Bütün yollar zeytine çıkar

Bütün yollar zeytine çıkar
Bütün yollar zeytine çıkar
Yazılı metinlerde ilk kez İÖ 3000'lerde Suriye'de karşımıza çıkan zeytin, ilk imgeleriyle de, Knossos Sarayı'nın duvar resimleriyle girmişti sanat dünyasına
Haber: TİJEN İNALTONG / Arşivi

Yürüdüğümüz yolların bizi nereye götüreceğini asla bilemeyeceğimizi düşünürüm. Bazen yolun sonunda bizi neyin beklediğini bildiğimizi zannederiz ya sonuçta bambaşka yerlere ulaşırız. Aşağıda anlatacağım kitabın yazarları da yola çıktıkları bir gün kendilerini Ege’nin bir köyünde bulmuşlardı. Oraya tam ne için gitmişlerdi veya yolları oraya nasıl düşmüştü bilmiyorum. Sanırım onlar da bilmiyorlardı. O zamanlar profesyonel rehberdi Mahmut. Zerrin ise sanat tarihçisi. Sonra işte o gün gelmişti ve kendilerini Adatepe köyünde bulmuşlardı. Adatepe köyünde bir ev aldılar, sonra ortaklarıyla birlikte Adatepe Zeytinyağı markasını yarattılar, ardından Adatepe Zeytinyağı Müzesi kuruldu. Mahmut ve Zerrin’in zeytin aşkı her gün güçlendi, bu aşkın kökleri derinlere ulaştı, iyice sağlamlaştı. Bir anlamda hayatlarını zeytine adadılar. Akdeniz uygarlığının varlığını biraz da zeytin ağacına borçluyuz derken buna gönülden inanıyorlardı ve bu borcun kendilerine ait kısmını ödeme ihtiyacı hissettiler. Bu borcu zaten yıllardır ödüyorlardı aslında verdikleri eserlerle. ‘Zeytin Kitabı: Zeytin’den Zeytinyağı’na 2007 yılında okuruyla buluşmuştu. ‘Adatepe Öyküleri’ ise 2008’de. Belli ki borçlarını ödediklerine kanaat getirmemişlerdi. Ardından ‘Zeytinin Renkleri’ geldi.
Sanat Tarihinde Zeytin İmgesi. Kitabın alt başlığı bu. Zerrin İren Boynudelik ve Mahmut Boynudelik bu kitaba tam yedi yıl emek vermiş. Sadece görsellerin araştırılması, yorumlanması ve kitabın yazılması değil, her bir görsel malzeme için telif hakkının alınması da bu süreyi uzatmış. Doğrusu Umur Yayınları da hem yayınevinin, hem de sanat dizisinin bu ilk kitabı için çok emek vermiş. Cildinden, kâğıt kalitesinden, sayfa düzeninden kitabın titiz bir çalışmanın eseri olduğu belli oluyor.
Zeytin öyle bir nimet ki, Aldous Huxley’e “Yeterince zamanım ve resim yapma yeteneğim olsaydı, birkaç yılımı sadece zeytin ağaçlarının resmini yapmaya adardım. Bir tek konu üzerine bu ne çeşit zenginliği!” dedirtmişti. Yazılı metinlerde ilk kez İÖ 3000’lerde Suriye ’de karşımıza çıkan zeytin, ilk imgeleriyle de yine aynı zaman diliminde, Girit’teki Knossos Sarayı’nın duvar resimleriyle girmişti sanat dünyasına. Sadece ağacıyla değil, çiçeği, tanesi, yaprağı, dalı, hatta yağı ile sanatın farklı alanlarında kendine yer bulmuştu. Duvar süslemelerinde, vazolarda, lahitlerde, heykel ve resimde, paralarda hatta gündelik hayatta kullanılan çeşitli eşyalarda. Bazen bir bileziğin ucunda, bazen bir altın taçta, bazen lahit üzerindeki kabartmada. Bir meleğin elindeki zeytin dalının görüldüğü yağlıboya tablo, tufandan sonra zeytin dalı taşıyan kuşun resmedildiği mozaik, zeytin toplayanların zor yaşamını ifade eden o ünlü Van Gogh çizgileri, dörtbin yıllık bir gümüş sikke... Hepsi, ama hepsi zeytine verilen önemin bir yansıması. Bence Zerrin ve Mahmut bu kitapla duydukları borcu fazlasıyla yerine getirmişler. Bu bir aşksa, ki öyle, bize düşen bu aşka şahit olmak, onun tadını çıkarmak. Dokunarak, bakarak, okuyarak, düşünerek, hissederek...

ZEYTİNİN RENKLERİ
Sanat Tarihinde Zeytin İmgesi
Zerrin İren Boynudelik
Mahmut Boynudelik
Umur Yayınları
2011
348 sayfa
130 TL.


    ETİKETLER:

    Akdeniz

    ,

    Altın

    ,

    Van

    ,

    Suriye

    ,

    Ege

    ,

    Cunda

    ,

    sanat

    ,

    Resim

    ,

    Ünlü

    ,

    zaman

    ,

    gümüş