Çağımızın fikir romanı

Çağımızın fikir romanı
Çağımızın fikir romanı

J. M. Coetzee

'Kötü Bir Yılın Güncesi' en çok farklı formuyla dikkat çekiyor fakat romanı asıl ilginç kılan kurgu içine yedirilmiş denemeler. Coetzee, günümüz yaşamında hepimizin aklını kurcalayan konulara değiniyor. El Kaide, terörizm, iltica, anarşizm, havyan hakları, turizm gibi geniş bir yelpazedeki konular üzerine marjinal sayılacak fikirlerini açıklıyor. Bunların yanı sıra romanlarında sıklıkla yüzeye çıkan bir başka konu burada fazlaca yer buluyor: ulusal utanç
Haber: ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE - akafaoglu@yahoo.com / Arşivi

Yaşlı yazar, seksi Filipinli genç kadın ve kıskanç koca... Onlarca yıldır ağırbaşlı romanlarıyla tanıdığımız, kimilerine göre İngiliz dilinin yaşayan en büyük ustası J. M. Coetzee’nin son romanı Kötü Bir Yılın Güncesi, işte bu basit ilişki üçgeni etrafında dönüyor Roman, aynı Coetzee gibi Avustralya’da yaşayan Güney Afrikalı ünlü bir yazarın güncesi, tek farklılık adının sadece baş harflerini bildiğimiz J. C.’nin, Coetzee’den daha yaşlı ve sağlıksız olduğu. Roman kahramanı C., Almanya’da bir yayınevinden aldığı sipariş üzerine marjinal fikirlerini derlediği bir kitap yazıyordur. Birgün yaşadığı sitenin çamaşırhanesinde işsiz olduğunu öğrendiği genç Anya ile tanışınca cinsel dürtülerinin verdiği hevesle genç kadına yazdıklarını temize çekme işi önerir. Böylesi bir iş için verilecek ücretin çok üzerinde bir teklif sunar genç kadına. Parkinson hastalığının etkisiyle bilgisayar klavyesini zorlukla kullandığı için, kısa metinleri Anya hafızaya aktarır. Bu arada Anya’nın dolandırıcı kocası Alan da yaşlı adamın bilgisayar şifresini çözmeyi başarmış, banka hesaplarına ulaşacağı yolu bulmuştur. C. bunları pek önemsemez, onun için Anya’ya yakın olmak yeterlidir. Buna rağmen genç kadına ne sarkıntılık eder ne de bir teklifte bulunur, oysa Anya gibi Alan da bekler ondan böyle bir davranış. Marquez’in Benim Hüzünlü Orospularım romanındaki gibi, cinsellik değil, sadece yakın olmak yeterlidir Coetzee’nin kahramanına da.

Üç Sesli Metin
Kötü Bir Yılın Güncesi’nde Coetzee, romanın konusundan kaynaklanan son derece özgün bir form denemesine girişmiş. Üç ana karakterin yer aldığı romanda, her sayfayı üçe ayırmış: birinci bölümde Alman yayıncının siparişi üzerine yazılmış denemeler, ikinci bölümde roman kahramanı C’nin gündelik hayatıyla ilgili notlar, üçüncü bölümde de metinleri daktiloya çeken Anya’nın hayatından notlar yer alıyor. Her sayfada yer alan üç bölüm birbiriyle bağlantısız gibi görünüyor ama derinde, ironik bir şekilde soyut düşünceler gündelik hayatta bazen anlam buluyor. Farklı seslerde yazılmış bölümler, birbirlerinden yapısal olarak da çok farklılar. C.’nin denemeleri akademik düzgünlükteyken (hatta belki kuruluk da denilebilir), hemen altında yer alan gündelik notlar arzular, cinsellik dolu günlük diyaloglarla çok eğlenceliler.
Dünya basınında romanla ilgili çıkan yazıların büyük bir bölümü, böylesi farklı formu olan bir romanın nasıl okunması gerektiği ile ilgiliydi. Bazıları her sayfayı sanki bölünmemiş bir bütünmüşçesine dikey okumayı, diğerleri de her bölümü kitabın sonuna kadar yatay okumayı öneriyordu. Bence bu iki okuma türü de çok akıl karıştırıcı olabilir; en az anlam kaybına uğrayacak okuma biçimi, birkaç sayfadan oluşan her bölümü kendi içinde bütün olarak okumak ve bu bölüm bitince bir sonraki bölüme geçmek. Böyle okunduğunda, hem denemeler daha anlamlı olacak hem de yazarın ince esprilerle denemeleri günlük hayata bağladığı noktalar da dikkatten kaçmamış olacaktır. Aslında kitabın nasıl okunması gerektiği, romanın sonlarında yer alan ‘J. S. Bach üstüne’ adlı bölümde zihnimde netlik kazandı. Bach hayranlığını bu bölümde güzel bir övgüyle dile getiren Coetzee, Bach’ın üç-sesli partisyonlarını düşünerek romanına üçlü form vermiş olabilir diye düşündüm. Bir orgcu nasıl sağ el, sol el ve pedalların belirtildiği notaları aynı anda okuyabiliyorsa, yazar da okurun her bölümü bir bütün olarak algılayacağı bir metin çıkarmak istiyor. Üç metin birlikte ele alındığında anlam bütünlüğü yok olmuyor ve ayrıca romanın çok sesli etkisi hissediliyor.
Kötü Bir Yılın Güncesi sanırım en çok farklı formuyla dikkat çekiyor fakat romanı asıl ilginç kılan kurgu içine yedirilmiş denemeler. Coetzee günümüz yaşamında hepimizin aklını kurcalayan konulara değiniyor: El Kaide, terörizm, iltica, anarşizm, hayvan hakları, turizm gibi geniş yelpazede konular üzerine marjinal sayılacak fikirlerini açıklıyor. Bunların yanı sıra romanlarında sıklıkla yüzeye çıkan bir başka konu burada fazlaca yer buluyor: ulusal utanç. Bir Güney Afrikalı olarak hayatının büyük bir kısmını ırkçı bir devlet yönetimi altında geçirmiş olması, hissettiği utancın nedenini açıklamaya yetiyor fakat Coetzee’nin utancı bu romanda sadece ulusal boyutta kalmıyor, bir insan olarak Guantanamo körfezinde yaşananlardan da insanlık adına utanç duyuyor ve duyulması gerektiğini savunuyor.

Yaşlı Adam/ Genç Kadın
Romandaki hoşluklardan biri, seksi Anya ile yaşlı C.’nin ilişkisi. C.’yi Güney Amerikalı zannettiği için SeÒor diyen Anya, aslında C.’nin yazdığı makalelere son derece uzak bir kadın. Tek büyük zevki alışveriş yapmak olan, Alan’ın nasıl para kazandığıyla ilgilenmeyen ama bu paraları güzelce harcayan Anya, sığ bir kadın olmasına rağmen, çekici bir saflığa sahiptir. C. onu yazdıklarıyla etkilemek ister, hayali, fikirlerini daktilo ederken Anya’nın bir aydınlanma yaşamasıdır. Elbette, bunu istemesinin komik olduğunun farkındadır ama yine de Anya’nın ruhunda (fiziksel yakınlaşamadığı kadına bari düşünsel yoldan etki gibi) bir değişime neden olmak ister. Oysa Anya daktilo ettiği metinleri anlamadığı gibi, C’nin yazdıklarını fazla kuru bulur. Ona göre bu düşünceler fazlasıyla demodedir; aslında demek istediği fikirlerin demode olduğundan çok, bu tür konulara değinmenin modasının çoktan geçmiş olduğudur. Onun gözünde bu konuları kimse okumaz. Eğlenceli değildir. Yazara daha hafif konularda yazmasını önerir. İşin hoş yanı, yazar genç kadını etkilemek için daha hafif konularda yazmaya başlar. “Devletin kökenleri üstüne” gibi Hobbes’dan bahsettiği ağır konular yerine kuşlar, müzik gibi daha geniş kitlelerin ilgisini çekecek konulara ve özellikle dedikodu meraklısı okurun ilgisini çeken kişisel konulara değinir. Böylece Anya’nın isteği gerçekleşir, fakat başlıkları hafif görünse de, aslında bunları anlaması da zordur, burada da C, Bach, Dostoyevski ve Tolstoy temelinde geliştirdiği düşüncelere yer verir.
Romandaki üçüncü karakter, Anya’nın sevgilisi (başta kocası sandığımız) Alan ise C.’nin tam karşıtı, bu çağın hızlı köşe dönen, sahtekârlığa yatkın tipinin beden bulmuş halidir. C.’nin denemelerinde söz ettiği etiğin de karşıt örneğini oluşturur, her şeyi kolay yoldan elde etmeyi arzulayan, sıfırdan başladığı hayatında başarı elde etmiş tipik bir sonradan görmedir. Güzel sevgilisine erkeklerin ilgi duymasından gizliden gizliye hoşlanır. Anya ile aralarındaki gizli erotizm bundan kaynaklanır. Coetzee, C.’yi tamamen dışında olduğu bir hayatın içinde göstererek ne denli toplumdan ve çevreden kopuk olduğunu başarıyla gözler önüne serer.
Coetzee’nin daha önceki romanları da ülkemizde ilgi görmüş, çok sevilerek okunmuştu. Sanırım bu son romanı, tüm dünyada gördüğünden daha fazla ilgiyi Türkiye’de görecektir çünkü nitelikli Türk okurunun çok sevdiği politik tartışmalı konuları büyük bir ustalıkla ele alıyor yazar. Gerçekle kurguyu, akademik düşünceyle pop fikirleri, elit ile sıradanı özgünlükle bir araya getiriyor. Okuması keyifli ve düşündürücü bir eser. 

KÖTÜ BİR YILIN GÜNCESİ
J. M. Coetzee
Çeviren: Suat Ertüzün
Can Yayınları
2009
239 sayfa, 15 TL.