Burroughs'un bilinçaltına davetlisiniz

Burroughs'un bilinçaltına davetlisiniz
Burroughs'un bilinçaltına davetlisiniz

William S. Burroughs

Türkiye'deki sabıkalı yazarlar listesine 'Yumuşak Makine' kitabına açılan davayla giriş yapan Burroughs, 'Benim Eğitimim'de rüyaları aracılığıyla bilinçaltını sunuyor ve sert üslubuyla eleştiriye boyut kazandırıyor
Haber: EMRE TÜRÜN - emreturun@gmail.com / Arşivi

Giriş-gelişme-sonuç şeklinde gelişen, özenli ve planlı bir kurguyla yazılan kitapları seven okuyucuların uzak durması gereken bir roman ‘Benim Eğitimim’. Çünkü kitabın yazarı William S. Burroughs... Çünkü William Burroughs, Beat kuşağının en önemli temsilcilerinden ve kitaplarını her türlü muhafazakâr, konformist ve yerleşik kalıplara karşı bir tepki olarak doğan Beat kuşağının edebiyattaki izdüşümü olarak nitelendirilebilecek ‘cut-up’ tekniğiyle kaleme alıyor. Burroughs’un ‘cut-up’ tekniği, aykırı manifestolarıyla ve dilin yapısında ve kullanımında yaptıkları değişikliklerle tanınan Dadaistler’in şiire getirdikleri solukla ve teknikle de paralel özellikler gösteriyor ve deneysel tarzda yazdığı bu kitaplar Dadaizm gibi yazın dünyasında yadsınamaz bir akımın temsilcisi olarak yerini alıyor. Kitabın yazarı William Burroughs olunca, romana yön veren konular ve kavramlar da haliyle Burroughs’un edebiyatının hammaddesi olan yaşantısı üzerinden şekilleniyor. Özellikle ‘Benim Eğitimim’in alt başlığının Bir Rüyalar Kitabı oluşu ve Burroughs’un bilinçaltının otobiyografisini sergilemesi, kitapta eşcinselliği, aykırılığı, limitsizliği ve Burroughs’un silah tutkusu gibi birçok konuyu kitabın ana malzemesi haline getiriyor.
‘Benim Eğitimim’de, Burroughs fazlasıyla sürrealist dünyalarda geziniyor, Ölüler Ülkesi’ne gidiyor, bazı oğlanlarla kendi tabiriyle ‘ bitiriyor’, yaratıklarla mücadele ediyor, esrarsız kalıyor… Bunları yaparken de normal hayattaki çevresinden insanlar konuk oluyor hâliyle rüyalarına. ‘Cut-up’ tekniğinin yaratıcısı ressam, şair ve yazar arkadaşı Brion Gysin ve Gysin ile birlikte enteresan bir buluş olan rüya makinesini icat eden Ian Sommerville genellikle iletişim halinde olduğu kişiler. Bunun yanında Mick jagger, Kafka, Cicero ve birlikte Beat akımını başlattığı kabul edilen Allen Ginsberg ve Jack Kerouac ise rüyalarında karşılaştığı kişilerden yalnızca birkaçı… Kitapta anlatılan rüyalar, ‘rüya’ kavramının hakkını fazlasıyla veriyor. Öyle ki serbest çağrışımlarla Burroughs kendisini dahi şaşırtan bir şekilde bir olaydan başka bir olaya geçiyor ve içinde bulunduğu zamana ve mekâna hemen uyum sağlıyor. Örneğin, şempanzelerden bahsederken bir anda Edgar Allan Poe’nun Morg Sokağı Cinayeti öyküsündeki orangutandan bahsetmeye başlıyor. Jean Genet, Joseph Conrad gibi daha birçok yazara ve eserlerine göndermelerde bulunmayı da ihmal etmiyor. 

Rüyalar ve bilim adamları
William Burroughs, Harvard Üniversitesi’nde edebiyat, dilbilim, antropoloji eğitimi ve Viyana’da tıp eğitimi görmüş olmasına rağmen kitabında bilim adamlarına karşı derin bir tiksinti duyduğunu da açıkça belirtiyor. Çünkü bilim adamları rüyaların yalnızca nöral bir ev temizliği olduğundan bahsediyor kendisine. Burroughs’un cevabı ise şu şekilde: “Herif bana, en iyi dekorlarımı ve karakterlerimi bulduğum kendi rüyalarımın anlamsız olduğunu söylüyor. Kimin için anlamsız, sahi? Onlar doğru dürüst düşünemiyorlar bile. Sanki “anlam” bir boşlukta yüzüyormuş da, zamanla, mekânla, ya da kişilerle hiç ilgisi yokmuş gibi. Bilim, temelinde yatan dogmalarla ve resmen uydurmalarla dolu tıpkı Katoliklik gibi,”. Bunun yanında, şamanların yaptıkları ritüellerle hava koşullarını değiştirebildiklerini ve kendisi de bunu yapmış olduğunu iddia ediyor. Kuşkusuz, Burroughs’un bilime karşı olan bu tavrı, bazı bilim adamlarının metafizik kavramlara karşı net bir karşı tavır içinde oluşundan kaynaklanıyor. En iyi dekorlarını ve karakterlerini rüyalarında yaratmasını ise Beat akımının ‘yerleşik olan’a karşı duruşunu rüyaların kuralsız bir bilinç düzeyinde gelişmesiyle paralel bir düzlemde bağdaştırarak açıklayabiliriz. 

Burroughs’un politikacı sevgisi
Zamanın politik ve kültürel akımlarına ve gelişmelerine de oldukça ilgili olan ve eserlerinde sık sık konuya dahil eden yazar ‘Benim Eğitimim’de de gününün politikacılarına ve kanunlardaki mantıksızlıklara da kendi tarzında sert eleştirilerde bulunmaktan geri kalmıyor. Uyuşturucu satıcılarının neden sigara satıcıları gibi meşrulaştırılmadıkları için azılı katiller olarak görüldüğünü sorguluyor. Gölde edindiği bir kulübeden bahsederken zaman zaman gölde uçan dairelerin görüldüğünden bahsediyor ve bu cümlelerle uçan dairelerin politikacıları katletmesinden duyacağı zevki aktarıyor: “Hükümetin örtbas etmeye çalıştığı bu yabancılar, bunların midesi yoktur, fotosentezle beslenirler; yani tepemizdeki pisliklerin niçin bunu baltalamak istediğini anlıyorsunuz. Bu siktirik gezegen tümüyle yemek yemek üzerine kurulmuş ve bütün mideler cerrahi bir işlemle çıkarılırsa bu kenef tamamen yerle bir olacak ve sonra biz Bush’a ve sıkı büzüklü Thatcher orospusuna ve Mohamad Mahathir’e, insanları ot içiyor diye sallandıran o Malezyalı pezevenge bakacağız… Sudan çıkmış kedibalıkları gibi çırpınıp duracaklar, yalnız, ben onlara karşı bir şey hissetmeyeceğim, sadece duracağım öylece ve gebermelerini seyredeceğim. Benim için zevk olacak bu.” Burroughs, kendisini bir gözlemci olarak referans alıyor ve politik yönlendirmeler ile standardize edilmeye çalışan toplumlar, bilim ve farklı psikolojik ve ideolojik eğilimleri olan insanlarla arasında oluşan ‘yarık’tan söz ediyor. Kitabı okudukça kendi hayatımızda da var olan bu yarıkların farkına varmamak ve Burroughs’a hak vermemek işten bile değil.

Davacıyız Burroughs Bey
William Burroughs’un bir diğer özelliği de Türkiye ’nin fişlenmiş yazarları listesine ismini yazdırmış olması. Yazarın, Nova Üçlemesi’nin ilk kitabı olan ‘Yumuşak Makine’ isimli kitabına yönelik Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu tarafından Türk toplumunun ahlak yapısına uymayacağı gerekçesiyle ve ‘cut-up’ tekniğiyle yazılmış romanda anlatım bütünlüğü gibi kriterler aranması nedeniyle Sel Yayıncılık’a ve kitabın çevirmeni Süha Sertabiboğlu’na açılan dava hâlâ devam ediyor. Burroughs, bir röportajında “Şu anda üstünlüklerini hissettiren belli baskılar kalktığı zaman insan bilinçlenmesinde de bir değişimin kendiliğinden meydana geleceğini düşünüyorum,” diyor. Yazarın genel geçer bir tespitte bulunduğunu ülkemizdeki baskın kurumların faaliyetlerini gözlemleyerek, düşünce ve sanat dünyası üzerindeki hegemonyanın ‘ideal’i sürüklemeye çalıştığı noktayı göz önünde bulundurarak rahatlıkla fark edebiliriz. Sorulması gereken soru ise: Beat kuşağı ve eserleri tüketim toplumuna, muhafazakârlığa ve tabulara karşı durduğu için mi tehlikeli bulunuyor, zaten kuşağın yerleşik kavramlara karşı oluştuğu idrak edilemediği için mi?

BENİM EĞİTİMİM
Bir Rüyalar Kitabı
William S. Burroughs
Çeviren: Süha Sertabiboğlu
Sel Yayıncılık
2011, 192 sayfa, 14 TL.