Bir palyaço kadar özgür

Bir palyaço kadar özgür
Bir palyaço kadar özgür
Bir hobo için önemli olan nereye gittiği değil yolda olmaktır. Hatta kendi deyimiyle hobo tacını aldığında sırtını sıvazlayacak bir demiryolu azizi olmadığı için kendi kutlamasını bile kendisi yapar
Haber: MERVE DARENDE / Arşivi

Bir hobo çalışır ve dolanır,
bir avare hayal eder ve dolanır
ve bir aylak içer ve dolanır.”
Ben L. Reitman


Jack Kerouac’ın ‘Yolda’sı ile Eddy Joe Cotton’ın ‘Hobo’sunu ayıran şey tam da bir aylak ile hobo arasındaki farktır. Hobo yük vagonlarında geçen bir yol kitabıdır. Ama Amerika ’yı bir uçtan diğer uca kat edip edebi birşeyler patlatma hevesinde olmanın ötesinde, yük vagonlarının içinde adeta yalnızlıkta bir din bulmuşçasına kendi arayışlarının izinde giden insanların hikâyesidir. Ve aslında kimine kıyak kimineyse serserice gelecek bir hayattır bu. Hatta “Bazı adamlar der ki, eğer Chicago’nun batısındaysan ve birine hobo dersen, bu bir hakarettir; ve eğer Chicago’nun doğusundaysan ve birine hobo dersen, bu bir iltifattır.” Nitekim alacağınız ceza tren hattına ve kasabaya göre değişir. Ama biz bunu tabi ki iltifat olarak alıyoruz.
Hobo, hayatta izlenecek tek yolun tren rayları olduğunu düşünen kişidir. Kimi zaman çalışmak için yollarda olmaz, yollarda olmak için çalışır. Böylelikle ne sadece göçebe bir işçi ne de bir avare olmakla sınırlandırılabilir. Hobo’nun hayatı bir meydan okumadır. Kendi kanunları ve işaret diliyle hayata iz bırakır. Bir hobonun düşünmesi gereken tek şey hayatta kalmaktır. Hiçbir şeyi kalmasa bile, sahip olduğu en önemli şey özgür ve güçlü hissetmektir. Hareket halindeyken ne pejmürde ve bitik halini, ne de kırık dökük hayallerini düşünmek zorunda kalır. Zira o sert rüzgâr vagonun açık kapısından saçlarını savurdukça, hepsi geride kalıp gittikçe küçülmeye yüz tutar. Bundan sonra düşünmesi gereken tek şey, artık kendisini nasıl sıcak tutacağı ve midesini nasıl hoşnut edebileceğidir.
Eddy Joe Cocker yürümeyi bırakıp parmağını dikene kadar muhtemelen önündeki bir ayı yollarda geçireceğini ve tüm bunları düşünmesi gerekeceğini kendisi de bilmiyordu. Ama bu onun hikâyesi olacaktı. Cebindeki fiyakalı kartpostalın peşinden -beyaz kumdan sahiller, palmiyeler, plaj kabinleri, ve iri gözlü senyoritalar- Meksika’ya gitmekti hayali.
Ama tüm Amerika ayaklarının altında yol boyunca giderken -kargo trenleri, mısır koçanları, soğan çorbaları, acılı konserveler, yarım kalmış sigara izmaritleri, Kaliforniya battaniyesi ve beyaz çizgi ateşi- aslında yolculuğunun palmiyeler, ucuz bira ve senyoritalarla bir ilgisi olmadığının, sadece bir Meksika rüyasına ihtiyacı olduğunun farkına varır. Önemli olan nereye gittiği değil yine ve her zamanki gibi sadece yolda olmaktır. O, kendi kimliğini yollarda bulur ve hatta kendi deyimiyle hobo tacını aldığında sırtını sıvazlayacak bir demiryolu azizi olmadığı için kendi kutlamasını bile kendisi yapar. 

Tüm insanların hikâyesi
Evet, bu içinde hoboların, avarelerin, sokak dövüşçülerinin, üçkağıtçıların, beş paralık pezevenklerin ve boğaların olduğu bir dünyadır. Ama bu yalnızca Denver’dan Las Vegas’a kadar Amerika’nın bilumum trenlerini fetheden on yedi yaşındaki bir gencin hikâyesi değil, aynı zamanda Alabama, Solomon Paul Hobbes, Çalı Fasulyesi, Yukon Sam, Billie the Kid, Kısaduruş, Yarım-Adım, Sisli, Jefferson ve Misty’nin de hikâyesidir. Yolların yüzlerine kazındığı, sefaletin ve ıstırabın, buruk ve hüzünlü gülümsemelerin damgasını vurduğu, diğerlerinin tercih etmediği yolu izleyen tüm insanların hikâyesidir.
Ve bu hikâye tıpkı gerçek bir hobonun hayat anlayışı kadar saf ve basit bir şekilde anlatılmıştır. Etkileyici kelimelere, uydurma karakterlere ve karmaşık bir olay örgüsüne ihtiyaç duyulmaksızın, her şey olabildiğince yalındır ki kitabı gerçek bir hobo kitabı yapan da budur zaten. Bunun ötesinde bir şey yoktur ve bu haliyle insanın içinden gelen ve onu daha az tercih edilen yola doğru iten bir çağrı gibidir. Bu bir seçimdir ve hobo seçimini yapmıştır; şimdi yağmurda bir palyaço kadar özgürdür. “Ve unutmayın treninizde en azından bir hobo olması iyi şans sayılır. Eski makinistler bunu bilir.”

Hobo: Bİr Serserİnİn Yol Notları
Eddy Joe Cotton
Çeviri: Bilge Su Şişman
Altıkırkbeş Yayınları
2011, 368 sayfa, 19.5 TL.