Burroughs yasak dinlemez

Burroughs yasak dinlemez
Burroughs yasak dinlemez
Nova üçlemesi Türkiye Cumhuriyeti'nin çok özel bir politik dönemine denk geldi ve bundan daha anlamlı olamazdı! Salt yasaklar ülkesine dönmeye başlamamızdan dolayı değil elbette, yasaklara karşı savaşacak gençleri beslemek adına da!
Haber: ŞENOL ERDOĞAN / Arşivi

Her şeyden önce, kuşağın şiir yazmayan en şahsına münhasır şairi olarak William Burroughs ‘junk-poetik’ şiir örgüsüne üçlemenin ikinci kitabında da devam ediyor. Deneysel bir metin kurmacası aynı zamanda kurgunun da dışına çıkarak aynı deneysel yapıyı politik olan üzerinde de deneyimliyor. Serinin ilk kitabına dava açılması ise: cut-up’ı ‘kehanet’ olarak da adlandıran Burroughs’un, sıradaki kitabı olan ‘Nova Ekspres’deki Nova Polisi gerçeğine şaka gibi göz kırpıyor... Panama’dan ziyade Tanca’ya ve bir parça da Paris’e kayıyor ikinci kitapta rotamız, lakin temeli oluşturan tüm unsurlar aynı, sadece daha fazla derinliğe inildiğini hissedebilir okuyucu, rektumun, damarın, deneyin daha fazla içine doğru girildiğini!
“William Burroughs’un edebiyatı, her zaman değişime öncü olma, çoklu olasılıkları tetikleme çabasındadır ve ‘Tahakküm’ün çeşitli tezahürlerine karşı açık bir antipatiyle yüklüdür. Burroughs’un eserleri, Hassan Sabbah’ın ölmeden önce son sözleri olduğu söylenen ‘Hiçbir şey doğru değil–Her şey serbest’ sözlerinin ima ettiği özgürlükçü-anarşizmi, ‘Tahakküm’e karşı kullanır. Burroughs’un ‘Tahakküm’e karşı kullandığı cephanenin bir parçası da, evde yapılmış tabancalardan Deadly Orgone Radiation’a uzanan çeşitlilikte silahların yanı sıra, Burroughs’un çeşitli makale ve röportajlarında, büyülü bir alet, bir virüs cihazı ve bir ses silahı olarak kullanılabileceğini söylediği teyptir.
Teybin olanaklarının ilk farkına varan, 1959’da Beat Hotel’de yaşarken, cut-up kayıtların kullanımı üzerine deneyler yapan Brion Gysin olmuştur. İlk başta, Burroughs, Gysin’e bu deneylerde yardımcı olmuştur ve 1960’da, Londra’daki Empress Hotel’de kalırken kendi teyp deneylerine başlamıştır. Bu deneylerde, Burroughs’a, bir matematikçi ve bilim adamı olan, ayrıca Gysin’e Rüya makinesinin tasarlanmasında yardımcı olan Ian Sommerville yardımcı olmuştur. Burroughs ve Sommerville tarafından yürütülen deneyler, müziğin, sokak gürültülerinin, seslerin cut-up yapılmasının yanı sıra, sub-vocal konuşmaları kaydetme ve kayıt, çalma ve yeniden kayıt esnasında bandın fiziksel olarak manipüle edilmesini içeriyordu. Burroughs ve Sommerville, birlikte, makinelerin hem ‘Tahakküm’ hem de isyan araçları olarak potansiyellerini tamamen anlamak ve incelemek için teyp deneylerinin sınırlarını zorluyorlardı. Burroughs’un belirttiği gibi: “Sanat konusunda düşünmüyorduk, değişimler ve diyelim ki, teybin bağımlılıkları değiştirmek potansiyellerini ve resmi ajanslar tarafından nasıl şüphe götürmez bir şekilde bu amaçla kullanıldıkları konusunda düşünüyorduk.” Teyp deneyleri ve rüya makinesinin geliştirilmesi gibi diğer projeler sadece estetik açıdan değerlendirilmemeli, ayrıca, Dr Wilhelm Reich’ın Orgone Akümülatörü ve Scientology Kilisesi’nin E-Metre’sine benzer, bilimsel keşifler olarak düşünülmelidir. Sommerville’in bilgi dolu asistanlığı, ‘Subliminal Kid’ olarak göründüğü, Burroughs’un cut-up üçlemesi Nova’da belirtilmektedir.” (Jack Sargaent’in ‘Decoder’ başlıklı yazısından alıntılanmıştır.)
Sinematik deneyler ve ses kayıtlarının rastgeleliği ile kurulmuş bir metin denemesidir ‘Patlamış Bilet’... Burroughs nasıl ki üçlemenin ilk kitabı olan ‘Yumuşak Makine’de cut-up’ı salt kağıt üzerinde çalışarak kurguluyorsa ‘Patlamış Bilet’te bu işçilik süreci çok ileri ve farklı noktalara gidiyor ve William Burroughs Tanca’da ve Paris’te ekürisi ile birlikte ortaya koyduğu pelikül ve ses bantlarını kullanıyor ekseriyetle.
Aslını söylemek gerekirse William Burroughs bu yazım teknikleriyle ortaya koyduğunun edebiyat ile değil de daha çok gerillalıkla ilgili olduğunu düşünüyor ki bu doğrultuda söylediği çok sözden birisi kesinlikle şudur: “Görüyorsunuz, yaptığımız şey sadece kestiklerimizi bir araya getirmek değil. Biz sofistike silahlar depoluyoruz.”
Cut-up sürecinin 1959 Eylülünde Paris’de Beat Hotel’de Burroughs’un dostu Brion Gysin tarafından başlatılan bir süreç olduğunu belirtmiştik. Ortak tek dert ise kesinlikle ‘bütünsellik’ nosyonunu yıkmak. Yazı, resim, film ve ses kaydı, her ne olursa olsun. Belirtmek önemlidir ki Burroughs’un yazıya uyguladığı ve Brion Gysin’dan hediye aldığı cut-up şüphesiz ki Antony Balch ve Ian Sommerville tarafından radikal bir görüş felsefe çizgisine taşınmıştır.
Nova üçlemesinin her kitabında Balch’ın çektiği, William Burroughs’un senaryosunu yazdığı, Sommerville, Gysin ve Michael Portman’ın katkıda bulunduğu Towers Open Fire filmini görmek mümkündür -ki yakında Türkiye ’de de yayımlanacak olan serinin son kitabı ‘Nova Ekspres’de Towers Open Fire adlı bir bölüm de yer almaktadır.
Yine aynı dönemde çektikleri cut-ups başlıklı film ise cut-up tekniğini kullanan ve tanımlayan ilk filmdir. Burada önemli nokta şudur, karşı-kültürün önemli isimlerinden anarşist şair, ressam, aktör ve caz müzisyeni Jeff Nuttal’dan öğrendiğimiz doğrultuda Balch ve Burroughs’un Stan Brakhage’in karısının doğumunu konu eden filmini izledikten sonra sinemanın sinirlere doğrudan uygulamayı becerdiği etki ve mekansızlaştırma ve de nöro-psikolojik kompleksin yeniden yönlendirilebilir olması durumu, ikiliyi cut-up ve film bileşkesine sürüklüyor, ki bir yandan yatay Arap kaligrafisiyle dikey Uzakdoğu kaligrafisini çiftleştirerek oluşturduğu tekniğiyle ortaya koyduğu Gysin’in resim çalışmaları, diğer yandan shot-paintig adını taktığı ve tamamen kendisinin uydurduğu bir teknikle resim yapmaya dek işi vardıran Burroughs’un aynı teknikle ortaya koymaya çalıştığı kağıt üzeri metin çalışmaları. 

Kendini ve edebiyatı kurtarmak
William Burroughs tüm bu cut-up tekniği evrenini: ‘psiko-duygusal süreci açığa çıkarmak’ olarak adlandırmaktaydı. Malum William Burroughs klasik anlamındaki roman yazım tekniğini kişinin bir deli gömleğinin içine tıkılması gibi görmekteydi ve doğal olarak getirdiği yazın tarzıyla hem kendini hem de edebiyatı bir deli gömleğinin içine hapsolmaktan da kurtarmış oluyordu.
Amerika, Irak’ı işgal ettiğinde ‘Patlamış Bilet’i o esnada okumakta olan Iraklı bir genç , kitabın önemini nasıl farklı algıladığını söylüyordu internet sitesine yazdığı günlüğünde. Nova üçlemesi Türkiye Cumhuriyeti’nin çok özel bir politik dönemine denk geldi -ve bundan daha anlamlı olamazdı! Salt yasaklar ülkesine dönmeye başlamamızdan dolayı değil elbette, yasaklara karşı savaşacak gençleri beslemek adına da!

PATLAMIŞ BİLET
William Burroughs
Çeviren: Süha Sertabiboğlu
Sel Yayıncılık
2011, 183 sayfa, 14 TL.