Büyülü gerçeklik ve esrarengiz hikâyeler

Büyülü gerçeklik ve esrarengiz hikâyeler
Büyülü gerçeklik ve esrarengiz hikâyeler
Çocuk ve genç okurlar için büyülü gerçekliğin unutulmaz örneklerini veren, Andersen Ödüllü David Almond, 'Alevler Arasında'da savaş olasılığının küçük bir kasabadaki yaşamlar üzerindeki etkisini, çocuğun gözünden resmediyor
Haber: TUĞÇE AKYÜZ / Arşivi

Günümüz çocuk ve gençlik edebiyatının en güçlü yazarlarından biri kabul edilen David Almond tarafından yazılan yeni bir kitabın raflarda yer alması elbette müjdelenmelidir. Onun dili benzersiz bir simgesel güçle doludur; gerçekçi üslubu içinde gerçeküstü unsurlar taşır. Okurlarca büyük bir hevesle karşılanan eserlerin sahibi yazar, pek az çocuk ve genç kitabı yazarına nasip olduğu ve aldığı pek çok ödülün de gösterdiği gibi, eleştirmenler ve akademisyenlerce de takdir edilmektedir. Okuma listelerine giren, akademik araştırmaların konusu olan kitapları ayrıksı unsurları bir araya getirir: Ete kemiğe bürünen karakterler ve var olan coğrafyadan etkilenen ayrıntılı bir betimlemeyle gerçekçi bir yazım, birinci şahıs anlatımının elverdiği rüyamsı bir düş gücü ve kökleri İngiliz folklorune dayanan, büyülü izler ve gizem taşıyan bir anlatım.
Bugün de soğuk ve sıcak savaşların izleri hâlâ görünürdeyken, savaşın çocuk dünyasında bıraktığı sarsıcı izleri anlatan ‘Alevler Arasında’nın Türkçeye kazandırılması bu açıdan özellikle önemli. Pek çok ödülün yanı sıra İngiltere’de 2004 Whitbread Ödülü ile ABD ’de 2004 Boston Globe-Horn Kitap Ödülü’nü alan, Guardian ve Carnegie Medal Ödülleri adayı ‘Alevler Arasında’, savaşın anlamsızlığını ve yok olma tehlikesi karşısında insanların sığındığı değerleri sorguluyor. Öykü, 1962 yılında Sovyetler Birliği ile ABD arasındaki nükleer restleşmenin yarattığı korku dünyasında geçer. Ailelerin çocuklarını okula göndermeyi gereksiz bulduğu ve halkın yeraltı sığınakları inşa etmeyi televizyondan öğrendiği bir dünyadır bu. 

Çok katmanlı bir hikâye
Her şey McNulty’yle karşılaştığım o gün başladı. On bir yaşındaki Robert Burns, ailesi ve arkadaşları tarafından çağrıldığı adıyla Bobby, nükleer savaşın kapıda olduğu bir çağda, ailelerin geçimini deniz madenciliğiyle sağladığı Kuzey İngiltere’nin yoksul bir kıyı kasabasında yaşar. Annesiyle gittiği pazaryerinde, alev püskürten ve tehlikeli gösteriler yapan McNulty’yle karşılaşması, tam da yaşamındaki büyük değişikliklere tesadüf eder. İkinci Dünya Savaşı’nda aklını yitirmiş, acıyı kontrol edebilen bu deli bakışlı adam, onu mucizelerin olabileceğine inandırır. Çocukluğu geride bırakmakta olan Bobby, yıkımın eşiğinde olan bir dünyada yeni yeni deneyimleri bu bakış açısının ağırlığıyla süzgecinden geçirir ve hem yaşadığı dünya hem de insanlıkla ilgili bir anlayış edinir.
Sert kurallarıyla ün salan dini okula Bobby gibi yeni başlayan öğrenciler “lanet olası mezbahaya gider gibi” hisseder. İlerleyen günlerde anlatıcı, okula dair efsanelerin gerçeğini aratmadığını ve başkaldırmaya değer şeyler olduğunu öğrenecektir. Biyoloji derslerinde insan bedenine ve fiziksel acı kavramına dair yeni gözlemlerde bulunurken, insan ruhunun kurtuluşu üzerine de kafa yormaya başlar. Üstelik komşu madenci ailenin zeki ve Bobby’nin aksine kendinden emin kızı, okula gitmeyi reddeden Ailsa’nın bulduğu geyik yavrusu, Bobby’nin teşhis konamayan bir hastalıktan mustarip olduğunu sandığı babasının iyileşeceğine dair umut beslemesine neden olur.
‘Alevler Arasında’, Almond’un diğer kitapları gibi gençlere zorlayıcı olduğu kadar ödüllendirici bir okuma vaat ederken, yetişkinleri de tatmin edecek çok katmanlı bir hikâye anlatıyor. Haksızlık ve başkaldırı, kurtuluş ve kurban gibi temalara değinen kitap, tarih boyunca dünyanın farklı coğrafyalarında ortaya çıkan kriz durumlarında insanların yaşadığı berraklık anlarını, belki de Bobby’nin annesinin şu sözleriyle en iyi anlatıyor: “O kadar aptal olamayız. Bir daha olmaz.” 

Okuyucu çeken detaylar
Çocukluğu Kuzey İngiltere’de geçen Almond, ‘Alevler Arasında’da olduğu gibi anılarını ve yaşamından izleri kitaplarına taşımaktan çekinmiyor. ‘Dünya Büyülü Bir Yer’ adlı gençlik romanı, metruk bir madenci kasabasında, dedesinin yanına taşınan Kit’i ve orada karşılaştığı Askew adındaki hırçın oğlanla oynadıkları ‘ölüm’ oyununu anlatan alçak sesli, aynı zamanda etkisi altına alan bir roman. Gerçekle düşün birbirine karıştığı, geçmişin gölgesinde kalan bir kasabada Kit, hem burada yaşayanlarla hem de kasabanın kendisiyle arasında tanımlayamadığı bir bağ duyar. Bu bağın nedeni nedir? Bir hayalet mi yoksa dedesinin anlattığı hikâyelerin etkisinde midir? On üç yaşındaki Kit bu soruların yanıtlarıyla birlikte kaybolan Askew’u ararken, bize de her düzeyde tatmin edici, akıldan çıkmayan, esrarengiz bu romanı okumak kalır.
Yine Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlanan ‘Garajdaki Giz’ yazarın çocuk edebiyatında verdiği ilk eser; filme ve operaya da uyarlanan, fantastik dozu eşikte bir çocuk edebiyatı örneği. Alevler Arasında kitabının çağdaş gerçekçi üslubundan uzaklaşan ve İngiltere’de yayımlandığı yıl bir klasik olan kitap, Harry Potter dizisinin yazarı J. K. Rowling tarafından okuduğu en iyi romanlar arasında değerlendiriliyor. Kitapta, ailesiyle yeni taşındığı evin garajında bulduğu insan-kuş karışımı bir yaratıkla arkadaşlık eden Michael, erken doğan ve yaşamla ölüm arasında gidip gelen kız kardeşi için endişelenmektedir. Yeni arkadaşı, evde eğitim gören, kuşlarla ilgili her şeyi bilen ve William Blake alıntıları yapan tuhaf Mina ve Michael’ın bu yaratığa gösterdikleri ilgi, karşılığını bulacaktır.
Çocuk edebiyatında verdiği eserler arasında başyapıtı sayılan ‘Garajdaki Giz’ ile yaşam ve ölümün gizemlerini aydınlatan İngiliz yazar Almond’un edebiyat alanındaki en itibarlı ödüllerden Andersen Ödülü’nü alması –kendisi buna şaşırsa da– şans değil. “Çocuklar için büyülü gerçekliğin örneklerini verdiği” ve “benzersiz üslubu” için jürinin övgülerini kazanan Almond, incelikli dili ve okuyucuyu içine çeken esrarengiz hikâyeleriyle, yeni kitaplarının müjdesini vermeyi en çok beklediğimiz yazarlardan. 

ALEVLER ARASINDA
David Almond
Çeviren: Mine Kazmaoğlu
Günışığı Kitaplığı
2011, 244 sayfa
14 TL.