Cesare Pavese'nin günlüğü

Cesare Pavese'nin günlüğü
Cesare Pavese'nin günlüğü

Cesare Pavese

Bir kusurum daha açıkça ortada. Dar kafalıyım. Kendimi her zaman ahlaki hassasiyeti olan bir adam olduğumu söyleyerek kandırdım, kendi kendime mücadeleler icat ettim ama sorunları çözecek eylemlere girişmedim
Haber: ZEYNEP HEYZEN ATEŞ - heyzen@mail.org / Arşivi

Birkaç aydır yazarların günlükleri ve mektupları müzayedelere ‘düşüp’ duruyor. Ama sıradan okuyucular olarak şimdilik bu metinlerden çok azına ulaşabiliyoruz. Neyse ki thisrecording.com gibi arşiv siteleri var. Sitedeki en ilginç örneklerden biri de Pavese’nin günlüğünden parçalar. Metinler 1935 tarihinden başlıyor. Pavese sözünü esirgemeyen bir faşizm karşıtıydı, bu tarihten bir yıl sonra siyasi tutuklulardan birinin yolladığı mektuplar evinde bulunduğu için tutuklandı. Güney İtalya’ya sürgüne gönderildi. Yayıncı, editör ve çevirmen olarak hayatına devam eden Pavese tüm bunlar olurken günlük tutmayı sürdürdü. 

10 Kasım
Neden şiirlerimin içeriğine eleştirel bir gözle bakılmasında ısrar ediyorum? Hem de kimsenin kimseyi yargılamaması gerektiğine inanan ben? Bu, sözümü geçirme arzusundan başka bir şey değil. Adil olmaktan tamamen farklı. Adil miyim? Adalet insan ilişkilerinde benim için bir şey ifade ediyor mu? Öyleyse şiir söz konusu olduğunda bu ısrarcılık neden?
Şiirlerimde bir insan figürü varsa o da neşe dolu, köyüne kaçan dünyası rengarenk bir adam, olabildiğince az çalışmaktan zevk alıyor, basit şeylerde huzur buluyor, doğanın çağırısına uymaktan ve kadınlardan hoşlanıyor. Ama özgür ve kendi başına olmaktan memnun ve her gün hayata yenilenmiş olarak başlıyor. Mari del Sud’de olduğu gibi. 

20 Aralık
Okumak ve şiir yazmak arasında bana daha çok huzur ve rahatlık veren ilki. Şiir yazmak insana sağlık veren kanın dışarı aktığı hiç kapanmayan bir yara gibi. 

15 Mart
Bugün tutukluluğumun son günü. 

10 Nisan
Kişi, benimki gibi bir ruh halinde olduğunda vicdanını gözden geçirmekten başka seçeneği kalmaz. İnsanın başına ne gelirse geçmişteki eylemlerinden kaynaklandığı yönündeki görüşü değiştirmem için bir neden yok. Yani herşey hak edilir. Kendimi bu durumda bulduğuma göre tam bir budala olmalıyım.
Öncelikle ahlaki sorumsuzluk. Vicdan konusunda ne yapmam gerektiğini kendime hiç gerçekten sordum mu? her zaman hedonistik, duygusal güdülere kulak verdim. Kadınlardan nefret ettiğim dönemde bile (1930-1934) nefsime düşkündüm. Bu tavrın ne kadar omurgasız olduğu kısa sürede ortaya çıktı. Çalışmalarıma bakıldığında bile, hedonist olmadığım bir döneme rastlamak mümkün mü? tutkuyla çalıştım ama bir yere bağlanmaktan korkuyordum. Aslında hayatımda bir gün olsun doğru düzgün çalışmadım ve elimden geldiğini de sanmıyorum.
Bir kusurum daha açıkça ortada. Dar kafalıyım. Kendimi her zaman ahlaki hassasiyeti olan bir adam olduğumu söyleyerek kandırdım, kendi kendime mücadeleler icat ettim ama sorunları çözecek eylemlere girişmedim. Bu ahlaki korkaklığın estetik nedenlerden kaynaklandığını hissederek kariyerimin bir dahinin kariyeri olacağını umdum –ama hala o noktaya gelebilmiş değilim.
İntihar arzumu ancak böyle açıklayabiliyorum. Sonsuza kadar intiharı düşünmeye mahkumum. Beni korkutuyor. İntihar benim temel prensibim, asla gerçekleşmedi asla gerçekleşmeyecek ama düşüncesi bile duyarlılığımı okşuyor. 

25 Nisan
Bugün, hiç. 

27 Nisan
“Bana, bir gün, bana karşı nasıl davranacağından bahsetti. Henüz aramızda hiçbir şeyin yaşanmadığı ama yaşanması ihtimalinin güçlü olduğu o rahatsız edici noktadaydık. Ona geçmişini anlattırdım, onunla ilgili herşeyi öğrenmeye, gündüz düşlerimi zenginleştirmeye ne kadar hevesliydim,” dedi adam.
“Trende ona asılan hoş bir gençten bahsetti. Onu sıradan ve ısrarcı şeklinde tarif etti. Genci kendine aşık etmekte hiç zorluk çekmemiş. Sahte umutlar verdikten sonra onu terk etmiş.
Ve genç adam bir mektup yazıp ona evlenme teklif etmiş.” 

8 Ocak
Hata, her zaman işin başındadır. 

3 Ağustos
Bir kadın, eğer aptalın teki değilse, er ya da geç enkaz halinde bir insan müsveddesiyle karşılaşır ve onu kurtarmayı dener. Kadın bunu yapmayı bazen başarır. Bir kadın, eğer aptalın teki değilse, er ya da geç aklı başında sağlıklı bir adam bulur ve onu enkaza çevirir. Kadın bunu yapmayı her zaman başarır. 

28 Kasım
Aşkta tek önemli olan evimde, yatağında o kadına sahip olmaktır. Gerisi bir sürü anlamsızlık.
Gençken oyunun kurallarını öğrenmeyi reddeden bir aptal biliyorum, hayal dünyasında yaşardı. Şimdi hayalleri kayboluyor ve oyun onu ezip geçiyor. 

19 Şubat
Gerçeğin mutlak mantığına inanan o filozoflar, hiç, bu konuyu bir kadınla konuşmamışlar.

Moğol hanı usulü muayenehane yönetmek
Yılın En Garip Kitap Adı ödülü sahibini buldu. Diş doktorlarına Moğol hanı usulüyle muayenehanelerini nasıl yöneteceklerini öğütleyen ‘Managing a Dental Practice: the Genghis Khan Way’ (Dişçi Muayenehanesini Yönetmek: Cengiz Han Usulü) adlı kitap Diagram ödülünün sahibi oldu. Eski diş doktoru Michael Young tarafından yazılan kitap zor durumlarla baş etmek, ekip ruhu ve “felaketlere hazırlıklı olmak” gibi başlıklar altında dişçilik imparatorluğu kurmanın yollarını anlatıyor. Young’a göre batı dünyası büyük savaşçıya olumsuz gözle baksa da onun yöntemleri günümüz piyasasında başarılı olmak için ideal.

Günlük yazma sanatı
Monty Python hayranlarının hemen tanıyacakları bir isim, Michael Palin, Vanity Fair’de yayımlanan ve NewYorker’da da kendine yer bulan bir makalede günlük tutmanın sırlarını açıkladı. İngiltere’nin en komik ve en yetenekli adamlarından/gezginlerinden/yazarlarından/aktörlerinden biri olan Palin’in önerileri şunlar: 

*Hayatınız ilginç değilse onu ilginç hale getirmeye çalışmayın. Günlük dediğin dürüstlüğünde acımasız olur. Kahvaltıda bir yumurta yediyseniz “yumurta yedim” diye yazın, kendi günlüğünüze girebilmek için 12 yumurta yemek zorundaymış gibi hissetmeyin.
*Ünlülerin günlüklerini ünlülere bırakın. Ünlü birilerini tanımıyorsanız tanıyormuş gibi yapmayın. “Bir keresinde Bruce Springsteen’in davulcusunun kullandığı havaalanı” gibi laflar kimseyi kesmez. ama “Bruce Springsteen’in davulcusu üç çocuğumun babası” derseniz diyecek sözüm yok.
*Ünlüyseniz bile bunu dakika başı hatırlatmayın. İnsanları etkilemek için uğraşılmış günlükten kötüsü yoktur. “Herkesin gözü bendeydi ama Obama buna aldırmış görünmedi” veya “Angelina Jolie bir kere daha evimin etrafında dolanırken görürsem polis çağıracağım” gibi cümlelerden kaçının.
*Çok üstü kapalı konuşmayın. İngiliz üst tabaka günlükleri bu hatanın en güzel örnekleridir.
*Sonradan pişman olacağınız hiçbir şey yazmayın.
*Her gün yazın. Günlük yazmak alışkanlık meselesidir. Diş fırçalamak gibi günlük yazmak da rutininizin bir parçası olmalıdır. Mae West’in dediği gibi: “Siz günlüğü tutarsanız, günlük de sizi tutar..”