Çocuk ve devrim

'Bitirgen'i okurken muzip bir kız çocuğunun kimi zaman iç paralayan, kimi zaman insanı kıkır kıkır güldüren anlatımını duyduğunuzda, çocukluk dediğimiz serüvenin değerini anımsayacaksınız
Haber: SEMA KAYGUSUZ / Arşivi

Herkes çocukluğunu anımsasa bu ülkede devrim olurdu. İnsanın ruhunu iğdiş eden boş inançların, benliğe sınır çizgisi çeken terbiye kurallarının, yabancılara, ötekilere, başka türlü düşünenlere karşı duyulan derin korkuların adlı adınca yaşandığı en temiz hafıza defteridir çocukluk. Bazılarımız düşünürken, çocukluğundan doğru düşünür biraz da. Çocukluğunu sansürsüzce okuyabildiği için edebiyattan anlar, şiiri duyar, dünyanın bazı hallerine hayret eder, tiksinebilir, adaletsizlik karşısında şaşalar. Çocukluk evreni, sanıldığı gibi küçüklüğümüz değildir yani. Çocuk halimiz, her şeyi yepyeni bir anlam örüntüsüyle keşfeden eski atamızdır. Büyüdüğümüzde çocukluğumuzu hakkıyla anamıyorsak, yetişkinliğimiz hep defolu kalır. 

Hangimiz büyüyor gerçekten?
Anımsamak, bir dürüstlük meselesi. Memeden kesilmek, babadan ummayı bırakmak, ebeveynlerin gözüne girmek için çabalamaktan kurtulmak gerekir şöyle hakkını vererek anımsamak için. Yani devletten de, milletten de, kültürden de mesafe alabilmektir bir çocukluğu anımsama hali. Olgular içinde bir olgu, yerelin içinde biricik bir yerli olduğumuzun terbiyesini edinmektir.
Figen Şakacı’nın kitabı ‘Bitirgen’in ilk düşündürttüğü şeylerdi bunlar. Biz nereden geldik? Nereden geldik de nasıl olduk? Olduğumuz halimizle yetindik mi, yetinmeyip kendimizi yaptık mı? Yoksa annelerimizin göğsüne gömülüp hep aynı ninniyi mi iştiyoruz? Hangimiz büyüyor gerçekten, hangimiz büyüyemeyip hâlâ dünyanın merkezinde hissediyor kendini? 

Yanıtlar hiç verilmiyor
‘Bitirgen’i okurken muzip bir kız çocuğunun kimi zaman iç paralayan, kimi zaman insanı kıkır kıkır güldüren anlatımını duyduğunuzda, çocukluk dediğimiz o büyük serüvenin değerini anımsayacaksınız tekrar. Figen Şakacı’nın yazdığı bu uzun hikâye ile insanın tarihsel bir varlık olmaya başladığı dönüm noktalarına, büyümenin zorlu eşiklerine uğrayacaksınız. Annenin diliyle oluşan âlem, çevredeki büyüklerin halleriyle nasıl da parçalanmaya ve yeniden kurulmaya başlıyor? Bir görünüp bir kaybolan babalar gerçekte ruhumuzun hangi kıtasına aitler? Bunlar zor sorular, biliyorum. Ama sorular kolay olduğunda yanıtlar hiç verilmiyor. Basit sorular yüzeysel yanıtlarla iç içe oluyor hep. 

Susmak güçlü bir imadır
Düşünüyorum da, böyle bir kitabı yazmak ne kadar belalı bir iştir. Çocukluğun özüne seyahat etmek için, ebeveynleri simgesel olarak öldürmek gerekiyor yazarken. Yaşamıyorlarsa bile yeniden öldürmek... Çocukluğu yazmak, bir bakıma yas tutmayı da göze almaktır. Diyeceğim, Figen’in yazdığı hikaye, yazarların geç kitaplarıdır aslında. Yazarlar önce dışarılara bakarlar çoğu zaman, sonra yavaş yavaş içeriye, doğdukları evlere, fırlatıldıkları rahme geri dönerler. Figen’se ilk kitabıyla yaptı bunu. Olmadığı haliyle yadırgadığı dünyayı, hiç bekletmeden okuruna sundu. Olduğu haliyle dünyayı tartışmaktansa, içinden geçtiği ateşe, yanıp kavrulduğu çocukluğuna baktı. Bu yüzden, Bitirgen sırf yazıldığı için de anlamlıdır benim için.
Kitabın içeriğinden söz etmek güç. Daha doğrusu okura haksızlık olur. Çünkü günce formunda yazılan bu metnin her bir sayfasında bir keşif var. Dil keşfi sözgelimi. Annenin argo deyimlerinde saklı olan kültürel, dinsel anlayışlar, kadın ve erkek bedenine hangi anlamları yüklüyor? Ya da, orta sınıf ailelerin Sosyalizm algısı, bundan otuz yıl önce nasıl bir şeydi? Bir kızın memelerini ilk kim keşfeder? Onun kendi bedeniyle kuracağı saf ilişki nasıl olur da alt üst edilir? Daha nice büyüme ağrısı var bu kitapta. Ve elbette daha nice susma anları...
Sustuğumuz şeyleri kimse bilmez elbette. Ne ki susmak güçlü bir imadır. Figen’in çocukluğu konuşturan ‘Bitirgen’i vesilesiyle bu suskunlukların neyi ifşa ettiğini de duyabiliriz böylece. Sahi biz neyi susuyoruz çocukluğumuzu anımsarken? Kitabın sorduğu en zorlu soru bu. Dünyayı değiştirme arzumuz hangi yutkunduğumuz sözcükte saklı? Benliğe çiğit düşen ilk devrim, çocuk atalarımızın yakıcı sözlerinde mi yoksa?

BİTİRGEN
Bir Uzun Hikâye
Figen Şakacı
Everest Yayınları
2011, 94 sayfa, 9 TL.


    ETİKETLER:

    Sosyalizm

    ,

    Çocuk

    ,

    Erkek

    ,

    Kız

    ,

    Kadın

    ,

    Keşif

    ,

    Hikaye

    ,

    seyahat

    ,

    zaman

    ,

    Devrim