scorecardresearch.com

Cahil geldik, cahil gideriz!

Cahil geldik, cahil gideriz!
Kosinski'nin romanı 'Bir Yerde', Sellers'ın mükemmel performansıyla 'düşünmeme' üzerine düşünmemizi sağlayan bir beyazperde şaheserine dönüşmüştü
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

Yirminci yüzyılın en ‘ayrıksı’ yazarlarından biriydi Jerzy Kosinski. Metinlerini okurun kafasında net biçimde canlanabilecek biçimde kaleme alan, böylece ‘fotografik’ bir etki de yaratan yazar, özellikle ‘Boyalı Kuş’la milyonları peşine takmayı başarmış bir isimdi. İkinci Dünya Savaşı’ndaki soykırımdan kurtulabilmiş bir Yahudi olması, onun Polonyalı-Amerikalı dünyasını şekillendirmiş, eserlerine de bu ‘duygu’nun yansımasını sağlamıştı. ‘Vahşi’ bir yanı olan ve bunu romanlarına çarpıcı işaretlemelerle aktaran Kosinski, taviz vermeyen görüntüsüyle de çağdaşlarından ayrılan bir yazar oldu hep. Eserlerini başkalarından çaldığı iddialarıyla (ki bunlar ‘sağlam’ iddialardı) mücadele etmek zorunda kalan ve bu yüzden epeyce yıpranan yazar, 1991’de başına bir torba geçirerek intihar ettiğinde henüz elli yedi yaşındaydı.
‘Olay’ yazarın ‘Boyalı Kuş’la birlikte en dikkat çekici, izleyeni şaşırtan ve hayranlık uyandıran romanı olan ‘Bir Yerde’, 1971’de yayımlanmasının hemen ardından edebiyat dünyasında hak ettiği yeri almış bir metin. Kosinski’nin Amerikan toplumunu sarsan eleştirel tavrını net biçimde gösteren bu roman, en alttan en yukarıya kadar bütün bir toplumu ‘cehalet’in pençesine atar ve orada çırpınıp can vermesini gösterir bizlere. Bunun için son derece ‘basit’ bir yöntem uygular yazar, ‘karmaşa’ya teslim olmadan doğrudan bir anlatım modeli geliştirir. Karakterlere mesafeli yaklaşımı, hikâyenin sıradanlığını tesciller niteliktedir, ana karakter dahil hiç kimseye kendimizi ‘yakın’ hissetmeyiz. Aksine, okuduklarımızın ‘cehalete övgü’ üzerinden yürüyen yapısıyla iyice uzaklaşırız karakterlerden, mesafeyi açarız.
‘Bir Yerde’nin ana kahramanı ‘bahçıvan’ Chance (Şans) ya da onu ‘yanlış’ anlayanların deyimiyle Chauncey Gardiner’dır. Doğduğu günden itibaren çıkmadığı evden, ‘sahibi’nin ölümüyle ayrılmak zorunda kalır ve onca yıldır sadece televizyon aracılığıyla tanıdığı ‘gerçek dünya’ya ilk adımını atar. Daha kaşım gözüm demeden geçirdiği bir kazayla kendini başka bir ‘sahip’in evinde bulur Chance. Hayatını bahçede geçirdiği için bütün referansları bitkiler üzerinedir, hayata ‘cahil’ (buna ‘saflık’ demek ne derece doğru olur bilemiyoruz) bir gözle bakmaktadır. Ancak bu bakışa, ‘diğerleri’ tarafından bir ‘alt metin’ yazılır ve her cümlesine ‘büyük’ anlamlar yüklenir. Televizyonun ona öğrettikleri, ‘aptal kutusu’nun herkese öğrettiklerinden ne az ne de fazladır. İşin özü, hiçbir şey öğretmeyen televizyon, onu ‘kahraman’ yapacak cehaleti vermiştir Chance’a. Çevresindekiler, giderek bütün Amerikan toplumu, bu ‘cahil kahraman’ı çıldırasıya alkışlamaktadır. Bu durumun hangi noktaya kadar gidebileceğiyse tahmin bile edilemez...
Kosinski, bu romanında yarattığı ‘kahraman’la bütün bir toplumu yerden yere vururken, eleştiri oklarının asıl hedefi olarak medyayı belirler. Hem görsel hem de yazılı medyanın ‘düşünce fakiri’ görüntüsünü net cümlelerle kıyasıya eleştirir, hatta onları toplumun cehalete yönlenmesinin başlıca sorumlusu kılar. Başkarakter Chance’ın cehaletle beslenen ‘saflık’ını yüceltip, onu ‘olmadık’ noktalara çekmeye çalışan toplum, medyanın öncülüğünde ‘yeni bir yıldız’ yaratmıştır. Bedeli ne olursa olsun gidilecek bu yol, hem tutunacak bir dal arayan toplumun arkasından ağıtlar yakmamıza vesile olur hem de ‘güç’ün ne kadar kaygan bir zeminde eylem planlarını gerçekleştirdiğini gösterir bizlere. Bugün de bu anlamda değişen bir şey olmadığını, medyanın toplumları ‘düşünmeme’ye iten unsurların başında geldiğini, yönetimsel zaaflardan doğan boşlukları ‘cahilce’ doldurduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla.
‘Bir Yerde’nin yarattığı ‘alternatif kahraman’, özenilecek ya da peşinden gidilecek bir kahraman değildir kesinlikle. Devletin ve toplumun yokuş aşağı gittiği dönemlerde ortaya çıkan (çıkarılan) ve ‘umut ışığı’ gibi sunulan ‘kof’ fikriyatın bir uzantısıdır. Her şeyin merkezinde olmasına karşın kendini akışa bırakan Chance’ın durumu, bir şeyi ‘temsil’ etmekten ziyade bir şeye ‘eklemlenme’yi işaret eder. Eklemlendiği şeyse içi boşaltılmış ‘insanlık tarihi’dir, ‘düşünen adam’ı yerle bir eden zihniyetin paçalarıdır... 

‘Basit’ cümlelerin ‘titreşim’i
Jerzy Kosinski’nin de senaryosuna katkıda bulunduğu ‘Bir Yerde’nin 1979 yapımı beyazperde uyarlaması ( Türkiye ’de ‘Merhaba Dünya’ adıyla oynamıştı) ise, edebiyatın sinemayla kurduğu ilişkinin ‘doğru’ noktaları göstermesine önemli bir örnek teşkil eder. Hal Ashby’nin yönettiği film, Kosinski’nin romanına sadık kalmasının yanı sıra, metnin sosyopolitik tarafını da ustaca yansıtır. Romandaki Chance karakterinin ‘basit’ cümlelerinin yarattığı ‘titreşim’, filmde öylesine net bir şekilde hissedilir ki, okurken duyduğumuz ‘heyecan’dan fazlasıyla takip ederiz bu çalışmayı.
Evet, mükemmel bir uyarlamadır Ashby’ninki, ama romandan onu ayıran minik ayrıntılar da yok değildir. Senaryoda Kosinski’nin imzası olmasına karşın, kimi ‘seyreltmeler’ gözümüze çarpar, beyazperdenin ‘muhafazakâr’ doğasına uygun biçimde. Örneğin, Chance’ın eşcinselliğe karşı gösterdiği ‘tepki’yi filmde son derece ‘yüzeysel’ bir sahneyle görürüz. Oysa kitapta bu durum, ‘göstermeci’ bir biçemle karşımıza çıkar, ayrıntılardaki yoğunluk dikkat çekicidir. Aynı şey, Chance’ın ev sahibesi Eve’le (kitapta E.E. olarak geçer hep) yaşadığı ‘cinsel deneyim’de de öne çıkar. Kosinski, bu durumları olabildiğince ayrıntılı bir şekilde yansıtır sayfalara; filmdeyse ‘derin’e inmekten kaçınıldığını görürüz.
Bu tür ayrıntılar dışında neredeyse bire bir uyarlanır Kosinski’nin romanı beyazperdeye, kimi sahneler virgülüne bile dokunulmadığını hissettirir. Hikâyenin ‘kara mizah’ boyutuysa mükemmelen aktarılır, ‘hiciv’ geleneğinin ‘acı’ fiskeleri de eşlik eder bu duruma. Amerikan toplumunun, daha da genişletirsek çerçeveyi, dünya toplumlarının ‘cehalet’le yaşadığı sevgi-nefret ilişkisini ‘komikleştirir’ film. Böylesi bir komedi anlayışıysa ‘düşünmeme’yi ‘düşünme’ye iter bizleri, ana karakterin hiç durmadan yükselen grafiğini hayretle takip ederiz. Bizi bu kadar şaşırtan şey, ‘görünme’ biçimimiz üzerine söylenen ‘yalan’ın aldatıcılığına teslim olmamızdır. İnsanî zaaflarımızın sınırsızlığını görmek, ‘gerçek’le kurduğumuz ilişkinin izafîliğini fark etmek ya da ‘ayna’nın her iki tarafına da baktığımızda karşımıza çıkanı anlama zorluğu çekmektir ‘şaşırtıcı’ olan. Afallatır bu film izleyeni, ‘acı bir gülümseme’yi maskeleştirir, ‘Demir Maskeli Adam’dan beter eder.
‘Bir Yerde’nin başarısının en büyük pay sahiplerinden biriyse Peter Sellers’dır kuşkusuz. Aktör, Chance karakterini bedenine zımbalar adeta, onun kitap sayfalarından fırlayan benliğini kendi ruhuna hapseder. İnişleri ve çıkışları olmayan, bütün film boyunca ‘aynı’ olması gereken bir karakteri canlandırırken rahatsız edici sapmalar yaşa(t)maz, ‘büyük aktör’ egolarını unutur. Shirley MacLaine ise, Eve karakterinde Sellers’a eşlik ederken her zamanki rahatlığına tutunur. Eve’in Chance karşısındaki ‘şaşkınlık/hayranlık’ını dengeli bir biçimde yansıtır MacLaine, ne eksik ne de fazla. Bu filmdeki performansıyla Oscar kazanan Melvyn Douglas da sacayağını tamamlayan unsur olur, onsuz tökezlemesi muhtemel hikâyeyi son ana kadar ayakta tutma işlevini üstlenir. Bu üç oyuncu, ‘Bir Yerde’nin Kosinski’den kopmasının önüne geçip filmi bir ‘klasik’ haline getirirler. Her dönemde ‘taze’ kalacak romanın görsel karşılığı da metinle aynı kaderi paylaşır sonuçta, defalarca izlenmesi gereken bir ‘hazine’ye dönüşür...
Not: ‘Bir Yerde’nin (Merhaba Dünya) DVD’sini raflarda bulabilirsiniz.

BİR YERDE
Jerzy Kosinski
Çeviren: Aydil Balta
E Yayınları
2000, 115 sayfa
10 TL.

http://www.radikal.com.tr/104697010469700

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.