'Çocukluk, kayıp bir cennet gibi!'

'Çocukluk, kayıp bir cennet gibi!'
'Çocukluk, kayıp bir cennet gibi!'

Timothee de Fombelle

Timothee de Fombelle: On iki yaşında okuduğum her satırı hatırlıyorum. Kitaplar genç okurlarda derin izler bırakır. Hem onlara kitapların lezzetini tattırmak hem de onları büyütmek istiyorum
Haber: ASLI TOHUMCU - asli@aslitohumcu.com / Arşivi

Bu yıl üçüncü kez okuyucuyla buluşan İTEF ( İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali), her damak tadından okuyucuyu, sevdiği yerli ve yabancı yazarlarla bir araya getiriyor. 2011 teması “Şehir ve Yemek” olan festivalin bu yılki yabancı konuklarından biri de, gençler için kalem oynatan ve Türkiye ’de iki ciltlik Tobie Lolness serisiyle tanınan, Saint-Exupery ödüllü Fransız yazar Timothee de Fombelle.
Dünyasını karayosunları ve likenlerin sardığı, bu da yetmezmiş gibi karanlık yürekli insanların yaşadığı yer olan büyük meşenin öz suyunu tükettiği bir buçuk milimetrelik, on üç yaşındaki Tobie adlı oğlanın, hassas dünyasını kurtarma mücadelesini anlatıyor Tobie Lolness’da Fombelle. Yazarın hafızalardan kolay kolay silinmeyecek minyatür bir dünyadaki bu hayatta kalma serüvenine elbette aşk ve dostluk da eşlik ediyor.
Tobie’nin halkı çok eski çağlardan beri büyük meşede yaşıyor. Babası Sim bir bilim adamı, annesi Maia ise bir ev hanımı. Sim günün birinde devrim niteliğinde bir buluş yapıyor, ancak yaşadıkları dünyanın kendilerine mezar olana dek sömürülmemesi açısından bu buluşun sırrını açıklamamakta diretince, ailece başları büyük bir belaya giriyor. Sim ve Maia’nın sürgüne gönderilmesi, ardından ölüme mahkûm edilmesi üzerine Tobie kaçmaya başlıyor. Ağaç kabuğunun oyuklarında, dalları arasında durmadan kaçıyor, ailesine kavuşma ve meşenin sonunu hazırlayan kötü yürekli kişilere karşı bir zafer kazanmak umuduyla. Babası Sim’in kendini düşünmek yerine gelecek kuşakları düşünmeye karar vermesi, kendisini büyüten ve yaşatan dünyaya sahip çıkmak istemesi bin bela açıyor yani başlarına. Gerisi insanın başından kalkmakta zorlandığı fantastik, çevreci, romantik ve politik bir serüven.
Yazarla festivalin açılışında tanıştık ve Yapı Kredi Yayınları’ndan Korkut Emrah Erdur’un güzel Fransızcası sayesinde söyleştik. 

Tobie Lolness serisinde minyatür bir dünya ve minyatür kahramanlar yarattınız. Kahramanlarınız minyatür belki ama boğuştukları olaylar için aynı şeyi söyleyemeyiz. Dünyanın meselesini bir buçuk milimetrelik insanların hikayesine sığdırmak ayrı bir yetenek ister diye düşünüyorum…
Karakterlerin arasına girmek yeterli, böylece her şey bir maceranın parçası oluyor. Bir buçuk milimetre boyunda olduğunuz zaman bir ağaç kabuğunun ucu bir dağ, ağacın yosunu bir orman, bir örümcekse bir canavar oluverir. Okurlar üç dört sayfadan sonra kahramanların bu kadar küçük olduklarını unuttuklarını söylüyorlar. Bu benim çok hoşuma gidiyor. Okur da artık minikleşiyor. 

Ayrıca buradaki tezatlık, yani kahramanlığın minicik oluşlarıyla karşı karşıya oldukları tehlikenin büyüklüğü arasındaki tezatlık, bilinçli bir tercih olsa gerek…
Evet, insanlık ve hayat üstüne bir büyüteç tutma duygusuna kapıldım. Tutkular, tehlikeler bir labarotuvardaki gibi mikroskopla gözlemlenebilir. Dünyanın kırılganlığından bahsetmek istiyorum, ama bunun için macerayı ve okuma zevkini bir araç olarak kullanıyorum. 

Sizin çocukluğunuz da okuyanın içini ısıtacak hikayelerle dolu olsa gerek… Ne de olsa sizin için “çocukken vahşi atlar gibi davranırdı” diyorlar!
Benim çocukluğum ailemle uzak diyarlara yolculuk yapmanın ve aynı yere, Fransa’nın batısında bulunan bir ormana düzenli geri dönüşlerin bir karışımıydı. Üç erkek ve bir kız kardeşim vardı. Tatillerde ailemiz bize geniş bir özgürlük imkânı sağlardı. Her sabah doğanın içinde kaybolurduk ve akşam yorgun ama mutlu bir şekilde eve dönerdik. Ağaçlara olan sevgim o dönemden kalma. Çocukluk, tıpkı kayıp bir cennet gibi! 

Kitaptaki dünyanın coğrafi, fiziksel, ne bileyim sosyal ve kültürel ayrıntılarını nasıl tasarladınız? Nelerden ilham aldınız bu süreçte?
Kitabı yazarken, ağacın yeşil tepesinin gezegenimize benzediğini fark ettim. O zaman dünyamızla ilgili toplumsal ya da politik sorunları, görünümleri yeniden keşfettim. Güneşe daha yakın olan üstteki dallar daha şanslı, aşağıda kalan dalların yaşaması ise daha zor. Hayal dünyasından yola çıkıp insan topluluğunun gerçekliğini yeniden keşfettim. 

İki cilt boyunca yarattığınız dünyanın zarafetiyle eğleniyor; kırılganlığıyla hüzünleniyor; Tobie’nin hayatta kalma savaşıyla endişeleniyoruz. Ama kitabın belki de en can alıcı noktası, Tobie’nin babası Sim’in günü kurtarmaktansa geleceği kurtarmayı, hayatı pahasına tercih etmesi. Benim gözümde, atlattığı onca badireye rağmen Tobie’den daha büyük bir kahraman Sim. Ne dersiniz bu konuda?
Sizinle bu konuda hemfikirim. Sim’e karşı özel bir bağım var, çok genç yaşta kaybettiğim babama ve büyükbabama benziyor. Ailesini maceranın göbeğine sürükleyen bütün cesur seçimleri yapan o. 

Peki… sizin favori kahramanınız kim kitapta?
Genç Elisha’nın ben büyülediğini söyleyebilirim sanırım. Tobie’nin arkadaşı... Biraz vahşi ve bir ağaç gövdesi gibi sağlam. 

Hepimiz biliyoruz, bu gidişat değişmezse yaşayacağımız bir dünya kalmayacak. Ama ne yazık ki yaşadığımız çağın anlayışı ve kullandığı araçlar, bu kadar önemli bir meseleyi bile olağanlaştırabiliyor ve öncelikler sıralamasında alt sıralara itebiliyor. Oysa siz devrin klişeleştirme çabalarına rağmen klişe olmaktan çok uzak bir roman yazmışsınız. Bu konuda neler söylersiniz!
Çevreyle ilgili ya da politik ağır mesajları sevmiyorum. Benim için mesaj, şiirin ya da maceranın ilham gücüyle verilmeli. Evet, bu, hayatın kırılganlığı üstüne bir roman, ama aynı zamanda güzellikten de bahsediyor. Toprağı seviyorsanız, onu korumak ve savunmak istersiniz. 

Edebiyatın, özellikle de gençlere yönelik sizinki gibi bir edebiyatın, dünyayı değiştirmeye, güzelleştirmeye katkısı olur mu? Ya da şöyle mi sormalıyım, dünyanın değişmesi/güzelleşmesini, edebiyatınızın da buna katkıda bulunmasını ne derece dert ediniyorsunuz?
Gençler için yazmak önemli bir sorumluluk. Geçen hafta okuduğum kitapları unutmama rağmen, on iki yaşında okuduğum her satırı hatırlıyorum. Kitaplar genç okurlarda derin izler bırakır. Hem onlara kitapların lezzetini tattırmak hem de onları büyütmek istiyorum. Dünyayı değiştirecek olan kitaplarım değil, okurlar! 

Seri, ikinci cilt yani, mutlu sonla bitiyor, peki ya dünyanın geleceği için de aynı şey geçerli olur mu? İnsanlar yaşadıkları dünya için nasıl bir son yazacaklar sizce?
Kitaplarımı açık bir pencere bırakarak bitirmeyi istiyorum. Tobie Lolness’da bazı karanlık taraflar var, ama en sonunda ışık gözüküyor. Evet, ben bir optimistim. Bir okul gezisinde bazı Türk öğrencilerle tanışma fırsatım oldu. Size bunun gelecek için güven verdiğini söyleyebilirim! Zaten hayat güzel bir serüvenden başka nedir ki…

TOBIE LOLNESS 1
Boşlukta Yaşam
Timothee de Fombelle
Çeviren: Elif Gökteke
Yapı Kredi Yayınları
2008
353 sayfa, 18 TL.

TOBIE LOLNESS 2
Elisha’nın Gözleri
Timothee de Fombelle
Çeviren: Elif Gökteke
2008
386 sayfa
19 TL.