
İletişim Yayınları
2011, 394 sayfa,
24.8 TL.