Çevirmenin notu

Gündüz Vassaf, Radikal'deki köşesinde şiirlerinin çevirisine yer verdiği şair Szymborska'yı yazdı
Haber: GÜNDÜZ VASSAF / Arşivi

Tanışmadık. Krakov’a gittim. Telefonunu aldım. Aramaktan çekindim.
Ünsüz Nobelcilerden. Ünden kaçanlardan. O denli ortalıkta görünmüyor ki, ‘Şiirin Greta Garbo’su’ lakabını takmışlar. Nobel komitesi, şiirinin gücünde, “Mozart’ın yaratıcılığını, Beethoven’in öfkesi”ni görmüş. Nobel’i 1996’da aldığında. Çoğu dergilerde çıkmış, topu topu 200 şiir yazmıştı. Ömrü boyu yazdığı şiirler 400’ü geçmedi. Kolay yazmadığı, kelimeleri sakındığı, koruduğu, ilk şiirinin adından belli: ‘Bir Kelime Arıyorum’.
Halet Çambel’in bir gün bana dediklerine, asıl o kulak kabartmış: “Kağıdın müthiş sabrı var. Ne yazarsan yaz. Dur demez. Yeter demez. İstediğin kadar saçmala. Her şeyi kabul eder.”
Krakov’a sekiz yaşında taşınmış. Aynı şehirde Jagiellonian Üniversitesi’nde sosyoloji ve Leh filolojisi okumuş, 88 yaşında, uykusunda geçen hafta ölene kadar Krakov’da sakin, duyduğuma göre bol sigaralı az votkalı hayat sürdürmüş. Özel yaşamına ilişkin bu küçük ayrıntı, gündelik yaşantımızdan yola çıkan şiirlerine ipucu. Totalitarizm, işkence, ölüm, savaş... Syzmborska, en ağır konuları bile sıradan düşünülebilecek günün ayrıntılarında yaşıyor, yaşatıyor. 

Ölen bir şairin ardından
‘Hitler’in İlk Fotoğrafı’ adlı şiiri şöyle başlar: “Kim bu minnacik bornuzlu şirin çocuk ?/ O ufak bebek mi? Adolf, Hitler’lerin oğlu!/ Büyüyünce avukat mı olur?/ Belki de Viyana operasında tenör?” ‘Terörist Seyrediyor’ şiirinde kapımızın eşiğindedir düşlerimizde bile tahayyül edemediğimiz o meçhul yabancı: “Aynı savaş gibi. Son ve Başlangıç’tan.../ Her savaştan sonra/ birilerinin etrafı temizlemesi gerek./ Toparlanamaz/ kendi kendine hiçbir şey./ Biri molozları yolun kenarına itecek ki,/ ceset dolu arabalar/ geçebilsin.”
Szymborska’nın beni çeken tarafı, bırakın herhangi bir doğruya, insana bile angaje olmaması. Bir şey bildiğini iddia etmemesi. Hepimizin yıldız tozundan geldiğinin, türümüzün öncesinin olduğu gibi sonunun da olacağını duyumsaması. Son kertede, çaresiz de olsak, insan gerçeğinin mucizevi, anlık, sonsuzluğunda yaşaması. Hayata olumlu bakması.
Ve tesadüftür yaşadıklarımız. İster ‘İlk Bakışta Aşk’ şiirinde, ister ömrün sürmesinin Olabilir’liğinde… “Kurtuldun ilk olduğun için./ Kurtuldun son olduğundan./ Tek başına./ Başkalarıyla./ Sağda. Solda./ Yağmur yağdığından. Gölgede kaldığından./ Güneş olduğu için.”
Wislawa Szymborska hayattayken şiirlerini çevirdiğimde, çevirdiğim her kelimesi benim için geçiciydi. Kelimelerin aslının onda yaşadığını bildiğimden, onunla karşılaşmasam da, karşılaşmayacaksam da, biliyordum, aynı zaman diliminde yaşadığımızdan kulağımı çekebileceğini, “Beni anlamamışsın” diyebileceğini...
Ölümüyle mezar taşına kazılmış gibi oldu kelimelerim.
Buna benzer bir duygu mu, bir kedinin, ölen sahibi ardından neler hissettiğini anlattığı şiiri...

Boş dairede kedi
Ölmek-kediye haksızlık.
Ne yapsın ki
boş dairede?
Duvarlara mı tırmansın?
Eşyalara mı sürtünsün?
Hiçbir şey farklı gözükmeyecek ona.
ama aynı da değil hiçbir şey.
Her şey yerli yerinde
Ama o yeri dolmayan boşluk.
Ve akşam vakti yakılmıyor lambalar.

Merdivende ayak sesleri,
yeni bunlar.
Tabağa balığı koyan el,
o da değişti.

Bir şey başlamıyor
alışıldığı saatde.
Bir şey olmuyor
olması gerektiği gibi.
Birisi hep, hep buradaydı,
yok oldu, birdenbire.
Ve inatla sürdürüyor yok olmayı.

Her dolaba bakıldı.
Her raf incelendi.
Halının altında araştırmalardan sonuç çıkmadı.
Karşı gelindi yapma dediğine,
Darmadağın edildi kağıtları her yerde.
Geriye kalan
sade uyumak ve beklemek.

Bekle, hele bir gelsin,
hele bir yüzünü göstersin.
Öylesine ders alacak ki,
bir kediye ne yapılır ne yapılmazmış diye.
Yan yan yanaşmalı
İstemiyormuşcasına,
adımlardan anlaşılan alınganlıkla
Ne sıçra ne de bağır,
hiç olmazsa başlangıçta.

(Cat in an empty apartment, 1996. Lehçeden İngilizceye çeviren S. Baranczak, C. Cavanagh. Türkçe çeviri G. Vassaf, 2003.)


    ETİKETLER:

    Nobel

    ,

    hayat

    ,

    aşk

    ,

    Akşam

    ,

    Çocuk

    ,

    Şiir

    ,

    İddia

    ,

    Güneş

    ,

    Avukat

    ,

    kedi

    ,

    zaman

    ,

    dolu

    ,

    ders

    ,

    Karşı