Bond, Bourne, bir de Sherlock Holmes

Bond, Bourne, bir de Sherlock Holmes
Bond, Bourne, bir de Sherlock Holmes
Yazarlar öldü ama kahramanlar yaşıyor. Yeni Bond kitabı ve yeni Bourne kitabı okuyucularla buluştu. Sırada Sherlock Holmes var
Haber: Zeynep Heyzen Ateş - heyzen@mail.org / Arşivi

‘Carte Blanche’ (Açık Çek), Ian Fleming’in 1964’teki ölümünden bu yana yayımlanan 25. Bond kitabı. Satışlar düştüğünden olsa gerek –ne de olsa Bond özünde soğuk savaş dönemine ait bir karakter- yeni Bond romanını yazması için tutulan Jefferey Deaver’dan Bond’u ‘baştan yaratması’ istenmiş, o da meşhur casusu Afganistan gazilerinden biri olarak yeniden tasarlamış. Böylece yeni Bond figürünün yeni dünya düzenine uyması hedeflenmiş. (Yeni Bond’un eskisi kadar romantik olmadığı da dedikodular arasında.) Mesele sadece Bond’u çağa uydurmak değil. Hollywood, Sebastian Faulks tarafından yazılan Bond romanlarını eski moda bulduğu için görmezden gelmeyi tercih etmişti, yeni Bond’un stüdyonun da ilgisini çekeceği umuluyor. (Yazar da ‘göze hitap eden bir kitap yazdım’ diye açıklama yapmış zaten.)
Bourne’un Hakimiyet’i ise hafıza kaybıyla tanıdığımız katil Jason Bourne’un son macerası, Robert Ludlum’un 2001’deki ölümünden sonra yazılan 6. Bourne kitabı. (Ama Matt Damon, Bourne’u oynamaya devam ederse her halde en az 10 Bourne kitabı daha görürüz…) Yeni Bourne kitaplarının, bazıları oldukça kötü olan yeni Bond kitaplarına nazaran şöyle bir avantajı var: Hepsi aynı kalemden çıkma, (Eric Van Lustbader) yani neyle karşılaşacağınızı az çok biliyorsunuz. Ayrıca Lustbader bence zaten fena bir yazar olmadığı ispatlamış bir isim.
Yeni Bond kitabının, son Bond romanı ‘Afyon Çiçeği’nden fazla satması bekleniyor (gerçi rakamlara bakılırsa ‘Afyon Çiçeği’, 2008’de Penguin’in en çok satan kitaplarından biriymiş) ama Lustbader sayesinde Bourne serisinin satışları 80 milyona ulaştığından Bond romanlarının satışını Bourne’larla kıyaslamak mümkün değil.
Yayınevlerinin her iki kitabı aynı anda basma kararına gelince: Independent’a göre yayıncılar Bond almaya giden okuyucunun Bourne kitabını veya Bourne’u almaya gidenin Bond’u da alacağını düşünüyor. Seriyi devam ettirmenin ayrıca şöyle bir avantajı var –her yeni kitap eskileri de sattırdığından kitapların raf ömrü neredeyse hiç geçmiyor.
Yazarı öldüğü halde maceralarına devam eden bir diğer kahraman Arthur Conan Doyle’un Sherlock Holmes’ü. İlk yeni Holmes kitabı eylülde gelecek. Yazarının Anthony Horowitz olacağı dışında fazla bir şey bilinmiyor. BBC’nin çektiği yeni Holmes’lerin ne kadar yaptığı düşünülürse Holmes’ün de bundan sonra kolay kolay yeniden ölebileceğini sanmıyorum. (Belki de BBC’deki dizi yüzündendir ama yeni Holmes’ten çok umutlu olanlardanım.) Hep birlikte göreceğiz.

Ödüller, ödüller
Yazla beraber edebiyat ödülleri de sahiplerini bulmaya başladı. Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi’nin de adaylar arasında yer aldığı Independent Ödülü, Kızıl Nisan kitabıyla Perulu yazar Santiago Roncagliolo’nun oldu. Barselona’da yaşayan 36 yaşındaki yazar, bugüne kadar ödülü kazanan en genç isim. Kızıl Nisan, Peru’nun Ayacucho kasabasında yaşanan seri cinayetleri konu alıyor. (Roncagliolo, Granta’nın İspanyolca Edebiyatın Gelecek Vaat Eden Yazarları listesindeydi.)
Bilim kurgu edebiyatın en önemli ödülü kabul edilen ve bizzat yazarlar tarafından verilen oylarla sahibi belirlenen Nebula, Connie Willis’e gitti. (Gerçi yazarın zaten 10 Hugo 6 tane de Nebula ödülü var.)
10000 dolarlık Kafka Ödülü bu yıl adı Nobel adayları arasında da anılan İrlandalı yazar John Banville’e verildi. Wodehouse Ödülü’yse Süper Acıklı Aşk Hikayesi kitabıyla Gary Shteyngart’ın. (Ödül çok önemli değil ama kitap harika olduğu için yazıyorum.)