Bir kitap gördüm; yolcuydu...

Özcan Yurdalan yolda olmaya dair yazılarını bir araya getirdi: 'Bir Seyyahın Kaybolma Kılavuzu.' Deneme üslubundaki yazılarda felsefi bakış açısı hakim
Haber: AYNUR ULUÇ / Arşivi

Yol, sözcüğü çok özel bir keşif aralığıdır benim için. Hayatı oradan da anlamlandırır, oradan da okumaya çalışırım. Anahtarımdır başıma gelenleri çözmekte. Gözlerimi içine alan paranteze denk düşenleri içime aktarmakta anahtarımdır. İçimi dışıma taşırken uğradığım kavşaklar, atladığım eşikler hep ‘yol’ sözcüğü üzerinden kurularak kendimi kendime ifade ederken hayat bulur. Bu halimden söz ettiğim bir gün, dünyayı hayal ve hayat bilgisi üzerinden okuyan bir arkadaşım bana Özcan Yurdalan’ın ismini vermiş, yolu merak edenlerin onun kitaplarını mutlaka okumaları gerektiğini söylemişti. Yolumu kesmeliydi bu ismin dünyaya akıttıkları. Zihnimin çekmecelerine ismini nakşettimse de hayat, tüm keşmekeşiyle sürüyordu. Özcan Yurdalan ismi zamanla hafızamda bulanıklaştı. Ama günün birinde gazete okurken birden bir yazı yolumu kesti. “Bir yolcu gördüm,” diye başlıyordu. Yolcunun halini öyle özel bir aralıktan anlatıyordu ki; yol neredeydi, yolcu kimdi, yazan kimdi, bilemiyordum. Bildiğim, kalbimin çok hızlı çarpmaya başlamasıydı. İçim karmakarışıktı; neden sular seller gibi ağladığımı anlayamıyordum. Biraz durulunca yabancılaştığım yazıya yeniden baktım. Beni bu denli içten içe çarpacak bir yazı gibi görünmüyordu aklımla yaklaştığımda. Ama kendimi ona teslim ederek yeniden okumaya başladığımda etkisini yeniden hissediyordum. Bir ara gözüm yazarın ismine kayıverdi. Ve aniden, zihin çekmecelerimde silikleşmiş isimle eşleşti. Şaşkınlığım geçince içimi dingin bir sevinç duygusu kapladı. O günden sonra bir daha unutmadığım Özcan Yurdalan yazılarının takipçisi oldum. 

Zamanın rendesi var
Yazılarını okudukça kimbilir belki de bizim için Hansel ve Gratel’deki gibi bir fasulye bırakıyordur yola, diye düşünüyordum. Zamanın rendesiyle kaçınılmaz olarak hafızamda harfleri silinip, öyküleri bulanıklaşacaktı elbet. İşte o zaman bu yazılardan içimde kalacak olan tortuyu düşündüğümde anlıyordum ki; yerden özenle alınıp cepte saklanacak bir fasulye değil, tadına vara vara uzun solukta yenilecek bir fasulyeydi bu. Tarihsel işlevi onu bulduğumuz ve kendi metabolizmamıza kattığımız andı. Evet fasulyeydi ama bedende ve ruhta sindirilecek rehberdi de. Fiziksel şekli ancak onu elimize alana kadardı. Şekil değiştirecekti avucumuzda tutarken. Gözlerimiz açık sayfalarda iz sürerken, iç gözlerimiz kapalı fasulye rehberliğinde belki gökyüzüne uzanıp o korkunç dev’i öpecektik buluttan inince. Yolcuları gördüğünü söyleyen kişinin kim olduğu belirsizleşecekti artık ve bir ses, sürekli binbir halde ve binbir yerde ‘gördüğü yolcu’nun peşine takılırken, o yolcuların söylediklerine bildiği her şeyi sıfırlayıp öyle kulak verirken, belki avucumuzda büyüyen bu fasulye yol boyunca saracaktı bizi. Gizli bir heybe gibi taşıyacaktık onu belimizde. 

Rastlaşma ihtimali
Şu sıra aklım “Bir yolcu gördüm,” cümlesiyle başlayan yazılarda. O yazıların bir kitap olup elime de değeceği anı bekliyordum uzun süredir. Nihayet ‘Bir Seyyahın Kaybolma Kılavuzu’ adı altında bir araya geldi. Aklımda sarmallarla sayfaları tersine çevirerek okuyorum kitabı. Her seferinde anlattığı yolcu bir başka kişi olarak karşımıza çıkmasına rağmen yoksa bu yolcu kendisi mi sorusunu bu kadar hoş şekillerde sordurması, ilgimi çekiyor…Bu durum, “Her yolcuda biraz kendimiz, kendimizde biraz her yolcu mu var?” noktasında sorgulayıcı özel bir lezzet katıyor yazılara. Bazı yazılarda ayrıntıya fazla kaçmış olması, odağa kilitlenirken dikkatimi kısa bir süreliğine dağıtabiliyor ama bunu önemsemiyorum. Çünkü yola dair durumların farklı penceresine vardığımda kenarda kalan tüm ayrıntılar içimde silikleşiyor. Diyelim, yolculardan birisi farkına varmakla ilgili bir yolculuk yapıyor, farkına varmanın korkunç çaresizliğini taşıyor. Ben de farkına vara vara mutlu, farkına vara vara mutsuz oluyorum okudukça. Ben kitap üzerine yazarak, okurlar bu yazıyı ve kitabı okuyarak kendilerince yolculuğa başlayacak… Aynı kitap üzerinden birbirinden habersiz bir yolculuk bu. Belki de kitabın bir yerinde veya kitapta anlatılan bir şehirde buluşma, rastlaşma ihtimalini içeren bir okuma…

BİR SEYYAHIN KAYBOLMA KILAVUZU
Yolcular İçin El Aynası 1
Özcan Yurdalan
Agora Kitaplığı
2010, 214 sayfa
15 TL.


    ETİKETLER:

    haber

    ,

    hayat

    ,

    kitap