Crumb'ın 'yarattık'ları

Crumb'ın 'yarattık'ları
Crumb'ın 'yarattık'ları
Robert Crumb'ın, dört yıllık çalışmasının ürünü 'Genesis' Türkçede. Biz de, fantezi dünyasının ele avuca sığmazlığıyla meşhur bu yaratıcının, kutsal bir metni nasıl yorumladığını birinci elden tecrübe edebiliyoruz
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

Bir yaratıcıyla, onu konu alan bir belgesel ya da kurgusal film vesilesiyle tanışmak ister istemez o kişinin işlerine baştan olumlu bir yaklaşımı beraberinde getiriyor. Aslında yaratıcının işlerini, hayat hikâyesinden ayrı değerlendirememe tehlikesini de içerdiğinden pek de tercih edilesi bir başlangıç sayılmayabilir bu. Ancak söz konusu, Robert Crumb gibi, işleri, kişiliğinden ve hayatından ayrı düşünülemeyecek, yaşamını da eserleri gibi şekillendirip sıradışı kıvama getirmiş bir isimse ortada çok da sorun yok.
1960’ların karşı kültürüyle hemhal yeraltı çizgi romanlarının piri Robert Crumb’ı işlerinden değil de, yakın arkadaşı Terry Zwigoff’un çektiği, başyapıt değerindeki belgeseli ‘Crumb’dan tanıyanlar çoktur. Zira bir nesil farkı söz konusu. 

Herkesi memnun edemeyeceğim
Crumb, kırk yıl boyunca çalışmayı sürdürdüyse de, onun çizgi roman dünyasındaki etkisine vakıf olabilmek için, sarsıcı yönünü birinci elden tecrübe edebilmek lazım muhtemelen. 1920’lerin çizgi romanlarını, 1960’lara has ‘tribal’ bir filtreden geçirerek sunduğu ‘Fritz the Cat’, ‘Mr. Natural’ hâlâ etkiliyse de, onların sarsıcılığını kavramak o tribal havanın solunduğu dönemde daha kolaydır büyük ihtimalle. Otobiyografik özellikler taşıyan eserleri, içtenlikleriyle hala sarsıcı. Çizimleriyle dünyanın belli başlı müzelerine konuk olması, ‘yüksek sanat’ ve gerisi arasındaki ayrımın pek de geçerli olmadığı günümüz sanat ortamında çok da bir şey ifade etmeyebilir. Ama bu köprüyü kuran eksantrik Robert Crump olunca iş, yüksek kültüre açılım meselesinden çıkıyor, sınırlar iyice muğlaklaşıyor. Dolayısıyla, Robert Crumb gibi bir isim, Tevrat’ın ‘Yaradılış’ bölümünü resimleyince de iş, ilüstrasyonlarla din dersi olmaktan çıkıyor, bambaşka bir boyuta taşınıyor.
Robert Crumb’ın, metnin farklı dönemlerindeki halini de incelediği dört yıllık çalışmasının ürünü, 2009 tarihli ‘Genesis’, aradan çok geçmeden bizde de yayımlandı. Biz de otobiyografik özellikler taşıyan eserlerindeki dürüstlüğüyle, fantezi dünyasının ele avuca sığmazlığıyla meşhur bu yaratıcının, kutsal bir metni nasıl yorumladığını bu sefer, nesil falan fark etmeden birinci elden tecrübe edebiliyoruz. Aslında Crumb’ın ‘Genesis’i 1960’ları asit etkisi altında geçirmiş, ‘algısının kapılarını’ epey genişletmiş bir çizerden bekleneceği gibi şık halisünasyon tasvirleriyle, uçuk manzaralarla dolu bir kutsal metin yorumu değil. Ama zaten amaç da o değil. Crumb’ın kendi kaleme aldığı ‘Giriş’ bölümünden yapılacak birkaç alıntı, aslında ‘Genesis’in derdini anlayabilmek için yeterli. “Eğer kitabın bana ait görsel ve metinsel yorumu bazı okuyucularımı rencide eder veya öfkelendirirse –ki metne çok sayıda kişi tarafından hürmet edildiği göz önünde bulundurulduğunda bu kaçınılmaz görünüyor– savunmam için tek söyleyeceğim şey benim bu işe normal bir çizim işi olarak yaklaştığım, kimseyle dalga geçme veya görsel şakalar yapma niyetinde olmadığımdır. Böyle desem de herkesi memnun edemeyeceğimin farkındayım.” 

Tribal ihtimaller
Ortaya çıkan iş de Crumb’ın bu meşakkatli çalışma sürecinde, ele aldığı metne normal bir çizim işi olarak baktığını, ona kutsallık atfetmediğini ama aynı zamanda tersyüz edici bir tavır takınmadığını gösterir nitelikte. Yorumu, daha çok olan bitenin sade tasvirlerinden ibaret. Crumb’ın ‘Yaratılış’ının ayırt edici yönü, metindeki hikayeleri her şeyden arındırarak, çıplak bir halde okuyucusuna sunması. Crumb, İngiltere ’de, hem senaristi hem de iş arkadaşı olan karısı Aline Kominsky, Crumb’la beraber katıldığı bir söyleşide dile getirdiği gibi kimseyi gücendirme derdinde değil: “Gücendirmem gerekmiyor. Mesela İbrahim’in, onu tapınak prensesi kılığında kandıran geliniyle yattığı sahneyi görmelerini istiyorum. Bu, İncil’de geçiyor. Bunu nasıl karşılayacaklar bilmiyorum. Sadece orada ne varsa onu çizeceğim.”
‘Genesis’deki Crumb tavrı da burada. Belki mucizelerle dolu kutsal bir metnin ona sunduğu ‘tribal’ ihtimallerden pek faydalanmıyor. Ama zamanında kadın düşmanı olduğu yönünde eleştiriler almasına yol açan, iri yarı kadın figürlerini, imzası yerine geçen etkileyici taramalarını, metnin temeline inmek için kullanıyor. Daha önce kendi kendini masaya yatırıp fantezilerini, dünyasını sarsıcı bir dürüstlükle okuyucusuyla paylaşmıştı Crumb. Şimdi de “ortak, tarihsel bilincimizin derinlerine uzanan ve çok sayıda anlam katmanı olan güçlü bir metin” olarak nitelendirdiği ‘Yaratılış’a aynı dürüstlükle yaklaşıyor. Bu sefer görsel şakalara başvurmuyor olabilir ama Crumb çizgisinde şaşırtıcılık ve tazelik halen mevcut.

GENESIS
Robert Crumb
Yurt Kitap -Yayın
2011
224 sayfa
18 TL.


    ETİKETLER:

    İngiltere

    ,

    sanat

    ,

    hayat

    ,

    kitap

    ,

    Yayın

    ,

    Kadın