Bir yaşlılık gösterisi

Bir yaşlılık gösterisi
Bir yaşlılık gösterisi
'Siyam', yaşlı bir çiftin yıllar ilerledikçe çok farklı bir boyuta taşınan evliliklerini ve tek bedende birleşen ikili yaşamlarını trajikomik bir şekilde anlatıyor
Haber: NURDURAN DUMAN / Arşivi

Bedenleriyle biribirlerine yapışık olmasalar da trajik ve bazen trajikomik yaşamlarıyla –umutsuzca- yapışık olan evli bir çift söz konusu bu romanda. Norveçli Stig Saeterbakken günümüzün oldukça ilginç Avrupalı yazarlarından. Zaten romanın daha ilk sayfalarında gezinmeye başlayan okur bunu hemen fark edecektir. 2008 yılında Yahudi soykırımı redçisi olarak bilinen yazar David Irving’i, yöneticiliğini yaptığı edebiyat festivaline konuşmacı olarak davet etmesine karşı çıkılması sonucu gürültüyle istifa eden yazar en kışkırtıcı yazarlardan da biri. Romanında da kışkırtmayı, kurcalamayı, sorular sor(dur)mayı, hem sorularla hem de aranan yanıtlarla rahatsız etmeyi, okuru zorlamayı, dolayısıyla zor’u seviyor.
Saeterbakken, romanında bir denklem kuruyor diyelim. Romanın karakterleri, mekânı ve aslında hiç de hızlı ilerlemeyen roman zamanını denklemin zorluğunu artıran katsıyalar olarak görebiliriz. Ama öncelikle seçilen konunun ve anlatım biçiminin, insanın, yüzünü geçin, tüm bünyesine, ruh-beden dengesine inen bir tokat etkisi yarattığını belirtmek gerek. ‘Yaşlılık ve Ölüm’. Daha doğrusu ‘yaşlılıktan ölmek’.
Yazar, kitabın iki anlatıcısından biri olan Edwin ile okuru bu korkusuyla yüzleştiriyor. Edwin bu süreci anlatırken sözünde çekicesiz biri. Olan, durum neyse onu söylüyor ve bir roman kahramanı olarak, acıma, iğrenme, öfke gibi duygularınızı kabartıp üzerine çekmekten çekinmiyor. Daha önce huzurevi yöneticisi olarak pek çok ölümü bekleyen insan görmüş, tanımış, hatta onlar için pek de iyi şeyler hissetmemiş olan Edwin şimdi kendi sırasını beklemekte. Ama yönettiği huzurevi sakinleri gibi değil onun bekleyişi. Karısı Erna ile yaşadığı
-yaşamak denirse onlarınkine- apartman dairelerinin banyosunu kendine dünya bellemiş: “Burası benim dünyam. Burada, benim sözüm yasadır. Bu odayı avucumun içi gibi biliyorum. Sanki aklımda odanın bir haritası var ve ben onun bütün seslerini içtenlikle biliyorum, hatta en küçük hareketi bile duyarım... Tatlım küvetin tıpasını çektiğinde duyulan boşluktan gelen şu ses… Ve Tatlım rahatlamak için tuvalette kıvrandığında sanki yerin altından geliyormuş gibi derinden gelen şu su çağıltısı…” Edwin, genç yaşında teşhis edilen yarı körlüğü artık tam olmuş gözleri, kötürümlüğü, tutamadığı idrarı, bedeninin çürümeye başladığı yerlerde ikâmet eden kurtçuklarıyla orada öylece oturmakta. Bir sandalyede. Karanlıkta. Tek eylemi sakız çiğnemek ve aromaları bittiğinde ya da çürüdüklerinde sakızları banyonun zeminine tükürmek. 

Deneysel bir roman
Ayrıca bir evlilik hikâyesi de olan ‘Siyam’ın iki ana karakterinden ve sıralı birinci tekil şahıs anlatıcılarından diğeri olan Erna ise işitmemeye başlayan kulakları dışında, sağlığı Edwin’le kıyaslandığında iyi olan biri. Ona canı sıkıldıkça küfreden, kötü davrandıkça iyi hisseden ama asla tatlım demekten vazgeçmeyen Edwin’e, iyi günde kötü günde yeminine sadık kalırcasına bakan Erna’nın şefkati hem Edwin’i hem kendini iyi tutuyor olabilir ama bu bağlılıkta marazi bir durum var. Edwin olmadığı zaman Erna’nın kendi hayatıyla ne yapacağını bilemeyeceği kadar marazi. Aslında Edwin’in olduğu yaşamının şu haliyle de ne yapacağını biliyor değil Erna. Çok yalnız. Bu yalnızlığı gidermek için banyo ampülünü değiştirmek üzere eve gelen apartman görevlisine odalardan birinde pansiyoner olarak kalmasını teklif edecek denli. Edwin’in hoşuna gitmeyen bu gelişme aslında, zamanı pek ilerlemiyor gibi görünen romanın çatışması da.
Yazar, okura dur durak vermeyen, aralıksız bir hastalık, yaşlılık ve zavallılık gösterisi sunmak istemiş gibi. Metnin insana fazla gelen gerçekçiliği ve bazen mide bulandırıcılığı bu akıcı dil ve bazen ironik, bazen gerçekten komik ve sahici anlatımıyla birleşince meraklı ve hızlı bir okuma yolculuğu bekliyor oluyor okuru. Evlilik meselesinin sorunlarını, iyi-kötü, güzel-çirkin, dramatik-komik taraflarını da unutmayalım. Yaşlı çiftin arasındaki çekişme sempati bile uyandırıyor. ‘Siyam’, okur için kendi kişisel dünyası dahil pek çok açıdan ilginç bir okuma serüveni. Deneysel roman türüne iyi bir örnek olması da cabası.

SİYAM
Stig Saeterbakken
Çeviren: Barış Yıldırım
Pegasus Yayınları
2011
216 sayfa, 13 TL.


    ETİKETLER:

    Dünya

    ,

    Edebiyat

    ,

    Komik

    ,

    Pegasus

    ,

    ruh

    ,

    yazar

    ,

    bakan

    ,

    zaman

    ,

    genç

    ,

    istifa

    ,

    Karşı

    ,

    Yahudi