Cahit Irgat'ın anıları

Cahit Irgat'ın anıları
Cahit Irgat'ın anıları
Haber: SELİM İLERİ / Arşivi

Notos Kitap ‘harika’ bir kitap yayımladı: ‘Çok Yaşasın Ölüler’. ‘Çok Yaşasın Ölüler’de Cahit Irgat’ın anıları derlenmiş. Sahne insanları, edebiyat insanları geçit töreninde.
Ben Cahit Irgat’ı hem seyrettim, hem de Cumhuriyet Meyhanesi’nde tanıdım. Usta bir aktör, kalın, gür sesli, çabuk parlayabilecek bir insandı. Cahit Irgat’ın şiirlerini okumuştuk; Cumhuriyet’te görünce yanına gittik. 1967 olmalı. Cahit bey 1971’de öldü.
Notos Kitap ‘Çok Yaşasın Ölüler’i yayımlamakla saygıya değer cesaret göstermiş. Bugünün çok satan yazarları ortalığı kasıp kavururken Cahit Irgat’ı kim tanır? Daha doğrusu, kimin umurunda Cahit Irgat! Oysa Akad imzalı Seninle Ölmek İstiyorum filminde başarılı oyunculuğuyla hâlâ sanat gücünü sergiliyor.
Memet Fuat, Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi’nde ondan söz açarken, “(...) yoksul halkı savunan, barış, paylaşma, özgürlük isteyen, savaş karşıtı toplumsalcı şiirler” yazdı diyor. ‘Mesafesi’ de olan şiirler. Tam hüzünlenecekken, sizi kaskatı bırakan. Ya da tam tersi, uzak, mesafeli bir gözlemden sonra hüzünle baş başa bırakan. ‘Melodram’da olduğunca: 

Şair üslûbu
“Birinin bıçak vardı elinde,/Birinin beyaz bir gül,/İkisi de yorgundu,/Sokak çocukları halinde.
Bıçaklısı bıçağını sapladı,/Çiçeklisi çiçeğini koklattı,/Kayboldular meyhaneler içinde,/Kaldırımda gül ve bıçak/Kardeş kardeş kaldılar.”
Cahit Irgat iki de roman yazdı. İlkini, ‘Geri Dönemezsin’i (1948) yeniden yayımlatabilmek için epey uğraştım; olmadı. İkincisi, ‘İnsan Kafesi (1971) zaten tefrika halinde kalmıştır. ‘Geri Dönemezsin’ bir şairin üslûbunu taşıyan romandır. Döneminde nasıl karşılanmış, bilmiyorum. Ama, edebiyat tarihlerinde sadece anılıp geçildiğini biliyorum. (Notos Kitap keşke bu romanları da bugünün –sayısı hızla azalan- has okuruyla buluştursa.)
‘Çok Yaşasın Ölüler’, dediğim gibi, Irgat’ın anı kitabı, portreler kitabı. Akşam gazetesinde 1968’de günbegün yayımlanmış. O şair üslûbu bütün yazılarda soluk alıyor. Savruk bir cümle mi, sözdiziminin karmaşıklığı mı? Hayır, sadece şiirin varlığı, şairin düzyazıya damga vuruşu.
Sevgiler, yakınlıklar, övgüler Cahit Irgat’ın kılavuzu. Yalnız bir yazı var ki, Halide Pişkin’in portresini insafsızca çiziyor. İtiraf edeyim ki, şaşırdım.
Halide Pişkin, bence, büyük bir ‘halk sanatçısı’ydı. Irgat onu kendisini geliştirememekle, kolaycılıkla, düzeysizden yararlanmayla suçluyor. Şu satırlar o portreden:
“İşte öylesine bir kalıp tutturmuş gidiyordu. Kendinde de bir şeyler vehmediyordu. Kimseyi çekemiyordu. Genç kızları, dram oyuncularını kıskanıyordu. Dram sanatının, trajedinin tiyatro olmadığına, kolay olduğuna inanıyordu. Komedide, dram ve trajedi olduğunu bile bilmiyordu. Bunun tipik bir örneği de Muammer Karaca’dır.” 

Bir şölen gibi
Muhakkak ki öyledir; pek çok kişiye sevginin yordamıyla yaklaşmış Cahit Irgat niçin yalan söylesin. Bununla birlikte, Halide Pişkin, kendisini tanımayan, sadece sahnede izleyen seyircisi için derin anılar bırakmıştır. Tıpkı Muammer Karaca gibi.
Gerçi Gazanfer Özcan da pek sevmezdi Halide Pişkin’i. Seyirciyi ucuz yoldan güldürdüğünü ileri sürerdi. Kahkahası, o mahalle karısı kahkahası hâlâ kulaklarımda
yankır dediğimde; evet ama, bir ömür boyu değişmeyen, hep aynı, nüanssız kahkaha
demişti...
‘Çok Yaşasın Ölüler’de Reşat Nuri, Sabahattin Ali, Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu portreleri edebiyatseverler için âdeta birer şölen. Öteki portreleri de çok severek okudum.
Kitabı yayına Turgut Çeviker hazırlamış; Özdemir Nutku bir önsöz yazmış. Çeviker ayrıca Cahit Irgat imzalı ek metinler derlemiş. Akşam’daki tefrikanın dışında kalan anı yazıları. Ve Cahit bey için yazılmış olanlar. Mesela Fikret Ürgüp’ünki. Güney’de, şair-aktörün ölümünden sonra:
“Yarısı acı, yarısı sıcak bir bükülüşü vardı dudaklarının. Sağ yanı aşağı kıvrık, küfür eder; sol yanı gevşemiş, içindeki sevgiyi yayardı.”
Birkaç günüm ‘Çok Yaşasın Ölüler’le, mutlulukla geçti. Çok yaşasın Turgut Çeviker ve Notos Kitap!

Gündeş öneriler:
Aşk Şiirleri Antolojisi, Haydar Ergülen, Kırmızı Kedi, 2011.