Bitkilerin mahrem tarihi

Bitkilerin mahrem tarihi
Bitkilerin mahrem tarihi
İşte 'bitkilerin arkeolojisi', tarihi ve kültürel hayatta oynadıkları rol...
Haber: HEVAL BOZBAY / Arşivi

Son –diyelim ki- 30 yıl, büyük anlatıların, büyük tarihlerin gerilediği; bunun yerini küçük aidiyetlerin/kimliklerin, dolayısıyla küçük tarihlerin doldurduğu bir dönem oldu. Kralların, imparatorların, siyasetin ya da savaşların yerine, gündelik yaşamdaki sıradan, küçük olayların, insanların ve şeylerin tarihi daha fazla ilgi çeker ve araştırılır hale geldi.
Günümüz tarihçiliğinde genel bir eğilim olan bu mikro-tarihçiliğin isim babası, 1970’lerdeki Microstoria (Mikro-tarih) akımıyla, bir grup İtalyan tarihçi oldu. Bu tarih anlayışının temel amaçlarından biri -temsilcilerinin ifadesiyle- “tarihi, öteki yöntemlerle dışarıda bırakılmış olan kişilere açmak” ve “yaşamın büyük bölümünün gerçekleştiği küçük gruplar düzeyinde tarihsel nedenselliği aydınlatmaktır.” Yaklaşık aynı dönemde Almanya’dan bir grup tarihçi de Alltagsgeschichte (Gündelik Yaşamın Tarihi) ismiyle, benzer görüşleri savunuyordu. Gündelik yaşamı, kültürü ve sıradan kişileri ele alan mikro-tarihçi anlayış, haliyle antropoloji ve kültür tarihçiliğiyle de yakın temas halinde oldu.
Türkçede de gündelik yaşamın tarihine eğilen, popüler kitaplar yayımlandı. Örneğin Salâh Birsel’in, ilki ‘Kahveler Kitabı’ (1976) olan Salâh Bey Tarihi serisi, bu mikro-tarihçi anlayışın bir ürünü olarak görülebilir. Salâh Birsel, İtalya ve Almanya’daki mikro-tarihçi teorilerden haberdar mıydı, doğrusu bilmiyorum. Yine Salâh Birsel’i “ustam” diye anan Sunay Akın’ın kitaplarının neredeyse tümü, bu türden bir tarihçiliğin örneği sayılabilir. Hulki Aktunç’un ‘Erotologya’sı, Murat Belge’nin ‘Tarih Boyunca Yemek Kültürü’, Kudret Emiroğlu’nun ‘Gündelik Hayatımızın Tarihi’ kitapları da yine ana akım tarihçilikten ayrılan araştırmalar olarak değerlendirilebilir. Hiçbiri “okul”dan tarihçi olmayan bu isimlerin “okul”da nasıl karşılandıklarından pek haberim yok, fakat az çok tahmin edebiliyorum. 

Bitkilerin arkeolojisi
Dokuz Eylül Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde öğretim üyesi olan Ahmet Uhri’nin ‘Boğaz Derdi: Arkeolojik, Arkeobotanik, Tarihsel ve Etimolojik Veriler Işığında Tarım ve Beslenmenin Kültür Tarihi’ kitabı da bu özetlemeye çalıştığım mikro-tarihçi bakış açısıyla yapılmış bir araştırmanın ürünü. Uhri “Giriş” bölümünde, insanın varoluş serüveninde yeme-içmenin çok önemli bir yer tuttuğunu, ancak arkeolojinin ve tarih biliminin, yeme-içme etrafında oluşmuş kültürün tarihini görmezden geldiğini belirterek, aslında mikro-tarihçi anlayışın temel eleştirilerini ifade ediyor.
Uhri kitabında -son yılların moda tabiriyle- “bitkilerin arkeolojisi”ni yapmış. Sofralarımızda sıklıkla yer alan 100’e yakın meyve, sebze ve otu 25 başlık altında sınıflandırarak, onların ilk defa nerede tarıma alındığını, tarihi süreç içerisindeki seyrini, isimlerinin kökenini (etimolojilerini) ve kültürel hayatta oynadıkları rolü araştırmış. Bunu yaparken de arkeolojik araştırmalardan, tarihten ve etimolojiden faydalanmış. Uhri atasözleri ve deyimlerden, edebiyattan, sinemadan, felsefeden, mitolojiden (mitoloji deyince akla ilk gelen Yunan mitolojisinden değil sadece, Sümer, Hint, Çin, Türk, Maya, Aztek vb birçok mitolojiden) örnekler vererek hem konusunu hem de anlatımını olabildiğince zenginleştiriyor. Bu nedenle mesela çavdarın kültürdeki yerinden söz edilirken, Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabından ve yazarı J. D. Salinger’den; haşhaş’tan söz edilirken, 1970’lerde ABD ile Türkiye arasındaki, haşhaş ekiminden kaynaklanan “Haşhaş Krizi”nden; elmanın tarihinden söz ederken Turancı ideolojideki “Kızıl Elma” anlayışından; kabaktan söz ederken de Kül Kedisi Sinderella’dan mecburen söz ediliyor.
Yeme-içme tarihinden bahsedilen bir kitapta yemek tarifi de illa ki vardır. Uhri de Osmanlı, Hitit, Roma gibi uygarlıkların ilginç yemeklerinden tarifler veriyor zaman zaman. Hitit mutfağıyla ilgili daha detaylı bilgi arayanlar ise Ahmet Uhri’nin de aralarında olduğu bir ekip tarafından yazılan ‘Deneysel Bir Arkeoloji Çalışması Olarak Hitit Mutfağı’ kitabına başvurabilirler.

BOĞAZ DERDİ
Arkeolojik, Arkeobotanik, Tarihsel ve Etimolojik Veriler Işığında Tarım ve Beslenmenin Kültür Tarihi
Ahmet Uhri
Ege Yayınları
2011, 446 sayfa, 30 TL.