Bu 'sorun' niye var?

Bu 'sorun' niye var?
Bu 'sorun' niye var?
Mesut Yeğen'in 'Son Kürt İsyanı'nda Kürt meselesiyle ilgili ayrıntılı ve geniş bir perspektif sunuyor
Haber: BAHTİYAR MERMERTAŞ / Arşivi

Mesut Yeğen’in ‘Son Kürt İsyanı’, adından da anlaşılacağı gibi Kürt sorununa odaklanan bir çalışma. Kitap , çeşitli gazete , dergi ve derleme kitaplarda yayımlanmış yazıların tematik bir kurguyla bir araya getirilmesinden oluşturulmuş. Türkiye ’deki milliyetçilik anlayışı Alman milliyetçiliği gibi etnik değil, Fransız milliyetçiliği gibi kültürel bir milliyetçilik. Yani Türkiye’de dışlama, baskı vb. için öncelikli olan etnik olarak Türk olmamak değil. Esas sorun Türklüğü performe etmek. Yeğen’e göre Türkiye’nin kurucu mottosu ‘vatandaş Türkçe konuş[acak]’ olan ulusal potaya sadece Kürtler ‘davet’ edilmedi. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında nüfusun kabaca yüzde onuna yakını Türkçe dışındaki dilleri konuşuyordu. Peki mevcut ulusal çerçeveye neden –sadece- Kürtler icabet etmedi? Yazara göre, Kürtlerin buna itiraz etmeye imkân veren güçlü bir ‘bizlik’ duygusu var(dı). Bu bizlik duygusunu yaşadıkları yerlerin kadim sakinleri olmaya, Osmanlı birliğine kendi istekleriyle eklemlenip, Cumhuriyet’e kadar özerk bir yapıda yaşamalarına, epeyce bir nüfusa ve belli bir mekânda yaşamalarına, Türkiye dışında yaşayan epeyce bir Kürt nüfusa ve bunların politik devinimlerine (kısa süreli de olsa Mahabad Cumhuriyeti, Irak’ta deneyimlenen özerklik, İran ve Irak’taki hareketlilik özellikle Barzani miti), geleneksel toplumsal ilişkileri korumada gösterdikleri ısrar ve bir kısım Kürt ‘elit’in, ‘Kürt idealini’ modern siyasi enstrümanlarla harmanlayarak geleceğe taşımaktaki ısrarına borçlu.
Kısacası Kürtlerin itirazının nedeni ve onları Türkler dışındaki Müslüman guruplardan ayıran neden, Rusların ya da İngilizlerin (şimdilerde ABD’nin) kışkırtmaları değil, “maddenin tarihi” olarak kodlanabilecek ve yukarıda sıralan parametreler üzerine bina olan ulusal bir topluluk olmalarından kaynaklı güçlü bir bizlik duygusuna sahip olmaları. 

Objektiflik ve bilimsel bakış
Kitaba da ismini veren, ‘son Kürt isyanı’ 1984 yılında başlayan bir mesele değil. Kökleri 1967 yılında TİP’in düzenlediği Doğu Mitingleri’ne kadar uzatılabilir. Her ne kadar bu son büyük kalkışma 1984’te, doksanların başı ve sonunda, büyük dönüşümler yaşayıp; motifleri, sürükleyicileri değiştiyse de, 1930’lar boyunca yediği ölümcül darbelerle tarihin dışına çıkarılan Kürt direnci, 1960’ların ortalarında yeniden başladı ve bu gün devam eden de bu asri zaman Kürt isyanından başkası değil. Bu son isyan: Kürtler ayrılmadan, tehcir/mübadeleyle bir daha isyan edemeyecek duruma getirilmeden, Cumhuriyet, Kürtlerin farklı ve eşit bir yurttaş olduğu demokratik bir cumhuriyete dönüşmeden, ya da hep devam edecek bir son isyan olarak sürecek. Yeğen, değişen dünyada tehcir/mübadele ve ayrılma durumundan uzaklaşılmış; iyi kötü demokratik cumhuriyet eşiğindeyiz diyor. Ama Türkiye demokratik cumhuriyet eşiği ile süreklileşmiş son isyan arasında gidip gelebilir. İki hususun altını çizmek gerekiyor. İlk olarak, farklı zaman ve yerlerde yayımlanmış kitapların en önemli problemi olan kopukluklar ve konu bütünlüğünün olmaması durumunu bu kitapta görmüyoruz. Aksine okuyucuya ele aldığı Kürt meselesiyle ilgili geniş bir perspektif sunuyor. İkincisi, konuya bakışında akademik objektiflik ve bilimsel bakış olmasının yanında yalın ve akıcı diliyle herkesin sıkılmadan okuyacağı bir kitap.

SON KÜRT İSYANI
Mesut Yeğen
İletişim Yayınları
2011
173 sayfa
15.5 TL.