Bu kitabı kim okur ki...

Bu kitabı kim okur ki...
Bu kitabı kim okur ki...
'Bir Asal Sayı Bir Karaköke Dedi Ki'yi kimler okumalı? Kumarbazlar, futbolseverler, sevgililer, yaramazlar, meraklılar, cinler, geleceğe uzanmaya çalışanlar eminim bu kitabı çok sevecekler
Haber: ENDER HELVACIOĞLU / Arşivi

Elimde bir popüler bilim kitabı. Bilim dedik ya, ülkemizde sayıları hayli azalmış olan kitapseverlerin bile onda dokuzunu daha baştan kaybettik. Şiir, öykü, roman, bilemedin tarih, politika varken bilim mi okunurmuş… Üstelik kitabın alanı matematik. O onda birin de onda dokuzunu kaybetmiş durumdayız! ‘Bir Asal Sayı Bir Karaköke Dedi Ki’ başlıklı popüler bilim kitabından söz ediyorum. Yazarı Oxford Üniversitesi matematik profesörü Marcus du Sautoy. Tesadüfen bu kitapla yolu kesişmiş biri çıksa bile, yazarının adından dolayı okumaktan çekinecek, vazgeçecek!

Peki, bu kitabı kim okuyacak? Biz de bilim yayıncılığı yapıyoruz ya, ben meslek icabı mecburen okudum. Sanırım bazı kişilere önerebilirim.
Bir kere kumarbazlar bu kitabı mutlaka okumalı! Öyle Las Vegas’ta veya Kıbrıs’ta lüks otellerin kumarhanelerine dalıp pantolonuna kadar bırakan sonradan görme para babalarından söz etmiyorum. Tavla, iskambil, altılı, loto-toto, her türlü bahis, piyango tutkunlarıdır kastım. Şimdi diyeceksiniz ki, bu adamlar ne diye Oxford’lu profesörün matematik kitabını okusunlar. Kendileri bilir... Bir bildiğimiz var ki söylüyoruz. Yenmek, kazanmak, en azından kolayca ütülmemek istiyorlarsa biraz matematik yapmaları gerekir. Çünkü emin olun, karşı taraf yapıyor.

Futbolseverler kesinlikle okumalı. Geçtiğimiz sezon Barcelona’yı büyük bir zevkle seyrettik. Dile kolay, bir sezonda tam beş tane El Clasico izledik. Peki siz Messi’nin kaleci Casillas dahil bütün Madrid defansını çalımlayıp o muhteşem golü atarken ayak üstü kaç tane diferansiyel denklem çözdüğünü biliyor musunuz? Bastıbacak Messi becerdiği işin matematiğini yapmaya kalksa, gelmiş geçmiş en büyük futbolcu unvanının yanına bir de gelmiş geçmiş en büyük matematikçi unvanını ekleyebilirdi. Ayrıcalık yapmayalım, bizim Mesut’un ortasına kafayı vurup golü atan Ronaldo da en az Messi kadar diferansiyel denklem çözmek zorunda. Roberto Carlos’un 1997’deki Brezilya-Fransa maçında Barthez’i avladığı o ünlü frikik ise bir matematik zirvesi. Bunlar çok büyük matematikçiler kardeşim… Eğer gelecek sezonun El Clasico’larını daha bilinçle seyretmek ve dolayısıyla daha büyük bir zevk almak istiyorsanız bu kitabı okumanızı öneririm.
Sevgililer de bu kitabı okusalar iyi ederler. Kumarı, futbolu anladık da aşk ile matematiğin ne alakası var diye itiraz edenleri duyar gibi oluyorum. Siz bilirsiniz; ama tek bir şey söyleyeceğim: Sevgiliniz bu kitabı okumuş ise (ve siz okumamışsanız) yanarsınız! Marcus du Sautoy, en iyi (veya daha iyi) sevgiliyi bulma üzerine de bir yöntem öneriyor, benden söylemesi.

Yaramazlar, meraklılar, cinler, geleceğe uzanmaya çalışanlar eminim bu kitabı çok sevecekler. İşte kitaptan birkaç soru: Beckham neden 23 numaralı formayı seçti? Amerikalı ağustosböceği türü neden 17 asal sayısından hoşlanıyor? Asal sayılar ile tavşanlar ve ayçiçekleri arasındaki ilişki ne? Kabarcıklar neden yuvarlak? Kar tanesinin neden altı köşesi var? Yıldırım, brokoli ve borsanın ortak noktası ne? Dört boyutlu görebilir miyiz? Simit şeklinde bir evrende yaşıyor olabilir miyiz? Rastgelelikte iyi olmak ne demektir? Kama Sutra şifrelerini sayarak çözebilir miyiz? Beethoven’in Beşinci Senfonisi’ndeki şifreli mesaj nedir? İnternette yazı tura atılabilir mi? Matematik Tenten’i ve Columbus’u nasıl kurtardı? Bir kelebek nasıl olur da binlerce insanı öldürebilir? Ve daha birçok soru…
Evet, kitabı bu saydıklarıma öneriyorum. Geri kalanlar okumasalar da olur.

Ya hiç, ya az, ya da çok satar

Yıllardır bilim yayıncılığı yapan bir kişi olarak deneyimlerimden süzdüğüm bazı ilkelerim var:
Bir kitap seni başka kitaplara da yönlendiriyorsa (böyle bir ihtiyaç yaratıyorsa) kaliteli bir kitaptır. Ama satmaz! Günümüzün insanı doğa gibi. En az enerji gerektiren şekli ve eylemi bulmaya çalışıyor (laf aramızda, kabarcıklar bu nedenle küre biçiminde). Oysa insan ‘doğal’ olmayan bir evrimi (kültürel evrimi) geçirerek insan olmuştur ama, hadi neyse! Bu kitap başka kitaplara da ihtiyaç duyuruyor. Aldı mı bir eksi puan?!
Bir kitap seni, onu okurken, fark etmeden okumayı bırakıp düşüncelere daldırıyorsa, çook kaliteli kitaptır. Örneğin bir matematik kitabını okurken, birdenbire kendini elinde kalem kâğıt problem çözerken bulursan… Bu kitap satar, ama az satar! Günümüz insanı emek yoksunu. Kitaptan sermaye istiyor, hap istiyor; kitaba emek vermekte ise zorlanıyor. Büyük Sakallı’nın dikkat çektiği emek-sermaye çelişkisi burada da geçerli. Bu kitabı okurken ben defalarca kendimi elimde kâğıt kalem problem çözmeye çalışırken buldum. Bu nedenle satacağı konusunda şüphem yok, ama çok satacağı konusunda şüphelerim var!
Bir kitap, o kitaptan elde ettiğin bilgileri çevrene yaymak konusunda dayanılmaz bir itki yaratıyorsa, kesinlikle kaliteli bir kitaptır. Ve çok satar! Bu kitabı okuduğum üç gün boyunca dergideki arkadaşların kafasını epey şişirdim; ve ne yalan söyleyeyim, kitaptan elde ettiğim ilginç problem çözme yöntemleriyle epey çikolata kazandım!

Kısacası bu kitap ya hiç satmaz, ya az satar, ya da çok satar. Oldukça ‘matematiksel’ bir değerlendirme yaptık değil mi?
Son olarak şunu söyleyeyim: Değerli bilimci Alâeddin Şenel insanlığın binlerce yıllık düşünsel serüveninde genel anlamda üç tür düşünce biçimi geliştirdiğinden söz eder: Sırasıyla büyüsel, dinsel ve bilimsel düşünce biçimleri. Günümüz Türkiye ’sinde hangisi başat, onu siz söyleyin, ama sıra böyle… Bir düşünce biçimi daha öneriyorum: “Oyunsal düşünce biçimi”. Büyüsel ve dinsel düşünce biçimlerine geri dönüş anlamında değil tabii, bilimsel düşünceden kaynaklanan ve onu aşan bir düşünce biçimi anlamında. ‘Oyun’ kavramını tartışmamız gerekir bu noktada, ama yeri burası değil… Neyse… Ben bu kitaptan en az on yeni oyun öğrendim ve başladım oyundaşlarımla oynamaya. Bırakalım çoğumuza ürkütücü gelen bilimi, matematiği, felsefeyi… Tek bir yeni oyun keşfetmemize yarıyorsa bile, okunası bir kitaptır bu.

Oyun oynamak isteyen herkese önerilir…

BİR ASAL SAYI BİR KAREKÖKE DEDİ Kİ
Marcus du Sautoy
Çeviren: Utku Umut Bulsun
Kırmızı Kedi Yayınevi
2011, 288 sayfa, 20 TL.