scorecardresearch.com

Bir köşe yazarı olarak Elif Şafak

Bir köşe yazarı olarak Elif Şafak
11/12/2010 02:00
'Firarperest'te aşk, intihar, dostluk ve yazma işinin yanı sıra ağırlıklı olarak kadına dair metinler var. Elif Şafak'ın artık vazgeçilmezi tasavvuf, sufizm de yazıların temalarından elbette

Elif Şafak, yeni kitabı ‘Firarperest’te romanlarının aksine, yola değil, kenardaki taşlara odaklanmış. Gazete yazılarını toplamış ve hayranları için arşivlik bir çalışma yapmış. ‘Firarperest’in edebi niteliği romanlarına göre zayıf ama günlük meseleleri ele alması açısından da oldukça zengin... Şu günlerde Londra’da olmasının da verdiği uzaklıkla kendini hatırlatmış ve kitabın kapağında da olsa okuruyla İstiklal Caddesi’nde buluşmuş. İçinden tramvaylar geçmiş adeta bu yazıları yazarken ve bu ruh hali, kitabın kapağına da yansımış. Aslında bir yönüyle gazetenin tabiatına meydan okuyor ‘Firarperest’. Gazete yazılarının takvim tutmazlığını, uçuculuğunu bir hırkayı çıkarır gibi çıkarıyor ve gazete yazılarından da bir kitap ortaya çıkarılabileceğini ortaya koyuyor. Bir gazetede yazmayı kabul etmek aynı zamanda bu hali de kabul etmektir aynı zamanda. Oysa köşe yazarlarının tek bir yazar ismi, tek bir kaynak kitap ismi vermeden geçirdiği yıllar ve onlarca köşe yazısının karşısında, Elif Şafak’ın yazıları birer kaynak niteliğinde. Bilmeyenler, sırf bu yazıları okuyarak ‘dehr’in ne demek olduğunu ya da Sadi, Susan Sontag ve Marcel Proust’u bir araya getirdiğinizde ortaya nasıl fikirler çıkacağını öğrenebiliyor. 

Öteki kadını ne yapacağız?
‘Firarperest’ derlemesinde aşk , intihar, dostluk, yazma işinin yanı sıra ağırlıklı olarak kadına dair metinler var. Herkesin anlayabileceği türden, yalın anlatımları, sıcak bir dille ele almak var. Yine de sadece bu kitap okunsa, belki Elif Şafak’ın edebiyatına dair derin şüpheler oluşurdu. Neyse ki ‘Bit Palas’, ‘Baba ve Piç’ ve diğer kitapları var. Dedim ya, gazete yazıları bunlar. Günlük, kolay üretilir ve kolay anlaşılır. Aldatmak ve aldatılmak var mesela şu cümlelerle: “Öteki kadın? Peki ya onu ne yapacağız? Soru önemli. Soru aslında hepimizin hayatında yer etmiş, içimize sinmiş. Bir kadının evliliği aksıyorsa, bir şeyler fena halde tökezlemeye başlamışsa, üçüncü bir insan değildir bundan sorumlu olan. ‘Bir başka kadın’ varsa şayet, sadece bir sonuçtur, sebep değil.”
Bu konular dışında Elif Şafak’ın artık vazgeçilmezi tasavvuf, sufizm de ‘Firarperest’teki yazıların temalarından elbette. Güzel kavramlardan, hep iyiyi, doğruyu anlatan konulardan bahsetmesinin yanı sıra yazma işini sık sık güzelleyerek okurlarını yazmaya özendirmesini takdir ediyorum.
Önemli bir detay olarak, ortalama iki kitap sayfası tutan metinlerin, basın bülteninin hiçbir yerinde yazmasa da aslında Habertürk gazetesinde yayımlanmış köşeyazılarından oluştuğunu da hatırlatayım. İçinde M.K. Perker’in ‘içli’ ama çok içli, hatta nefes alıp veren zarif çizgileri metinlere eşlik ediyor, tıpkı Elif Şafak’ın gazetedeki sayfasında olduğu gibi. Perker’in çizimleri elbette gazetede daha hoş duruyor çünkü onun çizgileri büyüdükçe nefes alıp verişleri daha iyi duyuluyor. 

Nicedir bir hayaleti kıskanırım
Kapak fotoğrafını Mehmet Turgut çekmiş. Elif Şafak, İstiklal Caddesi’nin ortasındaymış gibi bir fotoğraf uygulaması yapılmış. Elfi Şafak öyle bir ortalamış ki yolu, “içinden tramvaylar geçen yazar” diyesi geliyor insanın. Sayfaları çevirdikçe ele aldığı konularda kendini tekrara düştüğünü görüyorum ama sonuçta bir yazar olarak algısının bazı konular üzerine yoğunlaşmasını da normal buluyorum. Dediğim gibi alıştığımız köşeyazarlarının aksine her metnin içine güzelce yedirilmiş bilgiler mevcut. Her kadının kocasının hayran olduğu insanlara karşı biraz önyargılı olabileceğini şöyle anlatıyor: “Nicedir bir hayaleti kıskanırım. Sesini enerjisini, derinliğini... / Bahsettiğim şarkıcı Nina Simone. Hayatını okudukça hem ona hayran hem gıcık oluyorsunuz, ikisi de aynı anda. Öyle bir kadın düşünün ki 1950’lerde, 1960’larda fırtına gibi esmiş müzik dünyasında. Irkçılığın ve ataerkilliğin en yoğun olduğu yerlerde başını dik tutmuş, yürüyüp gitmiş.../ Muhalif biri. 1967’de Detroit şehrinde siyahlar isyan ettiğinde 43 kişinin ölümü ve ciddi maddi hasarla sonuçlanan bir ayaklanma yaşandığında bunu ilk destekleyen sanatçılardan biri oluyor...” 

Kız Kardeşlik Ölçüm ve Kıyaslama Aygıtı
İşte ‘Firarperest’ bu yönüyle iç rahatlatıyor. Kütüphanenize koyduğunuz sadece sevdiğiniz yazarın bir köşe yazıları derlemesi değil aynı zamanda bir şeyler öğrenebileceğiniz bir mini kaynak. Mesela, zamane kadının en büyük probleminin zamansızlık olduğundan şikâyet ediyor, eğlenceli çözüm önerileri bile var bunun için, mesela kendinden altı adet klonlamak gibi. Bir de kadınların birbirinin başarısını dilegetirmeyi sevmediğini söylüyor. Burada bir ekleme yapmak istiyorum, kadınlar ‘yaşayan’ hemcinslerini övmeyi sevmezler. Ama ölmüş hemcinslerinden birer kahraman yaratırlar. Hatta Şafak, kadınlar arasındaki bu çekişme için kendince bir test bile bulmuş, KÖKA (Kız Kardeşlik Ölçüm ve Kıyaslama Aygıtı). Ama şunu da söylemem gerekir ki, gazete yazılarından anlaşıldığı üzere kendisi de bu kız kardeşlik sınavının hakkını tam olarak verememiş. Kadınlar arasındaki dayanışmanın çoğu zaman lafta kaldığı konusunda kendisine yüzde yüz katılıyorum. Genel olarak, diğer metinlerde de günlük yaşamda, işte, evde, parkta otururken aklınıza takılabilecek meseleleri, bilgi vererek, kendi bakış açısı ile anlatıyor.
Öyle ya da böyle Elif Şafak, adını son yirmi yılda dünyaya duyurmuş, bu topraklarda yetişmiş tek Türk kadın edebiyatçı olma unvanını koruyor. Şu anda Londra’da, annesinin kullandığı karavanla gezerek yeni bir roman üzerinde çalışıyor. Yol kenarında neler olabileceğini iyi biliyor ve belki de şimdi yalnızca yola odaklanmış. ‘Firarperest’ de bu yolun sonundan çıkacak kitaptan önce Elif Şafak hayranları için arşivlik bir çalışma...

FİRARPEREST
Elif Şafak
Doğan Kitap
2010
236 sayfa
14 TL.

http://www.radikal.com.tr/103230510323050

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.